<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Edebiyat, Tarih, Sinema, Kitap, Şiir, Genel Kültür, Bilgi, Ödev Araştırma, Komik Videolar, Facebook &#187; Yazar Biyografileri</title>
	<atom:link href="http://www.zaruret.com/category/biyografi/yazarlar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.zaruret.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 03 Apr 2010 05:28:24 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.5</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Peyami Safa</title>
		<link>http://www.zaruret.com/biyografi/yazarlar/peyami-safa.html</link>
		<comments>http://www.zaruret.com/biyografi/yazarlar/peyami-safa.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 09:01:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazar Biyografileri]]></category>
		<category><![CDATA[biz insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[cingöz recai]]></category>
		<category><![CDATA[cumbadan rumbaya]]></category>
		<category><![CDATA[fatih harbiye]]></category>
		<category><![CDATA[kültür haftası]]></category>
		<category><![CDATA[Matmazel Noralyanın Koltuğu]]></category>
		<category><![CDATA[Peyami Safa]]></category>
		<category><![CDATA[Peyami Safa biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Peyami Safa eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Peyami Safa hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Peyami Safa kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Peyami Safa kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[server bedi]]></category>
		<category><![CDATA[Son Havadis Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[tasvir i efkar]]></category>
		<category><![CDATA[türk düşüncesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zaruret.com/?p=350</guid>
		<description><![CDATA[Peyami Safa Biyografisi
Ünlü Türk romancısı ve gazeteci.
Servet-i Fünun dönemi şairlerinden İsmail Safa&#8217;nın oğlu olan Peyami Safa, 2 Nisan 1899&#8242;da İstanbul&#8217;da doğdu. Sivas&#8217;a sürgüne gönderilen babasını iki yaşında kaybeden Safa, dokuz yaşında tutulduğu kemik hastalığı ve maddi sıkınıtlar yüzünden düzenli bir eğitim göremedi.
Vefa Lisesi&#8217;ni yarıda bırakmak zorunda kalan yazar, önce Keaton Matbaası&#8217;nda, daha sonra da açılan  <a href="http://www.zaruret.com/biyografi/yazarlar/peyami-safa.html" class="more-link">More &#62;</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Peyami Safa Biyografisi</strong></p>
<p>Ünlü Türk romancısı ve gazeteci.</p>
<p>Servet-i Fünun dönemi şairlerinden İsmail Safa&#8217;nın oğlu olan Peyami Safa, 2 Nisan 1899&#8242;da İstanbul&#8217;da doğdu. Sivas&#8217;a sürgüne gönderilen babasını iki yaşında kaybeden Safa, dokuz yaşında tutulduğu kemik hastalığı ve maddi sıkınıtlar yüzünden düzenli bir eğitim göremedi.</p>
<p>Vefa Lisesi&#8217;ni yarıda bırakmak zorunda kalan yazar, önce Keaton Matbaası&#8217;nda, daha sonra da açılan sınavı kazanarak Posta ve Telgraf Nezareti&#8217;nde 1914 yılına kadar memur olarak çalıştı. 1914 &#8211; 1918 yılları arasında Boğaziçi&#8217;ndeki Rehber-i İttihat Mektebi&#8217;nde öğretmenlik yaptı. Öğretmenlik yaptığı yıllarda kendi çabalarıyla Fransızca öğrendi.</p>
<p>1918 yılında öğretmenlikten ayrılarak ağabeyi İlhami Safa ile çıkardıkları Yirminci Asır Gazetesi&#8217;nde Asrın Hikayeleri adlı öyküleriyle kırküç yıl sürecek olan gazetecilik ve yazı hayatına ilk adımını atmış oldu. 1921 yılında Son Telgraf Gazetesi&#8217;nde daha sonra da Tasvir-i Efkâr&#8217;da yazdı.</p>
<p>Tasvir-i Efkâr&#8217; dan sonra 1940 yılına kadar Cumhuriyet Gazetesi&#8217;nde yazan Peyami Safa ayrıca Milliyet, Tercüman, Son Havadis gazetelerinde de yazdı. Kültür Haftası (21 sayı, 15 Ocak &#8211; 3 Haziran 1936) ve Türk Düşüncesi (63 sayı, 1953 &#8211; 1960) adlarında iki dergi çıkaran Peyami Safa, 1961 yılında oğlu Merve&#8217;nin ölümü üzerine İstanbul&#8217;a döndü.</p>
<p>Peyami Safa&#8217;nın edebî değeri olmayan, &#8220;Server Bedi&#8221; imzası ile yayınladığı Cumbadan Rumbaya (1936) romanı ve Cingöz Recai Polis Hikâyeleri halk arasında çok rağbet gördü.</p>
<p>Güçlü bir fikir adamı olan Peyami Safa, batı tarihçilerince &#8220;Zalim&#8221; olarak tanıttıkları Hun hükümdarı Atilla&#8217;yı aklamak amacıyla bir de tarihsel roman yazdı. Çağın düşünce akımlarıyla da yakından ilgilenen Peyami Safa, siyasal sorunlar karşısında tavır aldı. Zaman zaman Nazım Hikmet, Nurullah Ataç, Sabiha ve Zekeriya Sertel ve Aziz Nesin&#8217;le çeşitli polimiklere girdi.</p>
<p>Fıkra ve makalelerinde mantık ve inandırıcılığı ön plana çıkaran Peyami Safa, romanlarında ise olaydan çok tahlile önem verdi. Mahşer, Şimşek, Fatih-Harbiye ve Biz İnsanlar adlı romanlarını Doğu-Batı sorununu ve halkın yaşadığı çelişkileri somutlaştırarak kaleme aldı.</p>
<p>İkinci Dünya Savaşı sırasında Nasyonal Sosyalistlerle yakınlaşan Peyami Safa, gerçek roman stili olan mistisizme&#8217;ye <strong>Matmazel Noralya’nın Koltuğu</strong> adlı romanıyla geçti.</p>
<p>Romanlarının yanı sıra düşünsel yapıtları ve gazeteciliğiyle de kendini kanıtlamış olan Peyami Safa 15 Haziran 1961&#8242;de öldüğü zaman <strong>Son Havadis Gazetesi</strong>&#8216;nin baş yazarı idi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zaruret.com/biyografi/yazarlar/peyami-safa.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Halide Edip Adıvar</title>
		<link>http://www.zaruret.com/biyografi/yazarlar/halide-edip-adivar.html</link>
		<comments>http://www.zaruret.com/biyografi/yazarlar/halide-edip-adivar.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 08:48:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazar Biyografileri]]></category>
		<category><![CDATA[adnan adıvar]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet ağaoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[ateşten gömlek]]></category>
		<category><![CDATA[halide edip]]></category>
		<category><![CDATA[Halide Edip Adıvar]]></category>
		<category><![CDATA[Halide Edip Adıvar biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Halide Edip Adıvar hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Halide Edip Adıvar kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Halide Edip Adıvar kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[Halide Edip Adıvar romanları]]></category>
		<category><![CDATA[handan]]></category>
		<category><![CDATA[kurtuluş savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[seviye talip]]></category>
		<category><![CDATA[sinekli bakkal]]></category>
		<category><![CDATA[son eseri]]></category>
		<category><![CDATA[türk ocağı]]></category>
		<category><![CDATA[vurun kahpeye]]></category>
		<category><![CDATA[yeni turan]]></category>
		<category><![CDATA[yusuf akçura]]></category>
		<category><![CDATA[Ziya Gökalp]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zaruret.com/?p=339</guid>
		<description><![CDATA[Halide Edip Adıvar Biyografisi

Türk romancı. Siyasal alanda da etkinlik göstermiştir.
