Tekil Mesaj gösterimi
Alt 01-21-2008, 02:29 PM   #1 (permalink)
intibaH
 
intibaH - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nerden: Odam :)
Yaş: 17
Mesajlar: 1.040
Tecrübe Puanı: 10
intibaH isimli üye Tecrübe puanını kapatmıştır.
Standart Yuce Goksel Alemlerin Oldugunu Biliyorum

" YÜCE GÖKSEL ALEMLER " in BULUNDUĞUNU BİLİYORUM....
Tarih: 10.09.1990
Yer: Mersin
Olayı Yaşayan: Râna Çelik

Karşımda deneyimi anlatmak için 3 saatlik yolu büyük bir heyecanla kat etmiş olan 42 yaşındaki Rana Çelik oturuyordu.
- Bu dünyanın ötesinde kelimelerle ifade edebilmesi mümkün olmayan, " Yüce Göksel Alemler " in olduğunu biliyorum ve bundan dolayı artık ölümden hiç korkmuyorum. Biliyorum ki, bu dünyada ölmek daha yüce âlemlere doğmak oluyor....
Evet.... İşte bu sözlerle başladı başından geçenleri anlatmaya .... Yine ölüm ötesi bir deneyim yaşayan birisiyle karşı karşıya olduğumu anlamıştım. Dikkatle kendisini dinlemeye devam ettim. Çünkü anlatacağı her kelimenin öte âlemi tanımamızda büyük bir önemi olduğunu biliyordum....
- Bundan 10 yıl önce Ankara Doğum Evi'nde üçüncü çocuğumu dünyaya getirmek üzere bulunuyordum. Bana ve doktorum Baş Hekim Ziya Durmuş'a göre her şey çok normaldi. Beni doğuma aldılar.
Bir kaç dakika sonra bütün sancılardan kurtulmuş inanılmaz bir hafiflik duygusuyla yükselmeye başlamıştım.... Bedenim ise aşağıda doğum masasında yatıyordu. Doktorum Ziya Bey, yanındaki doktor Münevver Hanım'a, " Hastayı kaybediyoruz, çabuk makineleri getirin. " diye bağırıyordu. Bir anda kendimi hastanenin koridorunda benim için gelen makinelerin içeriye alınışını seyrederken buldum. Kapıda bekleyen annem ve eşim panik içinde ağlıyorlardı ve ben onları tavandan seyrediyordum ! Bu çok garip bir durumdu....
O anda ben öylesine mutluydum ki, niçin ağladıklarını merak ediyordum. Daha yükseklere doğru çekildiğimi hissetmeye başladım. Sanki geniş bir borunun içine doğru çok güzel bir müzik eşliğinde çekiliyordum... Borunun sonundaki ışık ise tarif edilemeyecek kadar güzeldi. Borunun sonuna yaklaştığımda, 4 yıl önce kaybettiğim ablamı gördüm. Yanında yüzlerinden ışık akseden insanlar vardı. Onunla aramızda bulunan rengârenk ışıklar saçan kalın bir çizgiyle ellerimi uzattığımda, adeta telepatik olarak şu mesajı aldım: " Hayır henüz zamanın gelmedi. Geri dönmek ve sana verilen hayatı yaşamak zorundasın. Bu senin görevin...! " Bu sözcükler bir anda benliğimde yankılandı. Bu sözcükleri net bir şekilde duymuştum. Konuşmuyorduk ama bir şekilde anlaşabiliyorduk. Bu düşünce yoluyla kurulan bir iletişim yöntemiydi...
Ablama ellerimi uzattığımda bir şeyi fark ettim.. Ellerim yoktu ! Şeffaf ışıklı bir haldeydim. Bu arada hızla geri çekilmeye başladım. Benliğimde yankılanan son düşünce ise ablamın bana ilettikleriydi:
- " Hazır olduğunda geleceksin. Ben seni karşılamak için yine burada olacağım... "
Bu ablamın son sözleriydi.... Ayrılmayı hiç istemediğim, bu huzurlu ortamdan hızla geri çekiliyordum... Kısa bir süre sonra kendimi doğum odasında bulduğumda ise, doktorlar makinelerin başında, kalbimi çalıştırmak için mücadele veriyorlardı. Ben onları yine yukarıdan izliyordum. Henüz daha bedenime geri dönmemiştim. Duyduğum son ses: " Kalp atışları başladı. Hastamız geri geliyor..." oldu. Birden kendimi bedenimin içinde ve doğum anında buldum.
Bir kaç saat sonra Ziya Durmuş yanıma gelerek: " Bugünü yalnız kızının doğum tarihi olarak değil, senin de doğum tarihin olarak kaydet. Zira kalbin kısa bir süre durdu... Makinelerle seni hayata getirdik..." dedi.
Bütün bunları bildiğimi hatta bunun da ötesinde olup bitenleri gördüğümü söylediğim de ise, anlattıklarımı dinleyen doktorum: " Bunların hepsi doğru ama tıbben hayati fonksiyonları biten birinin bizim yaptıklarımızı görmesi mümkün değil " dedi. Ancak ben tüm olup biteni görmüş ve bu görmüş olduklarımın doğruluğunu da bizzat doktoruma teyit ettirmiştim.

Evet ..... Tıbben mümkün olmayan bir şeyler mümkün olmuştu... ama bu konuda yurdumuzda herhangi bir çalışma yapılmadığı için, Rana Hanımın anlattıkları üzerinde durulmadı. Oysaki bu konuda yurtdışında yapılan bilimsel araştırmalar konuya açıklık getirmiş durumda...
- Evet Berrin Hanım.... Bu yaşadıklarım ne rüyaydı, ne de halüsinasyon... İnsanın ruhu yukarıdan gelen enerjiler ile sevgi, ışıkla besleniyor ve destekleniyor. İnsanlar fizik dünyaya nüfuz eden ruhsal dünyanın farkında değiller. Bu anlamda hakikaten de insanların gözleri bağlı, kulakları sağır durumda. Birçok şeyi insanlar dünyada yaşarken idrak edemiyorlar. Dünyadayken idrak edebildiklerimiz sadece, fizik duyularla iletişim kurulabilen şeylerdi. Oysa ki bunun ötesinde başka şeyler de var....
Ben artık dünyada niçin yaşadığımı biliyorum. Görevlerimi de en iyi şekilde yapmaya çalışıyorum.... Ölümün ise son değil, başka boyutlarda yeni bir başlangıç olduğunu çok iyi biliyorum...
Sevgili okuyucularım, bu ve buna benzer olayları bir araya getirdiğimizde, gerçekten de çok önemli bir meseleyle karşı karşıya olduğumuzu söyleyebilirim. Çoğunlukla bu dünyada yaşayan biz insanlardan, Rana Hanım'ın da dediği gibi, bazı sırlar saklanmış... Adeta bir sınırlar çevrilmiş durumdayız. Ama şunu da rahatlıkla söyleyebiliriz ki, " Sınır Ötesi " nde farklı bir dünya bizi bekliyor...
intibaH isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla