<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Edebiyat, Tarih, Sinema, Kitap, Şiir, Genel Kültür, Bilgi, Ödev Araştırma, Komik Videolar, Facebook &#187; Genel</title>
	<atom:link href="http://www.zaruret.com/category/genel/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.zaruret.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 03 Apr 2010 05:28:24 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.5</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Avatar Filmi</title>
		<link>http://www.zaruret.com/genel/avatar-filmi.html</link>
		<comments>http://www.zaruret.com/genel/avatar-filmi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Apr 2010 05:28:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[avatar]]></category>
		<category><![CDATA[avatar filmi]]></category>
		<category><![CDATA[film avatar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zaruret.com/?p=460</guid>
		<description><![CDATA[


Code:
************************************************** *****************************
                          Avatar DvD Scr XviD AC3-FLAWL3SS
************************************************** *****************************

General Information

Cover and Label Art..: NONE

Sample Included......: Yes

Movie Information....: http://www.imdb.com/title/tt0499549/

Runtime..............: 2hr 36 mn

File Size............: 2.06 GiB

Audio/Video Info

Source...............: DVD-R thanks to IMAGINE

Original Audio....... DVD-R

Container............:  <a href="http://www.zaruret.com/genel/avatar-filmi.html" class="more-link">More &#62;</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://i45.tinypic.com/9q9pvs.jpg" border="0" alt="9q9pvs Avatar Filmi"  title="Avatar Filmi" /></p>
<p><img src="http://i25.tinypic.com/15qyjxt.jpg" border="0" alt="15qyjxt Avatar Filmi"  title="Avatar Filmi" /></p>
<div>
<div>Code:</div>
<pre>************************************************** *****************************
                          Avatar DvD Scr XviD AC3-FLAWL3SS
************************************************** *****************************

General Information

Cover and Label Art..: NONE

Sample Included......: Yes

Movie Information....: http://www.imdb.com/title/tt0499549/

Runtime..............: 2hr 36 mn

File Size............: 2.06 GiB

Audio/Video Info

Source...............: DVD-R thanks to IMAGINE

Original Audio....... DVD-R

Container............: AVI

Audio Codec..........: AC3
Audio Bitrate........: 48
Channels.............: 2
Compression..........: Xvid
Resolution...........: 720x384
Bits/(Pixel*Frame)...: 0.346
Format Settings......: BVOP: YES | QPel: NO | GMC: NO
Frame Rate...........: 23.97 fps
Video Standard.......: NTSC

Language.............: English

Subtitles............: Only in non english speaking parts

Encoder..............: BDK</pre>
</div>
<p><img src="http://i30.tinypic.com/2a8hlqq.jpg" border="0" alt="2a8hlqq Avatar Filmi"  title="Avatar Filmi" /><br />
<img src="http://i49.tinypic.com/2h6se2h.jpg" border="0" alt="2h6se2h Avatar Filmi"  title="Avatar Filmi" /></p>
<p><img src="http://i45.tinypic.com/ehynhg.jpg" border="0" alt="ehynhg Avatar Filmi"  title="Avatar Filmi" /></p>
<p><img src="http://i45.tinypic.com/2mec0bb.jpg" border="0" alt="2mec0bb Avatar Filmi"  title="Avatar Filmi" /></p>
<p><img src="http://i48.tinypic.com/219tlzo.jpg" border="0" alt="219tlzo Avatar Filmi"  title="Avatar Filmi" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zaruret.com/genel/avatar-filmi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hitler Türkiye&#8217;ye Saldırmış Olsaydı</title>
		<link>http://www.zaruret.com/genel/gerekli-bilgiler/hitler-turkiyeye-saldirmis-olsaydi.html</link>
		<comments>http://www.zaruret.com/genel/gerekli-bilgiler/hitler-turkiyeye-saldirmis-olsaydi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 14:42:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgi Mahzeni]]></category>
		<category><![CDATA[adolf hitler]]></category>
		<category><![CDATA[alman türkiye savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[hitler]]></category>
		<category><![CDATA[hitler türkiye savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[hitler türkiyeye saldırsaydı]]></category>
		<category><![CDATA[ikinci dünya savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[nazi ordusu]]></category>
		<category><![CDATA[naziler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zaruret.com/?p=424</guid>
		<description><![CDATA[Hitler Türkiye&#8217;ye Saldırsaydı
1941 yılının bahar aylarıydı. Nazi postalları, Fransa&#8217;nın ardından tüm Balkan ülkelerini de ezip geçmiş, nihayet Yunanistan&#8217;ı da ilhak edip Türk sınırına dayanmıştı. Türk hükümeti, Alman ordusunun Türkiye&#8217;ye saldıracağından emin idi. Savaş hazırlıkları çoktan başlamıştı.