İstanbul&#8217;da doğdu. Kimi kaynaklara göre doğum yılı 1884&#8242;tür. İngiliz terbiyesiyle yetişmesini isteyen babası onu Üsküdar Amerikan Kız Koleji&#8217;nde okuttu. Orada Rıza Tevfik&#8217;den (Bölükbaşı) Fransız edebiyatı dersleri aldı ve Doğu&#8217;nun mistik edebiyatını dinledi. Sonradan evlendiği Salih Zeki&#8217;den de matematik dersleri alıyordu. Koleji 1901&#8242;de bitirdi. 1908&#8242;de gazetelere yazmaya  <a href="http://www.zaruret.com/biyografi/yazarlar/halide-edip-adivar.html" class="more-link">More &#62;</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff9900;"><strong>Halide Edip Adıvar Biyografisi<br />
</strong></span></p>
<p>Türk romancı. Siyasal alanda da etkinlik göstermiştir.</p>
<p>İstanbul&#8217;da doğdu. Kimi kaynaklara göre doğum yılı 1884&#8242;tür. İngiliz terbiyesiyle yetişmesini isteyen babası onu Üsküdar Amerikan Kız Koleji&#8217;nde okuttu. Orada Rıza Tevfik&#8217;den (Bölükbaşı) Fransız edebiyatı dersleri aldı ve Doğu&#8217;nun mistik edebiyatını dinledi. Sonradan evlendiği Salih Zeki&#8217;den de matematik dersleri alıyordu. Koleji 1901&#8242;de bitirdi. 1908&#8242;de gazetelere yazmaya başladığı kadın haklarıyla ilgili yazılardan ötürü gericilerin düşmanlığını kazandı. 31 Mart Ayaklanması&#8217;nda bir süre için Mısır&#8217;a kaçmak zorunda kaldı.1909&#8242;dan sonra eğitim alanında görev alarak öğretmenlik, müfettişlik yaptı. Balkan Savaşı yıllarında hastanelerde çalıştı. Gerek bu çalışmaları, gerekse müfettişliği sırasında İstanbul semtlerini dolaşması, ona çeşitli kesimlerden insanları tanıma fırsatını verdi. 1919&#8242;da Sultanahmet Meydanı&#8217;nda, İzmir&#8217;in işgalini protesto mitinginde yaptığı etkili konuşma ünlüdür. 1920&#8242;de Anadolu&#8217;ya kaçarak Kurtuluş Savaşı&#8217;na katıldı.</p>
<p>Kendisine önce onbaşı, sonra da üstçavuş rütbesi verildi. Savaşı izleyen yıllarda Cumhuriyet Halk Fırkası ve Atatürk ile siyasal görüş ayrılığına düştü. 1917&#8242;de evlenmiş olduğu ikinci kocası Adnan Adıvar ile birlikte Türkiye&#8217;den ayrıldı. 1939&#8242;a kadar dış ülkelerde yaşadı. O yıllarda konferanslar vermek üzere Amerika&#8217;ya ve Mohandas Gandi tarafından Hindistan&#8217;a çağrıldı. 1939&#8242;da İstanbul&#8217;a dönen Adıvar 1940&#8242;ta İstanbul Üniversitesi&#8217;nde İngiliz Filolojisi Kürsüsü başkanı oldu, 1950&#8242;de Demokrat Parti listesinden bağımsız milletvekili seçildi. 1954&#8242;te istifa ederek evine çekilmiş ve 1964&#8242;te ölmüştür.</p>
<p>Adıvar&#8217;ın Seviye Talip (1910), Handan (1912) ve Son Eseri (1913) gibi ilk romanları aşk öyküleri anlatan yapıtlardır. Yazar kahramanlarını yakıp yıkan bir sevgiyi dile getirmek istediği için kişilerin iç dünyasına yönelir ve bu sevginin zamanla bir tutkuya dönüşmesini sergiler. Bu yapıtların önemli özelliğini, birbirine benzeyen ve ondan önceki Türk romanlarında bulunmayan kadın kahramanlarda aramak doğru olur. Yazarın asıl amacı kadın kahramanların kişiliklerini erkeklerin gözüyle değerlendirmek olduğu için, romanlarının anlatıcısı olarak bu kadınlara âşık erkekleri seçer ve fırtınalı bir aşk öyküsünü onların anı defterlerinden ya da mektuplarından anlatır. Erkek (bazen kadın da) evli olduğu için, kaçınılması olanaksız bir iç çatışma, romanların moral sorununu oluşturur ve roman ya kadının ya da erkeğin ölümüyle biter. Adıvar&#8217;ın, biraz kendi olduğunu iddia edilen bu kadın kahramanları, yazarın o dönemde ideal saydığı Türk kadınını temsil ederler. Seviye Talipler, Handanlar, Kâmuranlar her şeyden önce güçlü kişiliği olan, haklarını savunan, Batı terbiyesi almış, ama Batılılaşmayı giyim kuşamda aramayan, resim ya da müzik gibi bir sanat alanında yetenek sahibi, yabancı dil bilir, kültürlü ve çekici kadınlardır.</p>
<p>Adıvar 1910 yıllarında Ziya Gökalp, Yusuf Akçura ve Ahmet Ağaoğlu ile birlikte Türk Ocağı&#8217;nda çalışmaya başladıktan sonra yazdığı Yeni Turan adlı romanında (1912) yurt sorunlarına eğilir. II. Meşrutiyet döneminde geçen bu ütopik romanda, Yeni Turan adlı idealist bir partinin program ve çalışmalarını anlatırken yeni bir Türkiye&#8217;nin hangi sağlam temellere oturtulması gerektiği hakkında o zamanki görüşlerini açıklamak fırsatını bulur. <strong>Ateşten Gömlek</strong> (1922) ve <strong>Vurun Kahpeye</strong> (1923) romanlarında Kurtuluş Savaşı sırasında Anadolu&#8217;da tanık olduğu olayları, direnişleri, kahramanlıkları, ihanetleri anlatırken kendi gözlemlerinden yararlandığı için daha gerçekçidir. Bununla birlikte, bir aşk sorununun aşıldığı bu yapıtlarda da yüceltilmiş kadın kahraman yerini korur. Ancak şimdi, yine olağan dışı bu kadın, öncekiler gibi bireysel sorunlarla sarsılan kültürlü bir sanatçı olarak değil, milli dava peşinde erdemlerini kanıtlayan ya da Anadolu&#8217;da düşmana karşı savaşan bir yurtsever olarak çıkar karşımıza.</p>
<p>Adıvar&#8217;ın ilk yapıtlarında Türk okuruna sunduğu bir yenilik yarattığı bu kadın imgesidir. Bu imge toplumda birbirine karşıt olarak algılanan değerleri uzlaştırdığı için önemliydi. Osmanlı -İslam geleneklerine göre ev kadını olarak yetiştirilmiş basit ve cahil kadın, o dönemin aydın kesiminin gözünde geri kalmış bir uygarlığın simgesi gibiydi. Öte yandan Batılılaşmış &#8220;asrî&#8221; kadın da köklerinden kopmuş, değerlerini şaşırmış, namus anlayışı kuşku uyandıran bir kadındı. Adıvar&#8217;ın kahramanları işte bu çelişkiyi kendilerinde uzlaştırmakla bir özleme cevap veriyorlardı. Çünkü bunlar hem Batılılaşmış hem de milli değerlerine bağlı kalmış, hem serbest hem de namus konusunda çok titiz, ahlakı sağlam kadınlardı. Gerektiğinde bir erkek gibi spor yapan, ata binen bu kadınlar üstelik dişiliklerini de korumayı başarmışlardır.</p>
<p>Adıvar&#8217;ın en ünlü romanı <strong>Sinekli Bakkal</strong>&#8216;da (1936) ileri bir adım attığını, yeni bir aşamaya vardığını görürüz. İlk romanlarının olay örgüsü bir iki kişi arasındaki bireysel ilişkilere bağlı olarak gelişirken, II. Abdülhamid dönemindeki Türk toplumunun panoramik bir tablosunu sergileyen Sinekli Bakkal&#8217;ın olay örgüsü siyasal, düşsel, toplumsal sorunlarla örülmüş olarak gelişir. Romanın okuru en çok çeken yönü de fakir kenar mahallesi, zengin konakları ve saray çevresiyle II. Abdülhamid zamanının İstanbul&#8217;u anlatmasıdır.</p>
<p>Ne var ki yazarın amacı bir dönemin Türk toplumunu yansıtmak değildir yalnızca. Bu felsefi romanda çevrelerin bir işlevi de belli değerlerin temsilcisi olmaktır. Sinekli Bakkal mahallesi gelenekleri ve insancıl değerleri sürdüren halk kesimini; Genç Türkler&#8217;den Hilmi ve a rkadaşları devrimci aydınları; saray çevresi ise, yozlaşmış yönetici kesimi temsil eder. Roman iki kısma ayrılmıştır. Birinci kısmın ana teması Abdülhamid&#8217;in istibdat idaresi karşısında şiddete başvurarak devrim yapmanın geçerliliği sorunudur. Gerçi Adıvar içtenlikle ezilen halktan yanadır, ama gelenekçiliği ve savunduğu mistik dünya görüşü şiddete başvurarak devrim yapmayı onaylamasına izin vermez. Romanda II. Meşrutiyet&#8217;in ilanı &#8220;asırların kurduğu müesseselerin köklerini&#8221; söken, &#8220;içtimaî