Ülkenin tüm geliri orduya ayrılmaya başlanmış, halk ekmeği bile &#8220;vesika&#8221; ile almaya çalışır hâle gelmişti. Askere alımlar büyük ölçüde artmıştı;  <a href="http://www.zaruret.com/genel/gerekli-bilgiler/hitler-turkiyeye-saldirmis-olsaydi.html" class="more-link">More &#62;</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hitler Türkiye&#8217;ye Saldırsaydı</strong></p>
<p>1941 yılının bahar aylarıydı. Nazi postalları, Fransa&#8217;nın ardından tüm Balkan ülkelerini de ezip geçmiş, nihayet Yunanistan&#8217;ı da ilhak edip Türk sınırına dayanmıştı. Türk hükümeti, Alman ordusunun Türkiye&#8217;ye saldıracağından emin idi. Savaş hazırlıkları çoktan başlamıştı.</p>
<p style="margin: 0px;">
<p style="margin: 0px;">Ülkenin tüm geliri orduya ayrılmaya başlanmış, halk ekmeği bile &#8220;vesika&#8221; ile almaya çalışır hâle gelmişti. Askere alımlar büyük ölçüde artmıştı; neredeyse tek hedef Alman işgalini geri püskürtmekti. Ancak, 1941&#8242;in Haziran&#8217;ında ajanslara düşen haber, tüm dünyayı şoka uğratacaktı. Hitler, 3 milyon askerden müteşekkil birleşik Nazi ordusu ile Rus topraklarını yarmaya başlamış, Türkiye&#8217;ye saldırmamıştı.</p>
<p style="margin: 0px;">
<p style="margin: 0px;">Hitler&#8217;in sonunu hazırlayan Rus operasyonu (Barbarossa), Türkiye&#8217;de yıllarca tartışıldı. Hitler Türkiye&#8217;ye neden saldırmamıştı? Birçok sebep üretildi, konuşuldu. Ancak ben, olayın farklı bir yönünü inceleyeceğim. &#8220;Alternatif tarih&#8221; dediğimiz türden bir yaklaşımla, <strong><em>&#8220;Hitler Türkiye&#8217;ye saldırsaydı ne olurdu?&#8221;</em></strong> sorusunun cevabını bulmaya çalışacağım.</p>
<p style="margin: 0px;">
<p style="margin: 0px;">
<p style="margin: 0px;">Öncelikle iki ordunun işgal sırasında uygulayacağı muhtemel stratejilere bakalım;</p>
<p style="margin: 0px;">
<h3><strong>Muhtemel Türk Ordusu Stratejisi</strong></h3>
<p style="margin: 0px;">Türk ordusu, sanıldığının aksine en büyük yığınağı Edirne&#8217;ye değil, İstanbul&#8217;a yapıyordu. Temel amaç, hantal Nazi tanklarını İstanbul&#8217;un dar sokaklarına çekip bir şehir savaşı vermek idi.</p>
<p style="margin: 0px;">
<p style="margin: 0px;">Meriç&#8217;ten giriş yapacak olan Nazi ordusuna İstanbul&#8217;a kadar topyekûn bir saldırı düşünülmüyordu. Nazi ordusu, Gerilla saldırıları ile İstanbul&#8217;a kadar yıpratılacak; İstanbul&#8217;da ise tüm halkın katılacağı bir savaş ile püskürtülecekti. Efsanevi Rus general Zhukov&#8217;un Stalingrad&#8217;da yaptığı da, Türk ordusunun stratejisi ile benzeşiyordu. Zira Zhukov, Stalingrad sokaklarını araba külüstürlerinden taş molozlarına kadar birçok cisimle kapatmış, şehir savaşında zayıf olan Nazi ordusunu teker teker avlamıştı.</p>
<p style="margin: 0px;">
<p style="margin: 0px;">
<h3><strong>Muhtemel Nazi Stratejisi</strong></h3>
<p style="margin: 0px;">Naziler, savaşın başından beri uyguladıkları stratejiyi burada da uygulayacaklardı muhtemelen. Hızla sınırı geçen Alman ordusu,<em> Luftwaffe</em>&#8216;nin (Alman Hava Kuvetleri) öncü bombardımanlarının ardından son darbeyi vuracaktı. Nazi ordusu, muhtemelen İstanbul&#8217;u dümdüz etmeyi planlıyordu; zira Türk ordusunun sonuna kadar savaşacağını biliyorlardı. İstanbul&#8217;da dağıtılacak Türk ordusunun ardından tüm Anadolu&#8217;nun alınması içten bile değildi.</p>
<p style="margin: 0px;">
<p style="margin: 0px;">Şimdi, Türkiye açısından olumlu ve olumsuz senaryolara bakalım;</p>
<p style="margin: 0px;">
<p style="margin: 0px;">
<h3><strong>Olumsuz Senaryo</strong></h3>
<p style="margin: 0px;">Türk ordusu İstanbul&#8217;da dağılır, İstanbul&#8217;da taş taş üstünde bırakmayan Nazi ordusu, hızla Anadolu&#8217;daki önemli Türk şehirlerini ele geçirmeye başlar. Nihayetinde radyo yayınlarından Türk halkının, İnönü hükümetinden sözde &#8220;özgürleştirildiği&#8221; duyurulur, başa Hitler uydusu bir hükümet geçirilir.</p>
<p style="margin: 0px;">
<p style="margin: 0px;">Peki sonra?</p>
<p style="margin: 0px;">
<p style="margin: 0px;"><strong>Nazi ordusu, Türkiye&#8217;ye iki şey için saldırırdı:</strong></p>
<p style="margin: 0px;">
<p style="margin: 0px;">
<ul>
<li>Büyük insan gücü (işçi potansiyeli vs.)</li>
</ul>
<p style="margin: 0px;">
<p style="margin: 0px;">
<ul>
<li>Anadolu&#8217;nun, zengin petrol yataklarının bulunduğu Orta Doğu için bir köprü niteliğinde olması,</li>
</ul>
<p style="margin: 0px;">
<p style="margin: 0px;">
<p style="margin: 0px;"><strong>İlk sebeb;</strong> Nazi ordusunun ihtiyaçlarını karşılaması amacı ile yaptırılırdı muhtemelen. Irk çizelgesinde alt tabakada bulunan ırklara Alman toplama kamplarında yapılanlar, muhtemelen bize de Anadolu&#8217;da yaptırılırdı.</p>
<p style="margin: 0px;">
<p style="margin: 0px;"><strong>İkinci sebeb</strong>e baktığımızda, Hitler&#8217;in petrol ihtiyacını karşılayan Romanya&#8217;nın bombalanmasının ardından Orta Doğu&#8217;ya ulaşmak istediğini görüyoruz. Zaten Sovyetlere saldırmasının en önemli sebeplerinden biri de, Orta Asya ve Orta Doğu&#8217;ya inip petrol yataklarını ele geçirmekti.</p>
<p style="margin: 0px;">
<p style="margin: 0px;">
<h3><strong>Olumlu Senaryo</strong></h3>
<p style="margin: 0px;">Trakya&#8217;da vur kaç saldırıları ile yıpratılan Nazi ordusu, İstanbul&#8217;da hararetli bir şehir savaşına mâruz bırakılırdı. İstanbul&#8217;u düm düz ederek ilerleyen Nazi ordusu, Türk direnişçilerin büyük çabası ile ağır kayıplar verirdi. Alman Hava Kuvvetleri&#8217;nin İngiltere bombardımanından dolayı yıpranması, Türk ordusu için büyük bir avantajdır. Geri püskürtülen Alman ordusunun geride bıraktığı İstanbul, adeta bir harabeyi andırmaktadır.</p>
<p style="margin: 0px;">
<p style="margin: 0px;"><strong>Peki sonra?</strong></p>
<p style="margin: 0px;">
<p style="margin: 0px;">Nazileri Stalingrad&#8217;da püskürten Kızıl ordu, Berlin&#8217;e kadar Almanları kovalamış ve soğuk savaşta kullanacağı Doğu Avrupa&#8217;yı kontrol altına almıştı. Peki biz Berlin&#8217;e kadar gidebilir miydik?</p>
<p style="margin: 0px;">
<p style="margin: 0px;">Hayır. Henüz 20 yılını doldurmamış bu genç cumhuriyet, 29 buhranının verdiği ekonomik yükün altından kalkamadan Avrupa&#8217;nın ortalarına kadar ilerleyemezdi. Meriç&#8217;ten püskürtülen Nazi ordusunu kovalama işi, muhtemelen İngiliz ordusuna verilirdi.</p>
<p style="margin: 0px;">
<p style="margin: 0px;">Tabii işin bir de ekonomik boyutu var.</p>
<p style="margin: 0px;">
<p style="margin: 0px;">İstanbul&#8217;un harabeye dönmesi, Türk ekonomisini on yıllarca uğraştıracak derin bir krize sokacaktır. Savaşın ardından yapılan Marshall yardımında biraz büyük bir pay alarak rahatlama görülse de, bu büyük daralmanın etkileri uzunca bir süre gözlenir.</p>
<p style="margin: 0px;">
<p>Hitler Türkiye&#8217;ye saldırsaydı, şüphesiz ki şu anda daha farklı bir Türkiye olurdu; ama daha iyi bir Türkiye mi, yoksa daha kötü bir Türkiye mi, bilemeyeceğiz&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zaruret.com/genel/gerekli-bilgiler/hitler-turkiyeye-saldirmis-olsaydi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İHSAN OKTAY ANAR&#8217;IN ANLATI DÜNYASINDA KONU</title>
		<link>http://www.zaruret.com/genel/edebiyat-genel/ihsan-oktay-anarin-anlati-dunyasinda-konu.html</link>
		<comments>http://www.zaruret.com/genel/edebiyat-genel/ihsan-oktay-anarin-anlati-dunyasinda-konu.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 23:32:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[anlatı dünyasında konu]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[İHSAN OKTAY ANAR]]></category>
		<category><![CDATA[ihsan oktay anar kitapları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zaruret.com/?p=406</guid>
		<description><![CDATA[İHSAN OKTAY ANAR&#8217;IN ANLATI DÜNYASINDA KONU 
İhsan Oktay Anar 1960&#8242;ta Yozgat&#8217;ta dünyaya gelmiştir. Sanatçının ataları 1893&#8242;te Kazan&#8217;dan ayrılarak İstanbul&#8217;a yerleşmiştir. Ailesi İstanbullu olan Anar, 1974&#8242;ten beri İzmir&#8217;de yaşamaktadır.
İhsan Oktay Anar ilk ve ortaokulu İstanbul&#8217;da okumuş, liseyi ise İzmir&#8217;de tamamlamıştır. Karşıyaka Erkek Lisesi&#8217;nden sık sık kaçan yazar okuma tutkusunu dizginleyemiyor, soluğu Millî Kütüphane&#8217;nin kâğıt kokulu kitap  <a href="http://www.zaruret.com/genel/edebiyat-genel/ihsan-oktay-anarin-anlati-dunyasinda-konu.html" class="more-link">More &#62;</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İHSAN OKTAY ANAR&#8217;IN ANLATI DÜNYASINDA KONU </strong></p>
<p>İhsan Oktay Anar 1960&#8242;ta Yozgat&#8217;ta dünyaya gelmiştir. Sanatçının ataları 1893&#8242;te Kazan&#8217;dan ayrılarak İstanbul&#8217;a yerleşmiştir. Ailesi İstanbullu olan Anar, 1974&#8242;ten beri İzmir&#8217;de yaşamaktadır.</p>
<p>İhsan Oktay Anar ilk ve ortaokulu İstanbul&#8217;da okumuş, liseyi ise İzmir&#8217;de tamamlamıştır. Karşıyaka Erkek Lisesi&#8217;nden sık sık kaçan yazar okuma tutkusunu dizginleyemiyor, soluğu Millî Kütüphane&#8217;nin kâğıt kokulu kitap raflarında alıyordur. Sanatçının kitaplara olan sevdası babasından sirayet etmiştir. O, okuyan bir ailenin okuyan bir ferdidir. Sanatçı &#8220;Ablamlar da babam gibi sürekli okurlardı.&#8221;[2] diyerek anar Süheyla ve Füruzan adlı ablalarını.</p>
<p>Sığındığı mâbedde önüne ne gelirse bitmek bilmez bir arzuyla okuyan, sürekli okuyan bir kitap kurdudur İhsan Oktay Anar. &#8220;Okuldan kaçıp Milli kütüphaneye gidiyor, orada okuyordum. Maupassant, Çehov, Gogol. Bir gün eve okuldan atıldığım haberi geldi, devam etmediğim için.&#8221;[3] diyen sanatçı bu hadisenin ardından eğitimini akşam lisesinde tamamlar. Ardından Ege Üniversitesi Felsefe bölümünü kazanır. İçtikçe susuzluğu artan çöl bedevîsi gibi, okudukça tecessüsü derinleşen, kitap aşkı büyüyen Anar, Felsefe bölümünü kendisine kolay geldiği için tercih etmiştir. Böylelikle okumaya ve yazmaya daha çok zaman ayırabildiğini belirten yazar, yüksek lisans eğitimini de aynı üniversitede tamamlamıştır. Sanatçı halen aynı üniversitede yardımcı doçent olarak görev yapmaktadır.</p>
<p>Günümüz Türk edebiyatının nevi şahsına münhasır isimlerinden biri olan İhsan Oktay Anar&#8217;ın şu ana kadar yayımlanmış beş anlatısı (Puslu Kıtalar Atlası-1995; Kitab-ül Hiyel-1996; Efrâsiyâb&#8217;ın Hikâyeleri-1998; Amat-2005; Suskunlar-2007) mevcuttur. Gerek dil-üslûp, gerekse kurgu özellikleriyle dikkati çeken bu eserler, özellikle konuları itibarıyla önem arzeder. Büyük eserleri büyük kılan en önemli amillerden biri de işledikleri konuların evrensel oluşlarıdır. İhsan Oktay Anar&#8217;ın eserlerinin derin yapısına bakıldığında da karşımıza evrensel sorunlar, insan(lığ)ın ortak problemleri çıkmaktadır.</p>
<p>Yazarın ilk eseri olan Puslu Kıtalar Atlası&#8217;nda 17. yüzyıl İstanbul&#8217;unun fon[4] olarak kullanıldığını görmekteyiz. Korsan, eş cinsel, bıçkın, dilenci, kumarbaz, hırsız ve delilerden oluşan, toplumun alt tabakası diyebileceğimiz bir şahıs kadrosuna sahip olan eserde, sonsuz gücün kaynağı olduğuna inanılan ‘kara para&#8217; sayesinde ölümsüzlüğe ulaşmayı arzulayan Büyük Efendi Efraim ile dünyayı tanımak için baba evini terk ettikten sonra bu paraya tesadüfen sahip olan ve böylelikle hayatı tamamen değişen Bünyamin adlı bir genç arasındaki mücadeleyi konu edinir.</p>
<p>Puslu Kıtalar Atlası&#8217;na genel olarak baktığımızda eserin aslında bir iyilik-kötülük mücadelesi ya da insan-şeytan çekişmesi çerçevesine oturduğunu görürüz. Zira macera (eser) sona erdiğinde kahramanımız Bünyamin, dünya kitabını (Puslu Kıtalar Atlası) okuyarak, hayatın iyi ve kötü yönlerine tanık olmuştur. Ancak nefsini dünyevî hırslardan uzak tutmasını bilmiş ve erdeme ulaşmıştır. Bu nedenle Puslu Kıtalar Atlası, esas itibarıyla insanın asıl bilgiye ya da erdeme ulaşmak için çıktığı hayat yolculuğunda -ki bu, dünya kitabını okuma yolculuğudur- şeytan tarafından aldatılmaya, yok edilmeye çalışılması ve kahramanın şeytanı (kötülüğü) alt etmesi temasını işleyen felsefî bir romandır (Karaca, 2005:104), diyebiliriz.</p>
<p>Sanatçının ikinci eseri olan Kitab-ül Hiyel&#8217;de ise III. Selim (1789-1807) zamanından II. Meşrutiyet(1908)&#8217;in ilanına kadar ki dönemin fon olarak kullanıldığını görmekteyiz. Ana mekânın yine İstanbul olduğunu gördüğümüz eserde, toplumun her kesiminden insanların oluşturduğu bir çevrede, usta çırak ilişkisiyle birbirlerini takip eden üç kuşak mucidin (hiyelkârın) muhteris kişiliklerinin birer yansıması olan projelerini gerçekleştirme çabaları ve bu yolda giriştikleri mücadeleler anlatılmaktadır.</p>
<p>Bu roman da Puslu Kıtalar Atlası&#8217;na paralel olarak hırs, aç gözlülük, nefret gibi duyguların insanoğlunun mizacında ne kadar ağır bir tahribat oluşturduğu teması işlenmektedir. Sanatçı iyilik ve kötülük mücadelesini okuyucuya birbirine usta-çırak ilişkisiyle bağlı bulunan Yâfes Çelebi, Kara Calûd ve Üzeyir Bey&#8217;in hayat hikâyeleri etrafında sunmaktadır. Doğunun hikmet hikâyelerini anımsatan eserde yazarın kötüleri cezalandırıp, iyileri ödüllendirdiği görülmektedir.</p>
<p>Anar&#8217;ın üçüncü kitabı olan Efrâsiyâb&#8217;ın Hikâyeleri&#8217;nde, Anadolu&#8217;nun çeşitli şehir ve kasabalarının yanı sıra, fantastik mekânların da yoğun bir biçimde kullanıldığını görmekteyiz. Eser, kırsal kesimde yaşayan alt gelir grubundan insanlarla birlikte, gerçeküstü şahısları da kapsayan, genellikle sıra dışı ve olağanüstü olayları konu edinmektedir.</p>
<p>Aslında kitaptaki anlatılar Cezzar Dede adlı şahsın torunlarına anlattığı masallardan ibarettir. Bu metinler birbirinden kopuk ve bağımsız bir görüntü arz etmesine rağmen, esere bütünlüklü bir biçimde bakıldığında çocuk sevgisi, korku, din, aşk, cennet-cehennem, ölüm-hayat gibi konuları işlediğini görmekteyiz. Dolayısıyla yazarın bu eserinde de evrensel nitelikli olay ve olguları konu edindiğini söyleyebiliriz.</p>
<p>Yazarın dördüncü kitabı olan Amat, 1670 yılında, İstanbul&#8217;dan yola çıkıp Navarin&#8217;e doğru yol alan Amat adlı bir Osmanlı kalyonunun seyr ü seferi sırasında karşılaştığı maceraları konu edinmektedir. Sanatçı eserinde Kaptan Diyavol (Şeytan) ve Koca Reis Süleyman karakterleri etrafında yaratılıştan beri süregelen insan-şeytan/iyilik-kötülük mücadelesini konu edinmektedir.</p>
<p>Anar önceki eserlerinde olduğu gibi burada da hırs, nefret, merak ve ölümsüzlük gibi konuları işlemektedir. Şeytanın insanoğlundaki bu duyguları tutku haline getirerek onları yoldan çıkarma ve kendine kul-köle etme çabasını ele almaktadır. Dolayısı ile Amat&#8217;ta dinsel ve felsefî bir temanın kullanıldığını görmekteyiz (Karaca, 2006: 33). Fakat Anar bu temayı eserin aksiyon dolu, hareketli yapısına yedirerek eseri adeta şifrelerle dolu, alegorik bir hüviyete büründürmüştür.</p>
<p>Sanatçının son eseri olan Suskunlar&#8217;da ise İstanbul&#8217;un Sultan II. Ahmet (1691-1695) saltanatından sonraki dönemlerinin fon olarak kullanıldığı görülmektedir. Musiki üstatları, Mevlevî dervişleri, Müslim-Gayrimüslim toplumun her kesiminden insanın yer aldığı eserde, Tağut (Şeytan)&#8217;un ölümsüzlük vaadiyle onun her istediğini yerine getiren Cüce Efendi&#8217;nin, İstanbul&#8217;da bulunan altı musiki üstadını öldürüp, yedinci ve son üstat olarak Bâtın Hazretleri&#8217;nin neyinden &#8220;Hayat Nefesini&#8221; dinleyerek sonsuz hayata ulaşma arzusu ve bu amacına ulaşmak için bir Mevlevî dervişi olan Eflâtun ve ağabeyi Dâvut ile girdiği mücadele ele alınmaktadır.</p>
<p>Anar, önceki eserlerinde olduğu gibi Suskunlar&#8217;da da tarihsel bir gerçekliği aktarma kaygısından uzaktır. Yazar burada da insan-şeytan ve iyilik-kötülük mücadelesi çerçevesinde hırs, nefret, aç gözlülük ve ölümsüz olma tutkusu gibi evrensel konuları işlemiştir.</p>
<p>Sonuç olarak tarihi bir atmosferin fon olarak kullanıldığı İhsan Oktay Anar metinlerinde günlük hayatın sıradan insanlarını görmekteyiz. Osmanlı dönemi tarih ve din kitaplarından süzülüp gelen &#8220;öyküleme üslubu&#8221; (Karaca, 2008: 101) ile eserlerindeki tarihî atmosferi pekiştiren sanatçı, eserlerini sıkı bir biçimde kurgulamaktadır. Tarih, din, tasavvuf, musiki gibi unsurları, anlatacağı asıl olay için destekleyici birer unsur olarak kullanan Anar, gerçeküstü unsurlara da yoğun bir şekilde yer vererek kendi fantastik dünyasını ortaya koymaktadır. Dolayısı ile Anar&#8217;ın eserlerinde olay akışını sağlayan yüzeysel bir konu ve bunun yanında belli bir entelektüel birikim gerektiren, dinî ve felsefî sorunsalları işleyen derin bir yapı olduğunu görmekteyiz. Bu da sanatçının oluşturduğu metinleri hem kurgu hem de konu bakımından daha sıkı ve sembolik bir hale getirmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zaruret.com/genel/edebiyat-genel/ihsan-oktay-anarin-anlati-dunyasinda-konu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÖYKÜNÜN DURU KALEMİ NURSEL DURUEL</title>
		<link>http://www.zaruret.com/genel/edebiyat-genel/oykunun-duru-kalemi-nursel-duruel.html</link>
		<comments>http://www.zaruret.com/genel/edebiyat-genel/oykunun-duru-kalemi-nursel-duruel.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 23:31:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[deniz depe]]></category>
		<category><![CDATA[nursel duruel]]></category>
		<category><![CDATA[ÖYKÜNÜN DURU KALEMİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zaruret.com/?p=404</guid>
		<description><![CDATA[     Az yazmasına rağmen öykü dünyasında hatrı sayılır bir yere sahip olduğu söylenen Nursel Duruel 1941 Şarki Karaağaç doğumludur. İstanbul Kız Lisesi&#8217;ni ve İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Bölümü&#8217;nü bitiren yazar 1965&#8242;te TRT&#8217;nin ilk prodüktör kadrosunda yer almıştır. Çeşitli alanlarda radyo programları hazırlamış, reklam yazarlığı, televizyon yazarlığı, BRT Radyosu&#8217;nda müdür yardımcılığı yapmıştır. Şimdi  <a href="http://www.zaruret.com/genel/edebiyat-genel/oykunun-duru-kalemi-nursel-duruel.html" class="more-link">More &#62;</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>     Az yazmasına rağmen öykü dünyasında hatrı sayılır bir yere sahip olduğu söylenen Nursel Duruel 1941 Şarki Karaağaç doğumludur. İstanbul Kız Lisesi&#8217;ni ve İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Bölümü&#8217;nü bitiren yazar 1965&#8242;te TRT&#8217;nin ilk prodüktör kadrosunda yer almıştır. Çeşitli alanlarda radyo programları hazırlamış, reklam yazarlığı, televizyon yazarlığı, BRT Radyosu&#8217;nda müdür yardımcılığı yapmıştır. Şimdi dış yapımcı olan Duruel&#8217;in ilk öyküsü 1979&#8242;da Türk Dili&#8217;nde yayımlanmıştır. Geyikler Annem ve Almanya ile 1981 Akademi, &#8220;Burgaç&#8221; adlı öyküsüyle de 1990 Yunus Nadi Yayımlanmamış Öykü Ödülü&#8217;nü almıştır.</p>
<p>     Geyikler Annem ve Almanya ve Yazılı Kaya adlı iki öykü kitabı bulunan Nursel Duruel&#8217;in ayrıca Feyza Perinçek ile birlikte yazdığı Cemal Süreya, Şairin Hayatı Şiire Dahil ve iki profesör ile birlikte hazırladığı Bilime Adanmış Bir Ömür Muzaffer Aksoy adlı iki inceleme kitabı vardır. Duruel aynı zamanda 1953-2007 tarihleri arasında Sait Faik Hikaye Armağını&#8217;nı kazanan öykülerden bir antoloji hazırlamıştır: İnsanlar İçinde Bir İnsan.</p>
<p>     İlk öykü kitabı olan Geyikler Annem ve Almanya Can Yayınları tarafından 2006 yılında tekrar basılmıştır. 117 sayfa olan kitapta sekiz tane öykü vardır: &#8220;Geyikler, Annem ve Almanya&#8221;, &#8220;03 Nöbeti&#8221;, &#8220;Ölüm Aralarında Kaldı&#8221;, &#8220;Fırıncı Şükriye&#8221;, &#8220;Zaman Aralığında&#8221;, &#8220;Nereye&#8221;, &#8220;Minareden At Beni İn Aşağı Tut Beni&#8221;, &#8220;Yineleme&#8221;.</p>
<p>     Bu kitabındaki öykülerinde köy-kent ikilemi, göç ve uyum sorunu çerçevesinde genel olarak kadının birey olarak var olma çabasını yansıtmıştır. İnsan sevgisi tıpkı Sait Faik öykülerindeki gibi hikayelerin hissedilen özelliğidir. Necip Tosun&#8217;un dediği gibi &#8220;iletişimsizlik, yalnızlık, güvensizlik öykülerin temel vurgularıdır&#8221;. Duruel&#8217;in öykülerinde en önemli özellik duyguları somutlaştırarak betimlemesidir. Geçmişe yönelik bir hesaplaşma içerisinde olan kahramanlarının iç dünyalarını öylesine doğal betimlemelerle anlatır ki, somutlaştırmadaki bu başarısının onun öykülerinin okuyucuyu etkilemesinin en önemli sebeplerinden olduğunu söyleyebiliriz.</p>
<p>     Kitabın ilk öyküsü olan &#8220;Geyikler, Annem ve Almanya&#8221; anne ve babası Almanya&#8217;da çalışan küçük bir çocuğun ağzından aktarılan bir hikayedir. Anneannesiyle yaşayan çocuk, ziyaret için Türkiye&#8217;ye gelen annesini görmek üzere anneannesiyle birlikte İstanbul&#8217;a bir tanıdıklarının yanına gider. Öykü, anneyle geçirilen son geceyi anlatmaktadır. Çocuk, önce anne ve anneannesinin konuşmalarına kulak misafiri olur. Kocasıyla anlaşamayan kadın, annesiyle tartışmaktadır:</p>
<p>     Anneannem anneme &#8220;boşan&#8221; diyordu. &#8220;O adamdan hayır gelmeyeceğini biliyorsun, bir de gidip elin memleketlerinde sefil olacaksın. Boşan; hiç değilse koca yumruğu eksilsin tependen. Çocuklarına babalık etmeyi şimdiye dek bilmeyen adam, bundan sonra mı adam olacak?&#8221; Annem direniyordu. &#8220;Bunca yıldan sonra mı?&#8221; diyordu, &#8220;çocuklar&#8230;&#8221; diyordu. &#8220;Nasıl olur? Ne yaparım?&#8221; diyordu&#8230; (12)</p>