ve siyasî nizam ve intizamı&#8221; altüst eden bir devrim olarak nitelenir. Doğru tutum Mevlevî tarikatından Vehbi Dede&#8217;nin yaptığı gibi &#8220;herhangi bir hayat fırtınasını sükûnetle seyretmek&#8221;tir. Yazar devrimden değil evrimden yanadır. Romanın ikinci kısmında yozlaşmış saray çevresi sergilenirken ana tema olarak Rabia ile Peregrini ilişkisi gelişir ve evlilikle son bulur. Bu evliliğin simgesel anlamı Batı ile Doğu&#8217;nun bileşimi olarak yorumlanmıştır. Ama Peregrini&#8217;nin &#8220;öylebasit ve insanî ananeler&#8221; dediği geleneklere bağlı Sinekli Bakkal mahallesindeki cemaat yaşamına hayran olması, Müslümanlık&#8217;ı kabul ederek Rabia ile evlenmesi ve mahalleye yerleşmesi, daha çok Doğu değerlerinin üstünlüğüne işaret sayılmaktadır. Ne var ki yazar, Rabia ile Peregrini&#8217;nin sevişip evlenmelerine inandırıcı bir hava verememiştir. Farkedilir ki, olaylar yazarın kafasındaki bir görüşü dile getirmek için tertiplenmekte ve Doğulu kadın ile Batılı erkek yazarın tezi gereği seviştirilip evlendirilmektedirler. Birinci kısımda olay örgüsünün doğal gelişimi, farklı dünya görüşlerine sahip kişiler arasındaki çatışmadan doğan gerilim ve dramatik sahneler, ikinci kısımda yerlerini, zorlama izlenimi veren bir ilişkiye ve saray çevresinin tanıtılmasına bırakınca romanın sanatsal düzeyi düşer.</p>
<p>1943&#8242;te CHP Ödülü&#8217;nü alan Sinekli Bakkal Türkiye&#8217;de en çok baskı yapan roman olmuştur. Sinekli Bakkal&#8217;ı izleyen romanların ise yazarın ününe katkıda bulunacak nitelikte oldukları söylenemez.</p>
<p>Adıvar çeşitli alanlarda etkinlik göstermiş, siyasal ve toplumsal konularda da hem Türkçe, hem İngilizce kitaplar yazmış, İngilizce&#8217;den Türkçe&#8217;ye çeviriler yapmıştır. Zamanının dış ülkelerde en çok tanınan Türk yazarı olmuştur. Yapıtlarından kimileri İngiliz, Fransız, Alman, Rus, Macar, Fin, Urdu, Sırp, Portekiz dillerine çevrilmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zaruret.com/biyografi/yazarlar/halide-edip-adivar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Emre Kongar</title>
		<link>http://www.zaruret.com/biyografi/yazarlar/emre-kongar.html</link>
		<comments>http://www.zaruret.com/biyografi/yazarlar/emre-kongar.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 08:34:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazar Biyografileri]]></category>
		<category><![CDATA[Emre Kongar]]></category>
		<category><![CDATA[Emre Kongar biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Emre Kongar biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[Emre Kongar hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Emre Kongar kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[izmirde Kentsel Aile]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet barlas emre kongar]]></category>
		<category><![CDATA[Nüfus Etüdleri Enstitüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Reşit Emre Kongar]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihimizle Yüzleşmek]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihimizle Yüzleşmek emre kongar]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum Farkı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zaruret.com/?p=330</guid>
		<description><![CDATA[Emre Kongar Biyografisi
Reşit Emre Kongar, 1941 doğumlu toplumbilimci, yazar. Kongar, uzun yıllar akademisyenlik yapmış, profesörlük ünvanına sahip değerli bir toplumbilimcidir. Birçok kitap yazmıştır, şu anda televizyonda bir tartışma programı sunmaktadır.