<p>     Kadının evlilik karşısındaki durumunu yansıtan bu diyalog, Duruel tarafından hikayenin merkezine konmamış, sadece arka plan olarak kullanılmıştır. Sosyal gerçeklik onun öykülerinde amaç değil araçtır. Bir gerçeği yansıtmak, kanıtlamak ya da mesaj verme kaygısından uzaktır. Önemli olan bu diyaloğu duyan çocuğun hissettikleridir. Duruel bu hisleri yansıtırken duyulan geçmiş zamanı çok sık kullanarak çocuğun ağlamaklı bir iç çekişle anlattığı hissini uyandırır okuyucuda. Sesleri ve tekrarları duyguları yansıtmada çok başarılı olarak kullanmıştır.</p>
<p>     Daha neler konuşmadılar&#8230; Babamın Almanya&#8217;ya gittikten sonra iyice bozulduğunu, bize hiç para göndermediğini&#8230; neler neler&#8230; Başkaları da gidiyormuş Almanya&#8217;ya, ama onlar canlarını dişlerine takıp çalışıyor, çocuklarının geleceğini kurtarmaya uğraşıyorlarmış. Benim babamsa vurdumduymazmış, akılsızmış. Annem de eskisi gibi sayıp sevmiyormuş onu. Eski günlerinin hatırı için, çocuklarının hatırı için sabrediyormuş şimdilik. (12)</p>
<p>     Son gece, annesiyle birlikte uyuyan çocuk, uyumadığını ve ağladığını belli etmemek için çok çaba sarf eder. O anki sessizliği ve gerginliği Duruel çocuğun ağzından şu şekilde ifade eder:</p>
<p>     Annem usulca sokuldu yanıma. Elini uzattı, yüzümü okşayacaktı, vazgeçti. Sırtüstü yatıp gözlerini tavana dikti. Hala uyuyormuş gibi kıpırtısız duruyordum. Aralık pencereden ay ışığı giriyordu içeri. Hiç ses yoktu. Öyle bir sessizlik ki, neredeyse camı geçen ay ışığının sesini duyacağım. Almanya&#8217;daki kentlerin, kentlerdeki fabrikaların sesini duyacağım, annemin yarın bineceği uçağın sesini duyacağım&#8230; (13)</p>
<p>     Duyguların somutlaştırılmasına bir diğer güzel örnek de anne ve çocuğun birbirlerine göz yaşları içinde sarıldıkları sahnenin tasviridir. Çocuğun ağladığını fark eden anne evladına sarılır, gülüşürler:</p>
<p>     O böyle söyleyince ağlamaktan duyduğum utanç yitip gitti. Sarıldık birbirimize, ikimiz de gülmeye başladık. Bilmem size hiç böyle oldu mu? Olmuştur, mutlaka olmuştur. Hani gülün pembesi var ya, kokulu gülün pembesi, öyle işte baştan ayağa pembelik içinde kaldık (14).</p>
<p>     Mutluluğu &#8220;kokulu gül pembesi&#8221; olarak tasvir eden Duruel, çocuğun o geceki rüyasında da sevinci, mutluluğu şöyle anlatır:</p>
<p>     Tutamıyorum kendimi, derenin en derin olduğu yerde kilimlerin üstüne atlıyorum. Suyu, çiçekleri, geyikleri, kum taneciklerini, her şeyi kucaklamak istiyorum. Kalkıp kalkıp atılıyorum sulara. Annem kahkahalarla gülüyor, babam, kıyıdaki teyzem kahkahalarla gülüyorlar&#8230; SEVİNÇ&#8230; yalnız sevinç var yeryüzünde. Başka hiçbir duygu yok (16).</p>
<p>     Duruel, bu öyküde Türkiye&#8217;nin bir gerçeği olan 70lerdeki Almanya&#8217;ya göç sorunu ve bunun parçaladığı ailelerle resmin arka planı oluşturmuş, tam ortaya da bir çocuğu koymuştur.</p>
<p>     İkinci öykü olan &#8220;03 Nöbeti&#8221; taşradan kente göç etmiş genç bir kadın olan Saliha&#8217;nın iç hesaplaşma öyküsüdür. Bir santralde çalışan Saliha bir yandan da okumaktadır. Özellikle santraldeki boğucu ve kasvetli hava, çalışma ortamındaki birebir tasvirler ve diyaloglarla çok başarılı olarak yansıtılmıştır.</p>
<p>     Buyrun efendim. Buyrun efendim&#8230; yüzlerce, binlerce kez yineleniyordu bu sözler. Kullanıla kullanıla kısalmış, bir harfi düşmüş, yalama olmuş bir sözcük, &#8220;buyrun&#8221;. Buyurmak. Kim buyuruyor? Kimler? Buyuranlar, buyruk alanlar&#8230; (24).</p>
<p>     Okuyucu taşradaki küçük hayatından çıkıp, herkesin birbirinin kuyusunu kazdığı çalışma yaşamında duyduğu iç sıkıntısını hisseder.</p>
<p>     Sen yarı taşralı bir bayansın Saliha Hanım diyordu, bu kent elbette yutacak seni. Geldiğin küçük kentin bildik havasını, güvenliğini bekleme. Bu koca kalabalığa eklenmiş yeni bir parçasın, eklemeliğin her yanından akıyor. Kalabalık içindeki yerini bir türlü saptayamıyorsun. Sen sabah treninden boşalanların bir parçası mısın, yoksa fakültede gördüklerinin bir parçası mı? Hatta ailenden biri misin? [...] Ne tam onlardan birisin ne de onlardan ayrı (35).</p>
<p>     Duruel burada da taşra-kent-göç durumunu arka plana almış ve Saliha&#8217;yı, onun hissettiklerini merkeze koymuştur. Onun bir kadın olarak kendini toplumda &#8220;var&#8221; kılabilmesi, vapurdaki erkeklerin bakışlarından kurtulup, bir cinsel obje olmaktan çıkıp da kendi dünyasını kurabilmesidir önemli olan.</p>
<p>     &#8220;Fırıncı Şükriye&#8221; yine köyden kente göçmüş bir ailenin kente uyum sorunlarını anlatır. Yaşlı bir kadının gözlerinden okuduğumuz hikayede, bir baş sağlığı ziyaretinde karşılaşılan evin gelininin şikayetleri hikayenin mesajını oluşturur. Siyasete karışan genç oğul, şehirde ayakta kalabilmek için sürekli çalışmalar ve derin bir mutsuzluk.</p>
<p>     &#8220;Nereye&#8221; öyküsü de aynı konu çerçevesinde bir öyküdür. Kalabalık bir ailenin baba ölünce dağılması, yalnız kalan annenin nerede yaşayacağı, küçük sahil kasabalarının kentleşme sonucu hızla kirlenmesi arka planı oluşturur. Diğer öykülere nazaran daha çok aile kavramı üzerine odaklanan &#8220;Nereye&#8221;, yine Nursel Duruel&#8217;in başarılı somutlaştırma örneklerini gördüğümüz bir öyküdür. Örneğin Aytaç&#8217;ın kıyı şehrindeki aile ziyaretlerine giderkenki hisleri şöyle tasvir edilir:</p>
<p>     Kıyı sitesine her gelişinde bedeninin bütün boşluklarına zeytinyağı doldurulmuş gibi hissederdi kendini. Yürürken, otururken, konuşurken ağır ağır çalkalanan koyu kıvamlı bu sağır bulantının başkalarında da var olduğunu sanıyordu (87).</p>
<p>     Yusuf ve Aytaç çocukları henüz olmamış genç bir çifttir ve her yıl aile toplantılarına katılan sıradan bir aile yaşantıları vardır. Teyzeler, halalar, yengelerin dedikodu yaptığı, genç ve özgür Aytaç&#8217;ı bir yandan kıskanıp bir yandan yadırgadığı ve erkeklerin de sofrada klasik muhabbetler yaptığı sıradan bir akşam yemeği gününde, herkesin kınayan bakışlarına rağmen sofrada erkeklerle birlikte içki içen Aytaç sarhoş olur ve konuşmaya başlar. Aytaç&#8217;ın sorgulaması, hezeyanı ve bir nebze isyanını görürüz:</p>
<p>     Yıllardır geliriz sizlere, her yaz döneminde. Niye geliriz? [...] Biz niye geliyoruz buraya? Sizi çok sevdiğimizden, çok özlediğimizden mi? [...] Niye biz biz deyip duruyorum? Yusuf&#8217;la ben biz miyiz? Hele sizle ben biz miyiz? (83).</p>
<p>     Aytaç&#8217;ın sarhoşken hissettiklerini Duruel şöyle tasvir eder: &#8220;Dalgalar peş peşe yüklenip alta almıştı Aytaç&#8217;ı. Durmadan su yutuyordu, tuzlu tuzlu sular iniyordu boğazından aşağı. Gözleri kararmış, denizin ortasında yapayalnız kalıvermişti&#8221; (84).</p>
<p>     Yusuf onu sofradan kaldırır, banyoya götürür. Yusuf&#8217;un bu sırada hissettikleri de hem güzel bir somutlama örneği olması hem de erkeğin karısının üzülmesinden çok kendi haysiyetine önem verdiği gerçeğini yansıtması açısından önemlidir: &#8220;.. bu kadın kendi karısı değildi, zavallı bir yaratıktı. İçi bulandı, yüreği daraldı, banyonun duvarları büzülmüştü sanki. Daha da büzülse Aytaç&#8217;la kendisini birbirlerine yapıştıracak, çürük bir çekirdek gibi ufalayacaktı&#8221; (85).</p>
<p>     &#8220;Minareden At Beni İn Aşağı Tut Beni&#8221; de yine kadının iç dünyasına yönelik bir öyküdür. Bir yandan toplumun kendisine dayattığı cinsel baskıyı reddettiğini sevgilisine ve en çok da kendine kanıtlama çabasındaki Aslı, bir yandan da toplumun çizdiği sınırları geçerken hiç de düşündüğü kadar bağımsız olmadığını fark eden Aslı. Bunu kanıtlama çabasında olan Aslı&#8217;nın bir otel odasında sevgilisiyle arasında yaşanan gerginlik anı, öykünün merkezidir. Bu gergin anlar sırasında yazar zaman zaman Aslı&#8217;nın kendi dünyasına zaman zaman da Çetin&#8217;in kendi dünyasına döner. Aslı&#8217;nın rüyaları, iş yaşamındaki gergin ortamı; Çetin&#8217;in annesiyle arasındaki iletişim iki karakterin arka planını okuyucuda oluşturur. Aslı&#8217;nın boynundaki kolyenin kopup da etrafa saçılması sırasındaki tasvirler, o anki gerginliği okuyucuya yansıtmakta oldukça başarılıdır: &#8220;Uzanıp o köşede kalmak, boncuğun içine sızmak, ana rahminde kıvrılır gibi kıvrılıp kalmak istiyordu sarı yuvarlağın içinde&#8221; (92).</p>
<p>     Nursel Duruel&#8217;in bu kitaptaki diğer üç öyküsü hem biçim hem de konu ve içerik bakımından diğerlerinden başka bir yerde durmaktadır. Hatta yazarın ikinci kitabı Yazılı Kaya&#8217;daki tarzına daha yakın olduğunu söylemek mümkündür.</p>
<p>     &#8220;Ölüm Aralarında Kaldı&#8221; adlı öyküsünde daha önce hiç karşılaşmayan ama karşılaşınca birbirinin tanıyan iki kişinin, o karşılaşma anındaki hisleri üzerinden bir metin kurgulanmıştır. &#8220;Yusuf Atılgan&#8217;ın Aylak Adam&#8217;ındaki B. ve C. nin karşılaşma sahnesi olsaydı&#8221; sorusu üzerine yazılmış bir öykü izlenimini bırakmaktadır okuyucuda. İki sevgilinin beraberken yapabileceği şeyleri, olumsuzlama yöntemiyle anlatan Duruel&#8217;in farklı bir teknik kullandığını söylemek mümkündür.</p>
<p>     Dans etmediler hiç. Ama hiçbir türünden. Şöyle geniş bir meydan, bıyıklar burma, etekler kırma, kucaklar geniş mi geniş, sekişler serçe mi serçe&#8230; [...]</p>
<p>    Bir vapura binip gitmediler Girit&#8217;e. Knossos&#8217;u görmediler, Atlantis&#8217;i sormadılar&#8230; [...] Alanlarda insanlar vurulurken el ele değildiler. Birlikte vurulup, birlikte tatmadılar ağır yaraların ılık uyuşukluğunu, sonra keskin acılarını&#8230; (44).</p>
<p>     &#8220;Zaman Aralığında&#8221; öyküsü mektup tekniğiyle yazılmış bir öyküdür. Tabletleri okuyan birine yazılmış bir mektup olarak kurgulanmış, zaman kavramı üzerine felsefik yorumlar ve tanımlamalar içeren bir öyküdür. Duruel öyküde Talat Halman&#8217;ın çevirdiği bir Sümer şiirini de kullanmıştır.</p>
<p>     Kitabın son öyküsü olan &#8220;Yineleme&#8221; ise tamamen diyolaglardan oluşur, okuyucuda şizofren birinin monologu izlenimine de yol açar. Bir konusu yoktur, bulanık bir zihni gözler önüne serer.</p>
<p>     Nursel Duruel bu kitaptaki öykülerini genelde şimdiki zaman üzerinde kurgulamış, kahramanlarını zihinlerinde geçmişe bir yolculuğa göndermiş ve sorgulamaya itmiştir. Mekanları ruhsal gerginliği yansıtmak için bir araç olarak kullanmıştır. Olay akışında mekanların önemli bir rolü yoktur. Genelde ev, iş yeri gibi kapalı mekanları tercih etmiştir. Daha çok ayrıntılara odaklanmıştır. Halıdaki geyik desenleri, koltuğun altına kaçan boncuklar vs.</p>
<p>     Geyikler Annem ve Almanya&#8217;daki öykülere kadın sorunu açısından bakarsak, kadının anne olarak çaresizliğine (&#8221;Geyikler Annem ve Almanya&#8221;daki çocuğunu terk eden anne ve &#8220;Fırıncı Şükriye&#8221;deki oğlu siyasete karışan anne), genç bir kız olarak çaresizliğine (&#8221;03 Nöbeti&#8221;nde vapurdaki erkeklerin sözle tacizlerine maruz kalan Saliha), cinselliğini yaşamaktaki çaresizliğine (&#8221;Minareden At Beni İn Aşağı Tut Beni&#8221; deki Aslı) evli ama mutsuz bir kadın olarak çaresizliğine (&#8221;Nereye&#8221;deki Aytaç) şahit oluruz. Kapana sıkışmıştır kadınlar, son derece mutsuzdurlar, birey olarak var olma çabaları vardır ama bunu eşleri, ailedeki diğer erkekler, hemcinsleri, sokaktakiler yadsırlar. Erkeklerle aynı sofrada içki içmesi yadırganır, vapurda tek başına yolculuk etmesi yadırganır, santralde çalışırken telefonlarla sürekli taciz edilir. Bunlar, sosyal birer gerçekliktir ve Duruel bu sosyal gerçeklik karşısında kadının sürekli daralan yaşam alanı karşısındaki ruhsal çıkmazlarını ve hezeyanlarını anlatır.</p>
<p>     Duruel&#8217;in kalemi için &#8220;doğal&#8221; yorumunu yapmak mümkündür. Zaman zaman üçüncü ağızdan yazar, zaman zaman da bir çocuğun ağzından bir çocuk gibi; bir yaşlının ağzından da bir yaşlı gibi aktarır olayları. Akıcılığı da olayları günlük konuşma dili çerçevesinde anlatmasından kaynaklanmaktadır. Onun üslubunu belirleyen duyguları tasvirinde seçtiği somut kelimelerdir. Soyut hisleri somut nesnelerle tasvir eder. Biçimsel olarak sivrilen bir özgünlük gösterdiği hikayeleri diğer öykü kitabı olan Yazılı Kaya&#8217;da yer almaktadır.</p>
<p>     Necip Tosun, Duruel için öykülerinde &#8220;anne bakış açısı&#8221;nı kullandığını belirtmiştir. Bunu kadınsı bir bakış, kadınsı bir duyarlılık diye genellemek daha doğru olur. Anne merhametini ve duygusallığını hissettiren öykülerinin yanı sıra; cinsellik, iş yaşamında kadın olarak var olma savaşı, toplumda ve ailede kadın olarak yaşayabilme savaşı gibi konularında daha çok mutsuz ama yine de mücadeleci bir kadını yansıtır.</p>
<p>     Bu öyküler elbette bir erkek tarafından da bu kadar başarılı anlatılabilirdi fakat duygular bu kadar birebir somutlamalarla tasvirlenemez, daha yalın ve yavan benzetmelerden ibaret kalırdı. Kadın olmanın hissedilmeden yazılması ile yaşanarak yazılmasının farklı olduğu gerçeği yadsınamaz, hele de Duruel&#8217;in &#8220;Minareden At Beni İn Aşağı Tut Beni&#8221; öyküsünden sonra.</p>
<p>     Hikayelerin özellikle içselliğiyle beni çok etkilediğini söyleyebilirim. Toplumsal sorunların değil de bu sorunlar içinde kalan insanların anlatılması bence öykülerin edebi değerini ortaya koyan özelliği. Mesaj kaygısı içermemesi, sadece anlatması sebebiyle; okuyucuya da sadece dinlemek ve burukça gülümsemek kalıyor. Duruel&#8217;in somutlamalarını hayran olunacak kadar başarılı buldum, edebiyatın duru halini yansıttığını düşünüyorum.</p>
<p>     Geyikler Annem ve Almanya&#8217;yı olaydan çok hislere önem veren, bir öyküden beklentisi hareket ve heyecandan çok içlenmek olan herkese tavsiye edebilirim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zaruret.com/genel/edebiyat-genel/oykunun-duru-kalemi-nursel-duruel.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AYTMATOV ANLATILARINDA ÖTEKİLEŞME SORUNU VE DÖNÜŞ İZLEKLERİ</title>
		<link>http://www.zaruret.com/genel/edebiyat-genel/aytmatov-anlatilarinda-otekilesme-sorunu-ve-donus-izlekleri.html</link>
		<comments>http://www.zaruret.com/genel/edebiyat-genel/aytmatov-anlatilarinda-otekilesme-sorunu-ve-donus-izlekleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 23:28:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[aytmatov]]></category>
		<category><![CDATA[cengiz aytmatov]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zaruret.com/?p=401</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Eserlerimle ilgili pek çok eleştiri yapıldı bana göre her
İnsan algılamasına göre okur. Bazıları yüzeysel olarak
okuyor. İnsanın ötekileşmesi ve kendine dönmesi çok zor
felsefi bir mesele. Dr. Korkmaz&#8217;ın okumaları beni sevindirdi;
Enerjimi fazlalaştırdı, kamçıladı. Benim eserlerimde söylemek
İstediklerimi çok iyi anlamış ve dile getirmiş&#8221; (Cengiz Aytmatov)
Sanat, insanın varoluşsal kaygılarını bir disiplin eşliğinde yorumlama ve nesneler dünyasını bilinç potasında eriterek  <a href="http://www.zaruret.com/genel/edebiyat-genel/aytmatov-anlatilarinda-otekilesme-sorunu-ve-donus-izlekleri.html" class="more-link">More &#62;</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Eserlerimle ilgili pek çok eleştiri yapıldı bana göre her</p>
<p>İnsan algılamasına göre okur. Bazıları yüzeysel olarak</p>
<p>okuyor. İnsanın ötekileşmesi ve kendine dönmesi çok zor</p>
<p>felsefi bir mesele. Dr. Korkmaz&#8217;ın okumaları beni sevindirdi;</p>
<p>Enerjimi fazlalaştırdı, kamçıladı. Benim eserlerimde söylemek</p>
<p>İstediklerimi çok iyi anlamış ve dile getirmiş&#8221; (Cengiz Aytmatov)</p>
<p>Sanat, insanın varoluşsal kaygılarını bir disiplin eşliğinde yorumlama ve nesneler dünyasını bilinç potasında eriterek onlara yeniden form kazandırma biçimidir. Bu süreç, insanları sürü olmaktan çıkararak onlara &#8220;kendi olma&#8221; imkân ve fırsatını verir. Böylece &#8220;sanatçı, varoluşsal yitimine sürü halinde koşan kalabalıkların yaşama refleksi haline gelerek&#8221;(s.11) dünyayı yeniden açımlar/yorumlar.</p>
<p>2008 yılında yitirdiğimiz ünlü Kırgız yazarı Cengiz Aytmatov, eserlerinde insanın &#8220;kendi olma&#8221; süreç ve serüvenleri, ötekileş(tir)menin perspektifiyle ele almaktadır. Prof. Dr. Ramazan KORKMAZ da &#8220;Aytmatov Anlatılarında Ötekileşme Sorunu ve Dönüş İzlekleri&#8221; adlı çalışmasında, Aytmatov anlatılarını evrensel bağlamda ele alarak bütün insanlığın &#8220;kendi&#8221; ve &#8220;öteki olma&#8221; süreç ve sorunlarını irdeler. &#8220;Aytmatov Anlatılarında Ötekileşme Sorunu ve Dönüş İzlekleri&#8221; adlı eser göstergebilim, hermeneutik, tarihsel eleştiri ve arketipsel eleştiri gibi okuma biçimleriyle desteklenerek, Aytmatov anlatılarındaki simgesel/imgesel değerler, kişi, mekân ve zaman ilişkileri bakımından yeniden yorumlanır. Böylece Aytmatov anlatılarının izleksel yapısı (ötekileşme ve dönüş/diriliş izlekleri) ve sanatçının kişisel miti okuyucuya sunulur.</p>
<p>&#8220;Aytmatov Anlatılarında Ötekileşme Sorunu ve Dönüş İzlekleri&#8221; adlı çalışmanın ilk baskısı, Türksoy Yayınları&#8217;nca yapılırken ikinci baskısı ise, 2008&#8242;de Grafiker Yayınları tarafından yapıldı. Eser, yapılan bu ikinci baskıyla farklı bir görüntüye ve içeriğe kavuşmuş oldu. Yeni kapak tasarımı ve eserin sonuna eklenen fotoğraf albümü, çalışmaya gerçek ve zengin bir kimlik kazandırmıştır.</p>
<p>Eser &#8220;Ön Söz&#8221; (s.11-12) ile başlar. &#8220;Ön Söz&#8221;de sanat, sanatçı, edebî eser ve Aytmatov&#8217;un anlatıları, sanatkârın edebî ve şahsî miti hakkında genel bilgi verilir. Eserin ikinci baskısının &#8220;Ön Söz&#8221;ünde (s.13) ise Cengiz Aytmatov&#8217;un ölümünden duyulan büyük üzüntü dile getirilir. &#8220;80. yaşını kutlamaya hazırlandığımız bir sırada Aytmatov, ölümün büyük ve sessiz ülkesine göçtü. Dokuz yaşından beri, ateşin özlemlerle yollarını beklediği babası Törekul Aytmatov&#8217;a, Anabeyt mezarlığında ancak 80 yaşında kavuşabildi&#8230;&#8221; (s.13) diyen Korkmaz, Cengiz Aytmatov&#8217;un ebediyete kavuşmasıyla aslında kendine/kendi değerler dünyasına döndüğünü ifade eder. Çünkü her ölüm, aslında bir kendine dönüştür.</p>
<p>Çalışmanın Birinci Bölüm&#8217;ü, &#8220;Ötekileşme Sorunu ve Anlamın Yitim Yerleri&#8221; (s.17-110) ana başlığını taşır. Korkmaz bu bölümde; &#8220;Ben&#8221; ve &#8220;Öteki&#8221;, &#8220;ötekileş(tir)me&#8221;, ve &#8220;öteki&#8221; gibi kavramlar arasındaki ilişkiyi felsefi boyutta ele alır. &#8220;Öteki-öteki&#8221;, kişinin kendi &#8220;Ben&#8221;inin sınırlarını belirlemesi ve kişinin kendisini keşfetmesi gibi özelikleriyle olumlu bir değer, &#8220;Ben&#8221;in otantik varlığını sınırladığı ve onu kendine dönüştürüp yok edip soysuzlaştırdığı için de olumsuz bir değer yüklendiğini belirtilir. Aynı zamanda &#8220;Öteki&#8221; ile &#8220;Ben&#8221; arasındaki ilişkinin gerekli olduğu ancak belirli bir sınırı aşmama, birinin diğerini tamamen etkisi altına almaması koşuluna bağlı olduğu vurgulanır. Korkmaz, &#8220;‘Öteki&#8217; kavramı ile ‘ötekileşme&#8217; ve ‘ötekileştirme&#8217; kavramları arasında derin niteliksel ayrımlar vardır. Birincide, farklı iki görüngünün bakış açısına göre birisi, hem &#8220;ben&#8221; hem de &#8220;öteki&#8221; konumlarını kendi içinde barındıran özdür. İkinci de ise, ‘Ben&#8217;in kendi varlık alanını ihlal ve iğfal göndergeli bir yöntemle genişletme çabası sezilir.&#8221; (s.17) diyerek bu kavramların birbiriyle olan bağlantısını irdeler.</p>
<p>&#8220;Ötekileşme Sorunu ve Anlamın Yitim Yerleri&#8221; ana başlığı; &#8220;Saptırılan kutsallık, yapay cennet ve tanrı kurguları&#8221; (s.19-29), &#8220;Tahrip edilen bellek mekânları&#8221; (s.30-70), ve &#8220;İnsanlığın üç büyük tuzağı&#8221; (s. 88-110) alt başlıklarıyla derinlemesine incelenir.</p>
<p>&#8220;Saptırılan kutsallık, yapay cennet ve tanrı kurguları&#8221; adlı alt başlıkta insanı var eden değerlerin kutsallığının yitirtirilerek ötekiye dönüşmesi ele alınır. Kutsallığı ve değeri yitirilen dinsel ve kültürel değerler, kendileriyle beraber ona tabi olan milletin de yazgısını öteki kıldığı vurgulanır. Korkmaz&#8217;a göre geleneğin taşıyıcı gücü, saptırılan kutsallıklarla ataların ruhunu yok sayar ve geçmişiyle bağlarını koparır. Bunun sebebi olarak da insanların siyasî gücü elinde bulunduranlara tabi olarak onların yarattığı sloganik yapay cennet ve tanrılara inanması gösterilir. Korkmaz, &#8220;İnsanlıkla ilgili ileri sürülen baskın uygarlık ülküleri, yaşamı onaylayan derin köklü düşüncelerden esinlenmek yerine, pratik yararı öne çıkaran köksüz dağınık idealler ve verimsiz uygulamalardan beslendiği sürece ilerleyen uygarlığın intiharı kaçınılmazdır.&#8221; (s. 22) diyerek bu sürecin sebep ve sonuçlarını ortaya koyar.</p>