Emre Kongar, 13 Ekim 1941’de İstanbul Kanatlarımın Altında’da doğdu. Annesi Mesude Kongar Zapyon Kız Lisesi’nde ve Şişli Terakki Lisesi’nde felsefe öğretmenliği yapmıştı, babası İhsan Kongar da  <a href="http://www.zaruret.com/biyografi/yazarlar/emre-kongar.html" class="more-link">More &#62;</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Emre Kongar Biyografisi</strong></p>
<p><strong>Reşit Emre Kongar</strong>, 1941 doğumlu toplumbilimci, yazar. Kongar, uzun yıllar akademisyenlik yapmış, profesörlük ünvanına sahip değerli bir toplumbilimcidir. Birçok kitap yazmıştır, şu anda televizyonda bir tartışma programı sunmaktadır.</p>
<p>Emre Kongar, 13 Ekim 1941’de İstanbul Kanatlarımın Altında’da doğdu. Annesi Mesude Kongar Zapyon Kız Lisesi’nde ve Şişli Terakki Lisesi’nde felsefe öğretmenliği yapmıştı, babası İhsan Kongar da Pertevniyal Lisesi ve Şişli Terakki Lisesi’nin felsefe öğretmenlerindendi. Kongar, 1959’da Şişli Terakki Lisesi’nden mezun olduktan sonra Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin Maliye ve İktisat Bölümü’ne girdi. Buradan 1963’te mezun oldu. Başarılı bir öğrenci olan Kongar, 1964 yılında Birleşmiş Milletler’den kazandığı burs ile Michigan Üniversitesi Sosyal Çalışma Yüksekokulu’na kaydoldu. 1966’da okulu bitirdi ve master derecesine sahip oldu.</p>
<p>Öğrenim hayatını Amerika’da tamamladıktan sonra Türkiye’ye dönen Kongar, Hacettepe Üniversitesi’ne akademisyen olarak girdi. Bir yandan da Nüfus Etüdleri Enstitüsü’nde çalıştı. Üniversitede Sosyal Çalışma Yüksekokulu’nu kurdu. Akademik anlamda yükselmeye devam etmek isteyen Kongar, “İzmir’de Kentsel Aile” konulu doktora tezini verdi ve doktor ünvanını aldı.</p>
<p>Akademik hayata 1972 yılında askerlik yapmak için ara veren Kongar, 1974’te Hacettepe Üniversitesi’ne geri döndü. 1976’da “Toplumsal Değişme Kuramları” tezi ile doçentlik ünvanını aldı. Aynı yıl Turizm ve Tanıtma Bakanlığı’nda başladığı danışmanlık görevini 1979’a kadar sürdürdü. Aynı zamanda Milli Eğitim Bakanlığı’nda da danışmanlık yaptı, Gençlik ve Spor Bakanlığı için bir proje hazırladı. Kültür Bakanlığı’nda da Kültür Yüksek Kurulu üyesiydi.</p>
<p>1981’de, “Atatürk ve Devrim Kuramları” tezi ile profesörlük ünvanını alan Kongar, 1983 yılında üniversiteden, askeri rejimin etkilerini protesto etmek amacıyla istifa etti. Bu sırada Hürriyet Gazetesi’nde danışmanlık yapmaya başladı. Ayrıca Amerika’da yayınlanan “International Journal of Sociology of Family” ve “American Journal of Political and Military Sociology” adlı dergilerin kurullarında da danışmanlık yaptı.</p>
<p>1987’de KAMAR adlı kamuoyu araştırma şirketini kurdu ve 1991’de buradaki görevinden ayrıldı. 1992 – 1995 yılları arasında Kültür Bakanlığı’nda Müsteşar olarak görev yaptı. 1992 yılıda kısa bir sure TÜSES’te genel sekreter olarak çalıştı.</p>
<p>1996’da akademisyen olarak geri döndüğü Hacettepe Üniveritesi’nden Yıldız Teknik Üniversitesi’ne atandı ve buradaki görevine 1997’de başladı. Aynı yıl İstanbul Üniversitesi’nde de öğretim üyeliği yaptı. Çeşitli gazetelerin ödül jürilerinde bulundu.</p>
<p>Kongar’ın aldığı ödüller şöyleydi; 1977’de “Türkiye’nin Toplumsal Yapısı” kitabıyla Türk Dil Kurumu Bilim Ödülü, 1979’da ”Toplumsal Değişme Kuramları ve Türkiye Gerçeği” kitabıyla Sedat Simavi Vakfı Sosyal Bilim Ödülü, 15 Ocak 1996&#8242;da Federal Almanya Devleti tarafından Üstün Hizmet Madalyası Büyük Liyakat Haçı, 1 Şubat 1996&#8242;da İtalya Devleti Commandatore Madalyası, 15 Şubat 1996&#8242;da Polonya Devleti Commandor Nişanı, 1998’de “21. Yüzyılda Türkiye” kitabıyla Aydın Doğan Sosyal ve Beşeri Bilimler Ödülü, aynı yıl Nokta Dergisi’nin Doruktakiler Ödülü ve İstanbul Üniversitesi Yılın İletişimcisi Ödülü, 2001’de “Kızlarıma Mektuplar” kitabıyla Marmara Üniversitesi En Beğenilen Kitap Ödülü, 2003’te Yıldız Teknik Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi’nin En Beğenilen Yazar Ödülleri’ne layık görüldü.</p>