<p>Eserin &#8220;Tahrip edilen bellek mekânları&#8221; (s.30-88) adlı ikinci alt başlığında ise kimliğin/ruhun oturma mekânlarına yapılan bilinçli saldırılar ve bu bellek mekânlarının tahrip edilme süreç ve yöntemleri ele alınır. Korkmaz&#8217;a göre insanın, kendini çevreleyen/kapsayan şeyler dünyasına yitip gitmemesi için ona tarihselliğini kazandıran bellek mekânlarına tutunması ve orada kurduğu kendilik bilinci ile hem uzamsal boyutta hem de zamansal boyutta toplumsal geçmişiyle bağlantıya geçmesi gerekmektedir (s.31). Bu açıdan bellek mekânları, anlatı kişilerinin/insanların dolayısıyla bir milletin varoluş kodlarını barındıran gizli hazinelerdir. Çalışmada &#8220;Tahrip edilen bellek mekânları&#8221; dört başlık altında irdelenir. Bunlardan birincisi &#8220;Deneyimsel/mimetik bellek&#8221;, (s.31-40) adını taşır. &#8220;Deneyimsel bellek&#8221; sayesinde insanın, farkına varmadan görevler üstlendiğini, tarihsel alanlarla karşılaştığını ve toplumun özüne karıştığını dile getiren Prof. Dr. Ramazan Korkmaz, &#8220;Deneyimsel belleğin tahrip edildiği sosyal ortamlarda, birey &#8220;ontolojik güvenlik&#8221; referanslarını yitirdiğini&#8221; (s.39) kendini yalıtılmış, huzursuz ve güvensiz hissettiğini belirtir. 2). &#8220;Nesneler belleği&#8221;nde (s.40-53) ise evrenin gizli bir ruhu olduğunu, bu ruhun dünyadaki bütün varlıklara sindiğini belirtilir. Doğadaki her nesnenin bir ruhu, belleği olduğunu belirten Korkmaz, insana ait rüyanın nesnelere sindiğini de söyler. Aytmatov anlatılarındaki nesneler, ruhu ve yüzüyle geçmişin bilgi, beceri ve deneyimlerini içerdiğini belirtilerek Aral Gölü, Toprak, Nayman Ana Gömütlüğü, gibi bellek nesnelerinin ait oldukları milletin geçmişini barındırdıkları ifade edilir. 3). &#8220;İletişim belleği&#8221;nde (s.53-70), evrenin bilinci olan insanın iletişim ağındaki yeri ortaya konur ve insanın, etrafındaki canlılarla iletişime geçen tek canlı olduğunu belirtir. Korkmaz bu durumu; &#8220;insanın kendisiyle ve evrenle kurduğu ilişkilerde geliştirmeye çalıştığı anlam dizgeleri, evrenin yüzüne sinen yitik cennetin yeniden keşfedilmesi, yeniden fethedilmesi hatta yeniden yaratılma süreçlerinden oluşur.&#8221; (s.54) diyerek açıklar. Ancak ne var ki yazara göre insan, bütün yaratıcı gücüne rağmen kendini tahrip/yok edecek özü/gücü de içinde taşır. 4).&#8221;Kültürel bellek&#8221;te (s.70-88) ise insanlığın geçmişten günümüze taşıdığı kendilik değerlerini efsane, destan ve masala dönüştürülerek bellek mekânlarında saklandığı belirten Korkmaz, Aytmatov anlatılarında kültürel bellek mekânlarının işgal edilmesi ve silinmesiyle ötekileşmenin başladığını ifade eder.</p>
<p>Çalışmanın Birinci Bölüm&#8217;ünün son alt başlığı, &#8220;Kutsallığın üç büyük tuzağı&#8221; (s.88-110) adını taşır. Korkmaz bu bölümü; &#8220;Kitlesel terör; savaş&#8221; (s.85-92), &#8220;Yüceltilen yalıtım; ideolojik ve dinsel koşullanma&#8221; (s. 92-99) ve &#8220;Ölümcül kaçış; içki ve uyuşturucu&#8221; (s.100-104) başlıkları altında inceler. Burada insana yönelik yapılan mankurtlaş(tır)ma işlemi, bilincin silinmesi yöntemlerinin isim farklılığına rağmen zamanla değişmediğini vurgular.</p>
<p>Eserin İkinci Bölüm&#8217;ü, &#8220;Kendine dönüş yolları&#8221; (s.111-197) ana başlığını taşır. Bu bölüm kendi içerisinde; &#8220;Eleştirici ve dönüştürücü değerler&#8221; (s.113-142) ve &#8220;Kurtuluş imgeleri ve dönüş izlekleri&#8221; (s.142-196) olmak üzere ikiye ayrılır. &#8220;Eleştirici ve dönüştürücü değerler&#8221;, emek, empati, türküler ve aşk gibi alt başlıklar altında ele alınarak Aytmatov anlatılarındaki kendine dönüş yolları felsefi açıdan tahlil edilir. &#8220;Eleştirici ve dönüştürücü değerler&#8221; başlığı altında; &#8220;kurucu&#8221;, &#8220;biçimlendirici&#8221; ve &#8220;oluşturucu&#8221; değerler olarak görülen &#8220;emek ve empati&#8221;, &#8220;türküler&#8221;, ve &#8220;aşk&#8221;ın, insan için nasıl birer tutunma noktası olduğunu, insanın bu yapıcı değerlere tutunarak evrenin kaotik boşluğunda yitip gitmekten nasıl kurtulduğunu vurgular. Korkmaz&#8217;a göre doğurucu, büyütücü ve yaşatıcı özün simgesi olan emek ve empati, her zaman çalışmayı, üretmeyi ve hak etmeyi savunan kişilerin kimliğidir. Çünkü emek, kutsaldır ve her zaman insanî yönü, ülkü değerleri açığa çıkarır: &#8220;Aytmatov ülkü değerleri temsil eden kahramanlarını, genellikle işleriyle tam bütünleşmiş, emeğin mistik misyonerleri olarak takdim eder. Bu mistik misyonerlerin yüzü dünyaya dönüktür ve cenneti dünyada emekleriyle kurmaya çalışmaktadırlar. Onlar ibadet eder gibi trans halinde işledikçe gelişirler ve mutlulukları artar.&#8221; (s.114). Geçmişi şimdiye, şimdiyi de geleceğe taşıyan &#8220;türküler&#8221; ise kendilik değerimizin sese dönüştüğü estetik bir varoluş biçimi, melodi olarak açımlanır. Aytmatov anlatılarında türküler, atalar ruhunun, gelenek ve göreneklerin içine saklandığı sessel bir kın, zamanın akışkanlığı içinde bir tutunma noktası olarak görülür; &#8220;İnsana tarihselliği kazandıran duyumsatan eleştirici niteliğiyle türküler, ontolojik bir varlık alanı haline dönüşürler. Bu varlık alanı, ataların tinselliğini, evrenin bilgisini anlam-sezgi bağlamında büyüterek kişiye kendilik bilinci ve güveni sağlar.&#8221; (s.128). Böylece türkülerin, şimdiki boyutuyla bizi, geçmiş boyutuyla da ataların ruhunu sese dönüşerek bizi dolayısıyla insanı/lığı ebedî kıldığı belirtilir. İnsanı başka bir insana, doğaya ve Tanrı&#8217;ya taşıyan aşk ise; insanı açımlayan, çoğaltan, sonsuzluk ve özgürlük kazandıran bir güç olarak işlenir. İnsanın aşk sayesinde geleceğe aktığı, özgürleştiği, güzelleştiği ve kendi iç özgürlüğünü keşfettiği belirtilerek evrensel anlamda aşkın anatomisi ortaya konulur; &#8220;Aytmatov anlatılarında aşk, bütün mesafeleri aşan, insanı manevi öz bakımdan geliştiren ve birbirine taşıyan yüksek bir değerdir.&#8221; (s.141). Bu bakımdan aşk, varoluşun bir gerekliliği ve ön koşulu ve zaman ve mekânın ötesindeki ruhun özgür yitimi, sonsuz varoluşlar ve doğuşlara açılan kutsal bir güç olarak gösterilir.</p>
<p>İkinci Bölüm&#8217;ün &#8220;Kurtuluş imgeleri ve dönüş izlekleri&#8221; (s.142-196) adlı ikinci alt başlığında akıp giden zaman içinde öteki/leştir(i)lme ve &#8220;mankurt/laştır(ıl)ma&#8221;, problemiyle karşı karşıya kalan insanların, bilinçaltındaki temel dönüş izlekleri ve imgelerine tutunarak yeniden &#8220;kendi olma&#8221; süreci ele alınır. Varoluşsal nitelikteki bu temel izlekler; &#8220;İçtenliğin fethi, eve/anneye dönüş&#8221; (s.143-158), &#8220;Kutsal yunak; anadil&#8221; (s.158-164), &#8220;Evrenin bilinci; insana dönüş&#8221; (s.165-176), &#8220;Doğaya dönüş&#8221; (s.176-191) ve &#8220;Tanrıya dönüş&#8221; (s. 191-197) alt başlıklarıyla Aytmatov ait eserlerin temel hypogramik çıkarımı yapılır. Hangi nedenle olursa olsun kendi gerçeğinin dışına düşerek bellek mekânları tahrip edilmiş insanın, bu temel dönüş izleklerine tutunarak kendini yeniden kuracağı/ dirilteceği belirtilir. Ötekinin sesine kulak vererek kendini ötekiye yakın kılan kişilerin ancak içtenliğin mekânı olan &#8220;eve&#8221; tutunarak kendilik değerlerine dönebileceği vurgulanır ve evin, evrenin kaotik boşluğuna sürülen insanın yeryüzünde gerçekleştirmeye çalıştığı yitik cennet olduğu ifade edilir; &#8220;Doğrusu ev çevreyi dünyalaştıran insanın doğa karşısındaki ilk zafer anıtıdır. O, evrenin düzensizliğinden koparılmış bir dünya cennetidir. İçerisinde bütün bireysel ve toplumsal düşlerimizi barındıran gerçek bir kozmostur.&#8221; (s.146). Gerçektir çünkü bütünüyle insanı kapsar ve ona bir anne sıcaklığı sunar. İnsanın ev/anneden koparılmasında ilk kaybın, zararın &#8220;ruhun evi/yuvası&#8221; (s. 158) dil/anadil de olduğu belirtilir. Prof. Dr. Ramazan Korkmaz&#8217;a göre dil bize ruhumuzda bir oturma mekânı/alanı sağlar ve bizim varlık alanlarımızı ortaya koyar. &#8220;Evrenin boşluğuna bırakılan ruh, ilk önce söze tutundu, sonra kendini sözde (kelamda) açarak bir tutunma noktasını bir oturma mekânına dönüştürdü. Böylece dil, ruhun/yuvası, barınağı oldu.&#8221; (s.158). Bilinci silinerek ülkü değerler yitimine uğratılmış, vicdanı körel(til)miş ve mankurtlaş(tırıl)mış insan, geniş anlamda evrenin varoluş espri ve reflekslerinin yok edilmiş, silinmiş bir imgesi olarak ortaya konur. Oysa insanın kendine ve kendi değerlerine dön(üş)erek &#8220;evrenin bilinci&#8221; (s.176)&#8230;&#8221;varoluş esprisinin bütün gizemini içinde barındıran kışkırtıcı bir öne sürüm&#8221; (s.203) olduğu, olması gerektiği belirtilir. &#8220;Doğaya dönüş&#8221; ise &#8220;Kutsal ve gizemli bir güç, ruh olarak ortaya konan doğanın bütün gücüyle insanı bağrına bastığı ifade edilir. Doğanın en son noktada sığınak imgesiyle algılanması, aslında insanın onun bir parçası olduğu derin bir yapıda kavranmasına da bağlı&#8221; olduğu ifade eldir.&#8221; (s. 183). Ancak bu yapıyı kavrayamayan, kendini tahrip edecek olanı içinde taşıyan insan, ötekileşerek varlık misyonunu kaybettiği an doğa ile arasındaki zinciri kopardığı belirtilir ve doğanın bu kopuşa cevabını ise &#8220;suların çekilmesi&#8221;, &#8220;çölleşme&#8221; ve &#8220;intihar&#8221; olarak ortaya koyduğu belirtilir. Yücelik algılamalarının merkez imgesi olarak irdelenen &#8220;Tanrı&#8221; ise, insanı manevi boyutta sonsuzluğa taşıyan bir ülkü değer olarak görülür.</p>
<p>Bir fark edilişler bütünü olarak ortaya konan &#8220;Aytmatov Anlatılarında Ötekileşme Sorunu ve Dönüş İzlekleri&#8221; adlı çalışma; suların, toprağın, rüzgârın ve ateşin sırrını ödünçleyen bilge kişi Cengiz Aytmatov&#8217;un gelecek kuşaklara sağlıklı bir biçimde aktarılması görevini üstlenir. Yaşamın sonsuz akışı içinde öteki/leşme talihsizliğine uğramış &#8220;Mankurt/mankurtlaştırılmış&#8221; insanların kendi ülkü değerler dünyasını &#8220;Öteki&#8221;nin, ötekileşmiş değerlerinde inşa etmesi &#8220;Ben&#8221; diriliş ve sonsuz açılımlarını yok eder. Bu anlamda Prof. Dr. Ramazan KORKMAZ&#8217;ın çalışması, bir bakıma Aytmatov anlatılarını yeniden okuma veya resimlerdeki negatif verileri tab&#8217;ederek resme dönüştürme çabasıdır. Bu çaba, zaman içindeki insanlık maceramızın daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zaruret.com/genel/edebiyat-genel/aytmatov-anlatilarinda-otekilesme-sorunu-ve-donus-izlekleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eskilerden İlginç Bir Fotoğraf Karesi</title>
		<link>http://www.zaruret.com/genel/eskilerden-ilginc-bir-fotograf-karesi.html</link>
		<comments>http://www.zaruret.com/genel/eskilerden-ilginc-bir-fotograf-karesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 15:22:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Necdet Sezer]]></category>
		<category><![CDATA[ankara hukuk fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[Başbakan Biyografileri]]></category>
		<category><![CDATA[başbakan bülent ecevit]]></category>
		<category><![CDATA[başbakan ecevit]]></category>
		<category><![CDATA[Bülent Ecevit]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma bakanı]]></category>
		<category><![CDATA[chp başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı ahmet necdet sezer]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanı Biyografileri]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı inönü]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı ismet inönü]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı sezer]]></category>
		<category><![CDATA[ismet inönü]]></category>
		<category><![CDATA[mevhibe hanım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zaruret.com/?p=388</guid>
		<description><![CDATA[1961 yılının Kasım ayında, Ankara Hukuk Fakültesi’ nde çekilmiş bir fotoğraf.