<p>Kongar, yazarlık yönüyle de öne çıkmış, onlarca kitap yazmıştır. En son 2006 tarihli “<strong>Tarihimizle Yüzleşmek</strong>” adlı kitabını çıkarmış, geniş kitleler tarafından büyük ilgi görmüştür. Şu anda bir televizyon kanalında Mehmet Barlas’la birlikte “<strong>Yorum Farkı</strong>” adlı tartışma programını sunmaktadır. Evli ve üç çocukludur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zaruret.com/biyografi/yazarlar/emre-kongar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beydebâ</title>
		<link>http://www.zaruret.com/biyografi/yazarlar/beydeba.html</link>
		<comments>http://www.zaruret.com/biyografi/yazarlar/beydeba.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 Jan 2010 12:06:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazar Biyografileri]]></category>
		<category><![CDATA[alimlerin başı]]></category>
		<category><![CDATA[Beydeba]]></category>
		<category><![CDATA[Beydeba alimlerin başı]]></category>
		<category><![CDATA[Beydeba dimne]]></category>
		<category><![CDATA[Beydeba doğumu]]></category>
		<category><![CDATA[Beydeba eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Beydeba fabl]]></category>
		<category><![CDATA[Beydeba fablları]]></category>
		<category><![CDATA[Beydeba hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Beydeba hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[beydeba kelile]]></category>
		<category><![CDATA[Beydeba kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[beydeba kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[Beydeba kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[beydeba öğütleri]]></category>
		<category><![CDATA[bir hint bilgesi]]></category>
		<category><![CDATA[hint bilgesi beydeba]]></category>
		<category><![CDATA[hintli beydeba]]></category>
		<category><![CDATA[kelile ve dimne]]></category>
		<category><![CDATA[kelile ve dimne fablları]]></category>
		<category><![CDATA[musikinin mucidi]]></category>
		<category><![CDATA[şair beydeba]]></category>
		<category><![CDATA[yazar Beydeba]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zaruret.com/?p=307</guid>
		<description><![CDATA[Beydebâ (Mö. 1)
Bir Hint bilgesi.. Nerde doğdu, nasıl yaşadı, ne zaman öldü bilmesek de eserleri günümüze kadar geldi.
Sınır tanımaz ve acımasız bir hükümdarın dönemiydi. Beydeba bu azgın hükümdara öğütler vermek istedi. Onu zulümlerinden caydırmak için, Kelile ve Dimne&#8216;yi yazdı. Kitap fabl türünden. Yani insanlar arasındaki ibret verici olaylar, hayvanların arasında geçiyormuşçasına anlatılıyor.
Kitap, ismini içindeki bir  <a href="http://www.zaruret.com/biyografi/yazarlar/beydeba.html" class="more-link">More &#62;</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Beydebâ (Mö. 1)</strong></p>
<p>Bir Hint bilgesi.. Nerde doğdu, nasıl yaşadı, ne zaman öldü bilmesek de eserleri günümüze kadar geldi.</p>
<p>Sınır tanımaz ve acımasız bir hükümdarın dönemiydi. Beydeba bu azgın hükümdara öğütler vermek istedi. Onu zulümlerinden caydırmak için, <strong>Kelile ve Dimne</strong>&#8216;yi yazdı. Kitap fabl türünden. Yani insanlar arasındaki ibret verici olaylar, hayvanların arasında geçiyormuşçasına anlatılıyor.</p>
<p>Kitap, ismini içindeki bir hikayenin kahramanları olan iki çakaldan almış. Doğrulu ve dürüstlüğü &#8220;<strong>Kelile</strong>&#8220;&#8221;, yanlışlığı ve yalanı ise &#8220;Dimne&#8221; simgeler. Eserin tamamında böyle bir ikilik vardır. Beydeba, eserinin bir dış yüzü, bir de iç yüzü olduğunu söyler. Dış yüzü, yani hayvanlar, eğlencelik kısmı; iç yüzü yani sözler, bilgelik kısmı&#8230;</p>
<p>Kelile ve Dimne tarih boyunca en çok okunan ve çevrilen kitapların başında yer alıyor. Temel konu ahlak ve siyaset. Hikayelerde ihanetler, hileler, ihtiraslar, erdemler hem keyifle hem de ders vererek anlatılıyor.</p>
<p>Beydeba, kelime anlamı olarak &#8220;<strong>alimlerin başı</strong>&#8221; demektir.</p>
<p>Musiki alanında yaptığı buluşlar sebebiyle kimileri ona &#8220;<strong>musikinin mucidi</strong>&#8221; de der.</p>
<p><strong>Ne demiş Beydeba:</strong></p>
<ul>
<li>Akıllı bir kimse, düşmanından da akıl öğrenmeyi ihmal etmez.</li>
<li>Deniz, dalgalarıyla deniz; hükümdar, yardımcılarıyla hükümdar olur.</li>
<li>Dostluk iyi kimseler arasında çarçabuk temelleşir, güçlükle yıkılır.</li>
<li>Yastık diye başını ateşe dayayan, yatak diye yılanların üzerine tayan bir adam; emniyet ettiği bir dostundan düşmanlık sezen bir adamdan daha rahat uyur.</li>
<li>Açık kalple konuşan düşman, içten pazarlıklı dosttan yeğdir.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zaruret.com/biyografi/yazarlar/beydeba.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dede Korkut Kimdir</title>
		<link>http://www.zaruret.com/biyografi/yazarlar/dede-korkut-kimdir.html</link>
		<comments>http://www.zaruret.com/biyografi/yazarlar/dede-korkut-kimdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 Jan 2010 12:01:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazar Biyografileri]]></category>
		<category><![CDATA[dede]]></category>
		<category><![CDATA[dede korkut]]></category>
		<category><![CDATA[dede korkut  masalları]]></category>
		<category><![CDATA[dede korkut biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[dede korkut destanları]]></category>
		<category><![CDATA[dede korkut hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[dede korkut hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[dede korkut kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[dede korkut kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[dede korkut on iki hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[dede korkut sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[dede korkutun hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[deli dumrul]]></category>
		<category><![CDATA[Ecel vakti ermeyince can çıkmaz]]></category>
		<category><![CDATA[kitab ı dede korkut]]></category>
		<category><![CDATA[korkut]]></category>
		<category><![CDATA[masalcı dede korkut]]></category>
		<category><![CDATA[oğuz türkleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zaruret.com/?p=305</guid>
		<description><![CDATA[Dede Korkut
Masallara karışmış bir masalcı.Ne doğduğu yıl belli ne öldüğü yıl. Masalcı dedikse hafife alınmasın. Bize ta yüzyıllar öncesinden haberler getirdi. En çok da Oğuz Türklerini anlattı. Neye inanırlar, nasıl yaşalar, neleri severler, nelerden kaçarlar; geçmişin karanlıklarında kaybolmasınlar diye hepsini söze döktü.
Önceleri dilden dile dolaştı bu hikayeler. Çünkü o zamanlar sayfa sayfa kitaplara yazmak yerine  <a href="http://www.zaruret.com/biyografi/yazarlar/dede-korkut-kimdir.html" class="more-link">More &#62;</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dede Korkut</strong></p>
<p>Masallara karışmış bir masalcı.Ne doğduğu yıl belli ne öldüğü yıl. Masalcı dedikse hafife alınmasın. Bize ta yüzyıllar öncesinden haberler getirdi. En çok da Oğuz Türklerini anlattı. Neye inanırlar, nasıl yaşalar, neleri severler, nelerden kaçarlar; geçmişin karanlıklarında kaybolmasınlar diye hepsini söze döktü.</p>
<p>Önceleri dilden dile dolaştı bu hikayeler. Çünkü o zamanlar sayfa sayfa kitaplara yazmak yerine dilden dile anlatmak vardı. Dede Korkut da muhtemelen bu anlatıcılardan biriydi. Ama masalların içinden bazen kutsal kişi olarak, bazen de bir bilgin olarak çıkıverirdi karşımıza.</p>
<p>Dili ve anlatımı o kadar sadedir ki üstünden asırlar geçmesine rağmen onları hala kolayca anlayabiliyoruz. Bugüne kadar hayatta kalabilmiş on iki hikaye bizi yüzyıllar öncesine götürüyor, ceplerimize öğütler doldurup geri getiriyor.</p>
<p><strong>Ne demiş Dede Korkut:</strong></p>
<ul>
<li>Ecel vakti ermeyince can çıkmaz.</li>
<li>Yığılı malın mülkün olsa da nasibinden fazlasını yiyemezsin.</li>
<li>Çıkan can geri gelmez.</li>
<li>Kara eşek, başına gem vursan katır olmaz, hizmetçiye elbise giydirsen hanım olmaz!</li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zaruret.com/biyografi/yazarlar/dede-korkut-kimdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