Bakalım bu fotoğrafta kimler var:
* Dönemin Chp Başkanı ve Başbakan İsmet İnönü ve eşi Mevhibe Hanım,
* İnönülerin yanında,elinde çantasıyla zamanın Zonguldak Milletvekili ve Çalışma Bakanı Bülent Ecevit,
* Arkalarında Ankara Hukuk Fakültesi öğrencilerinden bir grup
* Grubunun içerisinde, Mevhibe Hanım ve Bülent Ecevit’ in arasından kareli gömleği,  <a href="http://www.zaruret.com/genel/eskilerden-ilginc-bir-fotograf-karesi.html" class="more-link">More &#62;</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1961 yılının Kasım ayında, <strong>Ankara Hukuk Fakültesi</strong>’ nde çekilmiş bir fotoğraf.</p>
<p><img title="inonu-ecevit-sezer" src="http://www.5im.org/wp-content/uploads/2010/01/inonu-ecevit-sezer.jpg" alt="inonu ecevit sezer Eskilerden İlginç Bir Fotoğraf Karesi" width="579" height="359" /></p>
<p>Bakalım bu fotoğrafta kimler var:</p>
<p>* Dönemin Chp Başkanı ve Başbakan <strong>İsmet İnönü</strong> ve eşi <strong>Mevhibe Hanım,</strong></p>
<p>* İnönülerin yanında,elinde çantasıyla zamanın Zonguldak Milletvekili ve Çalışma Bakanı <strong>Bülent Ecevit</strong>,</p>
<p>* Arkalarında Ankara Hukuk Fakültesi öğrencilerinden bir grup</p>
<p>* Grubunun içerisinde, Mevhibe Hanım ve Bülent Ecevit’ in arasından kareli gömleği, el örgüsü kazağı ve alnına düşen saçlarıyla görünen bir genç.</p>
<p>O genç 1941 doğumlu, 1958 yılında Ankara Hukuk Fakültesi’ ne girmiş, yukarıdaki fotoğraf çekildiğinde daha 20 yaşında.</p>
<p>Adı <strong>Ahmet Necdet Sezer.</strong></p>
<p>Bir fotoğraf karesine kimler sığmış: Bir cumhurbaşkanı ve başbakan, başka bir başbakan, bir başka cumhurbaşkanı.</p>
<p>İster kader olarak yorumlayın ister şans, enteresan bir fotoğraf.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zaruret.com/genel/eskilerden-ilginc-bir-fotograf-karesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Necip Fazıl Kısakürek &#8211; Bütün Eserleri</title>
		<link>http://www.zaruret.com/genel/necip-fazil-kisakurek-butun-eserleri.html</link>
		<comments>http://www.zaruret.com/genel/necip-fazil-kisakurek-butun-eserleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 11:34:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Abdülhakîm Arvasî Hazretleri]]></category>
		<category><![CDATA[At a senfoni]]></category>
		<category><![CDATA[ata senfoni]]></category>
		<category><![CDATA[ata senfoni kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[AYNADAKİ YALAN]]></category>
		<category><![CDATA[babiali]]></category>
		<category><![CDATA[BATI TEFEKKÜRÜ VE İSLÂM TASAVVUFU]]></category>
		<category><![CDATA[ben ve ötesi]]></category>
		<category><![CDATA[ben ve ötesi kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[BENİM GÖZÜMDE MENDERES]]></category>
		<category><![CDATA[bir adam yaratmak]]></category>
		<category><![CDATA[bir adam yaratmak kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Kapı]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Kapı kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[çile bütün şiirleri]]></category>
		<category><![CDATA[çile şiir kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[cinnet mutatili]]></category>
		<category><![CDATA[ÇÖLE İNEN NUR]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞRU YOLUN SAPIK KOLLARI]]></category>
		<category><![CDATA[DÜNYA BİR İNKILÂP BEKLİYOR]]></category>
		<category><![CDATA[EDEBİYAT MAHKEMELERİ]]></category>
		<category><![CDATA[ESSELÂM]]></category>
		<category><![CDATA[GÖNÜL NİMETLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[hazret i ali]]></category>
		<category><![CDATA[hazreti ali]]></category>
		<category><![CDATA[hazreti ali kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[HESAPLAŞMA]]></category>
		<category><![CDATA[hikayelerim kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[HİTÂBELER]]></category>
		<category><![CDATA[HÜCUM VE POLEMİK]]></category>
		<category><![CDATA[İBRAHİM ETHEM]]></category>
		<category><![CDATA[İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ]]></category>
		<category><![CDATA[ihtilal]]></category>
		<category><![CDATA[ihtilal kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[İMAN VE İSLÂM ATLASI SENFONİ]]></category>
		<category><![CDATA[kafa kağıdı]]></category>
		<category><![CDATA[kafa kağıdı kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[kaldırımlar kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[kaldırımlar şiir kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[kırtas]]></category>
		<category><![CDATA[kırtas meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[kısakürek]]></category>
		<category><![CDATA[KOMÜNİZM VE İNSANLIK]]></category>
		<category><![CDATA[MEKTÛBAT]]></category>
		<category><![CDATA[moskof]]></category>
		<category><![CDATA[moskof kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[MÜDAFAALARIM]]></category>
		<category><![CDATA[muhsin ertuğrul]]></category>
		<category><![CDATA[MÜMİN KÂFİR]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl ben ve ötesi]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl bir adam yaratmak]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl bütün eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl bütün kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl Büyük Kapı]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl çile]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl hazreti ali]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl HESAPLAŞMA]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl hikayelerim]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl ihtilal]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl ihtilal kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl kafa kağıdı]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl kaldırımlar]]></category>
		<category><![CDATA[Necip Fazıl Kısakürek]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl kısakürek hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl kısakürek hikayelerim]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl kısakürek şiirlerim]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl moskof]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl moskof kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl o ve ben]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl o ve ben kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl örümcek ağı]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl para]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl para kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl sahte kahramanlar]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl şiirlerim]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl sonsuzluk kervanı]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl tohum]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl tohumn]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl yılanlı kuyudan]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl yunus emre]]></category>
		<category><![CDATA[NUR HARMANI]]></category>
		<category><![CDATA[o ve ben]]></category>
		<category><![CDATA[o ve ben kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[ÖFKE VE HİCİV]]></category>
		<category><![CDATA[örümcek ağı]]></category>
		<category><![CDATA[örümcek ağı kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[örümcek ağı şiir kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[para]]></category>
		<category><![CDATA[para kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[PEYGAMBER HALKASI]]></category>
		<category><![CDATA[RÂBITA-İ ŞERİFE]]></category>
		<category><![CDATA[REİS BEY]]></category>
		<category><![CDATA[REŞAHAT]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Burkuntularından Hikâyeler]]></category>
		<category><![CDATA[ruh çilesi]]></category>
		<category><![CDATA[SABIR TAŞI]]></category>
		<category><![CDATA[sahte kahramanlar]]></category>
		<category><![CDATA[sahte kahramanlar kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[SENARYO ROMANLARIM]]></category>
		<category><![CDATA[şiirlerim kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[SON DEVRİN DİN MAZLUMLARI]]></category>
		<category><![CDATA[sonsuzluk kervanı]]></category>
		<category><![CDATA[sonsuzluk kervanı şiir kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[SOSYALİZM]]></category>
		<category><![CDATA[tanrı kulundan dinlediklerim]]></category>
		<category><![CDATA[TARİH BOYUNCA BÜYÜK MAZLUMLAR]]></category>
		<category><![CDATA[TASAVVUF BAHÇELERİ]]></category>
		<category><![CDATA[tohum]]></category>
		<category><![CDATA[tohum kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[TÜRKİYENİN MANZARASI]]></category>
		<category><![CDATA[VELİLER ORDUSUNDAN]]></category>
		<category><![CDATA[Yılanlı Kuyudan]]></category>
		<category><![CDATA[yunus emre]]></category>
		<category><![CDATA[yunus emre kitabı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zaruret.com/?p=385</guid>
		<description><![CDATA[


Necip Fazıl Kısakürek &#8211; Bütün Eserleri &#8211; Bütün Kitapları 
HİKÂYELERİM

Necip Fazıl Kısakürek&#8217;in 1925 yılından başlayarak çeşitli                                         <a href="http://www.zaruret.com/genel/necip-fazil-kisakurek-butun-eserleri.html" class="more-link">More &#62;</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table id="DataList1" style="border-color: #999999; border-width: 1px; border-collapse: collapse; background-color: white;" border="1" cellspacing="0" cellpadding="3" width="894" rules="cols">
<tbody>
<tr>
<td style="color: black; background-color: #eeeeee;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Necip Fazıl Kısakürek &#8211; Bütün Eserleri &#8211; Bütün Kitapları </strong></span></p>
<p><span id="DataList1_ctl00_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">HİKÂYELERİM</span><br />
<img id="DataList1_ctl00_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/01b.gif" alt="01b Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl00_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">Necip Fazıl Kısakürek&#8217;in 1925 yılından başlayarak çeşitli                                         gazete ve dergilerde yayınlanmış ve bir bölümü 1933&#8242;de &#8220;Bir Kaç Hikâye Bir Kaç Tahlil&#8221;,                                         bir kısmı da 1965&#8242;de &#8220;<strong>Ruh Burkuntularından Hikâyeler</strong>&#8221; ismi altında kitaplaşmış,                                         bütün hikâyeleri… 1983&#8242;de &#8220;b.d. yayınları&#8221; tarafından eksiksiz olarak bütünleştirilmiş                                         ve son şeklini almıştır.</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: gainsboro;"><span id="DataList1_ctl01_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">CİNNET MUSTATİLİ (Yılanlı Kuyudan)</span><br />
<img id="DataList1_ctl01_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/02b.gif" alt="02b Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl01_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">Bir ansiklopediye geçmiş ifadeyle, &#8220;hapisleri üniversite yıllarından                                         çok olan&#8221; Necip Fazıl, 1943&#8242;den başlayarak 1947-1950-1951-1952-1957-1959 ve 1960                                         senelerinde cezaevine girdi. Son mahkûmiyet kararı ise vefatı sebebiyle infaz edilemedi.                                         1955&#8242;de &#8220;Yılanlı Kuyudan&#8221; ismiyle yayınlanmış olan eser, hapishane günlerinin, &#8220;büyük                                         sanatkâr&#8221;a has, derin ve duyarlı bir iç hayat üzerindeki müthiş tesirini yansıtan                                         bir ıstırap ve gözyaşı günlüğüdür.</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: #eeeeee;"><span id="DataList1_ctl02_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">BİR ADAM YARATMAK</span><br />
<img id="DataList1_ctl02_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/03b.gif" alt="03b Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl02_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">(3 Perde.) Geçirdiği büyük ruh çilesinin sahne destanı… İstanbul                                         Şehir Tiyatrosunun 1937-38 sezonunda Muhsin Ertuğrul tarafından sahnelenip temsil                                         edilen eser, ilk temsil gecesinden itibaren çok büyük yankı uyandırmış ve 1977 yılında                                         sinemaya da aktarılmıştır. (Tamamlandığı tarih; 8 Temmuz 1937, Perşembe, gece yarısı&#8230;)</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: gainsboro;"><span id="DataList1_ctl03_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">ÇİLE</span><br />
<img id="DataList1_ctl03_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/04.gif" alt="04 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl03_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">Baş eser… 1925&#8242;de &#8220;<strong>Örümcek Ağı</strong>&#8220;, 1928&#8242;de &#8220;<strong>Kaldırımlar</strong>&#8220;, 1932&#8242;de </span><span id="DataList1_ctl03_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;"> </span><span id="DataList1_ctl03_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">&#8220;</span><strong><span id="DataList1_ctl03_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">Ben</span></strong><span id="DataList1_ctl03_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;"><strong> ve Ötesi</strong>&#8220;, 1953&#8242;de &#8220;<strong>Sonsuzluk Kervanı</strong>&#8221; ve 1969&#8242;da &#8220;<strong>Şiirlerim</strong>&#8221; ismiyle yayınlanmış                                         şiir kitaplarının bir çok bakımdan kendini ifadelendiremediğini söyleyen Necip Fazıl                                         Kısakürek&#8217;in, 1922&#8242;de Yeni Mecmua&#8217;da yayınlanmış ilk şiirinden başlayarak bizzat                                         kendisi tarafından süzülen, ayıklanan, düzeltilen ve bir araya getirilen bütün şiirleri…                                         Ve Poetikası… Bir yanda belli başlı bir sanat anlayışından tüten şiirler, diğer                                         yanda, bu sanat anlayışının tüttürdüğü şiir mefkûresi…</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: #eeeeee;"><span id="DataList1_ctl04_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">KAFA KAĞIDI</span><br />
<img id="DataList1_ctl04_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/05.gif" alt="05 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl04_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">Hayat hikâyesini bazı eserlerinde gereğince yazmış olduğunu, ancak asıl ruh hayatını, ruhunun kafa kâğıdını resimlendirmek istediğini dile getirirken, bu eseriyle geçmiş, özellikle çocukluk günlerinin perdesini bir daha aralar. <strong>Kafa Kâğıdı</strong>, olayların dış tezahür çizgilerinden ziyâde, onları doğuran ruhî oluşları tesbite yönelik bir otobiyografidir. Yarım kalmışlığı ile ayrı bir &#8220;hususiyet&#8221; kazanan eser, Ocak 1984&#8242;de Milliyet gazetesinde tefrika edilmiş ve daha sonra kitaplaşmıştır.</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: gainsboro;"><span id="DataList1_ctl05_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">O VE BEN</span><br />
<img id="DataList1_ctl05_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/06.gif" alt="06 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl05_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">Hayatını, <strong>Abdülhakîm Arvasî Hazretleri</strong>&#8216;ni &#8220;Tanıyıncaya Kadar&#8221; ve &#8220;Tanıdıktan Sonra&#8221; diye iki ana bölüme ayıran Necip Fazıl, Efendisine doğru kendisini cezbeden hâdiseleri de mânâlandırdığı otobiyografik eseri &#8220;O Ve Ben&#8221;i 1975&#8242;de şöyle takdim etmiştir: &#8220;Bu eser, dünyaya gelişimden bugüne kadar en hususî renkleri, çizgileri ve sesleriyle hayatımın hikâyesi ve asıl O&#8217;nu tanıdıktan sonra mânasını anlamaya başladığım vücut hikmetinin bende tecelli eden yakıcı ifadesidir. Bu bakımdan, kendilerini görünceye kadar malik olabildiğim birbuçuk esere nisbetle bugün 60 cildi aşan ve hepsini birden o nura borçlu bildiğim eserler arasında, şimdikini, baş köşeye oturtulması lâzım ve en mahrem iç ve dış iklimlere doğru bir belirtiş olarak takdim ederim.&#8221; Kitap, 1965 senesinde &#8220;<strong>Büyük Kapı</strong>&#8221; ismiyle yayınlanmıştır.</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: #eeeeee;"><span id="DataList1_ctl06_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">YUNUS EMRE</span><br />
<img id="DataList1_ctl06_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/07.gif" alt="07 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl06_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">YUNUS EMRE : (3 Perde 9 Tablo) Mezarlığı olmayan köyü bulmak                                         için yola çıkan ve ilk bilgi olarak, ölümsüzlüğe giden yolun insanın kendi içinden                                         geçtiğini öğrenen Derviş Yunus&#8217;un hikayesi… (Tamamlandığı tarih; 25-26 Temmuz, Cuma                                         gecesi, 1969) KANLI SARIK: (3 Perde 12 Tablo) Eser, Anadolu kapılarının Müslüman                                         Türke açıldığı 1071 Malazgirt Zaferinden başlayarak, &#8220;Türkiye Tarihi&#8221;ne memleketin                                         doğu ucundaki bir köşesinden terkibî bir bakışın temsilidir. 1967&#8242;de yazılan piyeste,                                         Altun Halka&#8217;nın yedincisi Ebu&#8217;l Hasan Harkaanî&#8217;nin kabriyle şereflenmiş Kars şehri,                                         zamanın bir sinema şeridi gibi üzerinde canlandığı bir tarih tablosudur. (Yazıldığı                                         tarih; 1967)</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: gainsboro;"><span id="DataList1_ctl07_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">AT&#8217;A SENFONİ</span><br />
<img id="DataList1_ctl07_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/08.gif" alt="08 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl07_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">At&#8217;a olan sevgisini, &#8220;dokuz yaşında ata bindim ve yalan olmasın, bir daha inmedim.&#8221; diye belirten Necip Fazıl, belki de sahasında başka bir örneği bulunmayan bu eserinde, tarihi, felsefesi ve bütün estetiğiyle At&#8217;ı anlatır. O&#8217;nun gözünde At, insandaki maddî ve manevî fâtihlik cehdine Allahın en fazla yakıştırdığı bediî ifade içinde bir kahramanlık sembolüdür. Bu kitap ise bu sembolün, yani, ilk zamanlarında basit fayda planında her türlü yükü sırtlamış bir hizmetçi olarak gördüğümüz At&#8217;ın, ayıklana ayıklana neticede yalnız bineğe ve yarışa mahsus Prens Soy haline gelişinin romanı… Eser, 1958 senesinde yazılmış ve ilk defa Türkiye Jokey Kulübü tarafından bastırılmıştır.</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: #eeeeee;"><span id="DataList1_ctl08_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">PARA</span><br />
<img id="DataList1_ctl08_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/09.gif" alt="09 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl08_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">PARA: (5 Perde )Piyesin baş aktörü, &#8220;hayata hakim küçük tedbirlerin, miskin hesapların adamı&#8221; bir Banka Patronudur. Para kazanmak uğruna herşeyi meşru görür; ama asla, ahlâksızlığının üstünü örterek namuslu görünmek gibi riyakâr bir tavır içine girmez. Hasılı, ahlâksızlığında samimi bir adamdır. Ayrıca, aile fertlerinden başlayarak, yanında çalıştırdığı ve toplumun çeşitli kademelerinde ilişkide bulunduğu namuslu ve dürüst görünen insanların çoğunluğunun samimi olmadığının da farkındadır. Piyes&#8217;te gelişen hâdiselerin merkezinde para, öyle bir ölçüdür ki, insanların bütün içyüzünü olduğu gibi ortaya çıkarmaktadır&#8230; Eser, ilk defa 1941-42 kışında İstanbul Şehir Tiyatrosunda sahnelenmiştir. (Tamamlandığı tarih; 15 Aralık 1941) MUKADDES EMÂNET: (4 Perde, 8 Tablo) Piyes, I. Meşrutiyetin ilânından günümüze doğru gelen zamanın panoraması üzerinde, yüzyıllardır bir türlü şuurlandırılamayan Anadolu derdini gözler önüne serer ve dönem dönem ucuza harcanan Anadoluluyu kendi derdine sahip çıkmaya davet eder. (Yazıldığı tarih; 1971)</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: gainsboro;"><span id="DataList1_ctl09_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">SAHTE KAHRAMANLAR</span><br />
<img id="DataList1_ctl09_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/10.gif" alt="10 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl09_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">Necip Fazıl Kısakürek&#8217;in dört ayrı konferansı&#8230; Her konferans,                                         farklı tarih ve şehirlerde çeşitli defalar binlerce dinleyiciye hitaben verilmiş                                         olup büyük ilgi doğurmuştur. 1949&#8242;da Büyük Doğu Cemiyetinin kuruluşundan itibaren                                         Anadolu&#8217;yu bir uçtan öbür uca sarsan Necip Fazıl için, mevzuu ne olursa olsun verdiği                                         her konferans, &#8220;Tanzimattan beri gelen sahte inkılapların çürüttüğü ruh kökümüzü                                         kurtarma, kainat çapında hesaba vurma, Türkün ruh ve madde dünyasını Batının da                                         hayran olacağı ve içinde her derde deva bulacağı bir ideolocya planında kurma ideali&#8221;ne                                         bağlıdır.</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: #eeeeee;"><span id="DataList1_ctl10_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">HAZRET-İ ALİ</span><br />
<img id="DataList1_ctl10_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/11.gif" alt="11 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl10_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">Hazret-i Ali&#8217;nin hayatı… Bu mübarek hayatın anlatımına bağlı                                         olarak da, &#8220;<strong>Kırtas</strong>&#8221; meselesinden itibaren, Allah Resulü&#8217;nün vefatlarından sonra                                         başgösteren ve gittikçe derinleşip siyasî ve ardından itikadî mezhep ayrılıklarına                                         sebep olan olayların tahlili…</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: gainsboro;"><span id="DataList1_ctl11_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">TANRI KULUNDAN DİNLEDİKLERİM</span><br />
<img id="DataList1_ctl11_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/12.gif" alt="12 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl11_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">Eserin içeriğini oluşturan yazılar, 1943 ve 1945 Büyük Doğu dergilerinde &#8220;Tanrı Kulundan Dinlediklerim&#8221; başlığı altında kaleme alınmıştır. Başlıktaki nisbetlendirmenin de ifadelendirdiği gibi eser, Necip Fazıl&#8217;ın Efendisinden aldığı feyzin bereketiyle, tarih, fikir, sanat; şiir, roman, hikaye, tiyatro; hâsılı el attığı her mevzuda, &#8220;O kapı&#8221;ya bağlı &#8220;kıymetlendirme ölçüleri&#8221;ni billurlaştırdığı bir eserdir.</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: #eeeeee;"><span id="DataList1_ctl12_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">İHTİLÂL</span><br />
<img id="DataList1_ctl12_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/13.gif" alt="13 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl12_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">Eser, Habil-Kabil vak&#8217;asından başlar ve birinci bölümde mutlak                                         inkılapçılar olarak Nuh Peygamber, İbrahim Peygamber, Musa Peygamber ve İsa Peygamberle                                         beraber, Peygamberler Peygamberinin mutlak inkılâplarını anlatır. Ötesi, insanoğlunun                                         Hak gördüğü ve bildiği yollardaki ayaklanışlarının, mâna, ilim, ve usûl bakımlarından                                         ders çıkarılması gereken romanımsı hikâyeleridir. Eski Yunandan Amerika İstiklal                                         savaşlarına kadarki ihtilâller ikinci bölümde; Büyük Fransız İhtilali üçüncü bölümde;                                         Napolyon Bonapart ve sonrası ihtilaller de dördüncü bölümde anlatılmıştır. Son bölümde                                         ise, &#8220;hak ve hakikat bağlılarına en faydalı iş ve hareket kültürünün aşılandığı&#8221;                                         Sentez kısmı yer almaktadır.</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: gainsboro;"><span id="DataList1_ctl13_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">MOSKOF</span><br />
<img id="DataList1_ctl13_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/14.gif" alt="14 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl13_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">Toplumlar ve milletler arasındaki zıtlığa, buzdağı ve yanardağ                                         derecesinde en keskin örnek olarak, Moskofla Türkün gösterilebileceğini söyleyen                                         Necip Fazıl, bu eserinde tarihî bir perspektif içinde Türk- Rus münasebetlerinin                                         tahlilini yapar. Bu tahlilin içinde &#8220;Moskof&#8221; sözcüğünün ifade ettiği mânâ kadar                                         Altun Ordu&#8217;dan başlayarak Cumhuriyet devrine kadarki Türk tarihinin kritik dönemlerinin                                         teşhis ve mânalandırılması da vardır. Üç ana bölüm halindeki eserin, kitap boyunca                                         ispatına girişilen temel tezi ise, 1917 ihtilalinden sonra bütün dünyanın başına                                         belâ kesilen Rusya&#8217;nın dünya sahnesine çıkmasında iki müslüman ve asılları Türk                                         başbuğun, 14. Asır sonlarında Timurlenk&#8217;in ve 18. Asır başlarında Baltacı Mehmed                                         Paşa&#8217;nın sorumlu olduğudur.</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: #eeeeee;"><span id="DataList1_ctl14_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">TOHUM</span><br />
<img id="DataList1_ctl14_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/15.gif" alt="15 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl14_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">TOHUM: (3 Perde ) Muhsin Ertuğrul, bir yemekte; &#8220;Niçin bir                                         piyes yazmıyorsun?&#8221; sualiyle, tiyatroyu, &#8220;hayatın (kantite) gibi değersiz ve geçici                                         yüzünü değil, (kalite) gibi derin ve sonsuz şahsiyetini zapteden ve onu molozlarından                                         ayıklayarak tasfiye eden, tıpkısını, fakat başka türlüsünü gösteren mistik bir ayna&#8221;                                         olarak gören Necip Fazıl&#8217;ın yıllardır içinde gömülü bir hasrete dokunur. O anda,                                         Şehir tiyatrosuna bir eser teslim etmek için sadece 20 günlük bir süre kalmıştır.                                         Hemen kararını verir ve 7 gün içinde &#8220;Tohum&#8221;u bitirir. 1935 senesinde Muhsin Ertuğrul                                         tarafından sahnelenen &#8220;Tohum&#8221; piyesinde olay, Anadolu&#8217;nun işgal edilmiş bir köşesinde,                                         Maraş&#8217;ta cereyan eder. Vatan sadace bir toprak parçasından ibaret değildir. Dolayısıyla                                         vatanı müdafaanın gizlediği bir aksiyon; aksiyonun gizlediği bir fikir; ve fikrin                                         gizlediği mahrem bir benlik olmak gerekir. Tohum, millî mücadeleyi, Anadolu halkının                                         öz benliğinde mevcut ruhun bir fışkırışı olarak gösterir. (Yazıldığı tarih; 1935)                                         KÜNYE: (3 Perde 12 Tablo) Birinci Dünya savaşında cepheden cepheye koşmuş, Harbiye                                         mektebinde hocalık yapmış, Balkan savaşına katılmış, divanı harpte yargılanmış;                                         başarıyı ruh, disiplin ve bilginin eseri bilen, şahsî hayatı olmayan, her şeye toplum                                         açısından bakan ve insanı, Künye&#8217;sini aşmaya memur sayan bir dava adamının, Plevne                                         şehidi bir zabitin oğlu Gazanfer Bey&#8217;in trajik hikayesi… (Yazıldığı tarih; 1939)</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: gainsboro;"><span id="DataList1_ctl15_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">AYNADAKİ YALAN</span><br />
<img id="DataList1_ctl15_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/16.gif" alt="16 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl15_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">Necip Fazıl Kısakürek&#8217;in, roman kalıpları içinde kaleme aldığı                                         tek eseri… Roman, üniversitede felsefe asistanı olan Naci&#8217;nin hayatı etrafında gelişir…                                         Bu hayat, Necip Fazıl&#8217;ın kendi hayatı değildir ama onun hayat hikayesindeki bir                                         çok unsuru içinde barındırır. Naci, çevresine karşı davranışlariyle, kadın, cemiyet                                         ve sanat anlayışiyle, hayata ve ölüme dair düşünceleriyle bir karakter bütünü halinde                                         şekillendikçe hayalimizde bir Necip Fazıl portresi belirir gibi olur.</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: #eeeeee;"><span id="DataList1_ctl16_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">REİS BEY</span><br />
<img id="DataList1_ctl16_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/17.gif" alt="17 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl16_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">REİS BEY: (3 Perde) 1948&#8242;den 1960 yılına kadar geçen sürede                                         tiyatro eseri kaleme almayan Necip Fazıl, 1960 ihtilaliyle girdiği hapiste, üç piyes                                         yazmıştır: Ahşap Konak, Kumandan ve Reis Bey. Piyesin ana karakteri Reis Bey, bir                                         ağır ceza reisidir. Ömrü otel odalarında geçmiş, yapyalnız ve tuhaf bir adam. Taş                                         kalpli bir kanun tatbikçisi… Onun nazarında merhamet, idamlık bir suçtur ve &#8220;cemiyette                                         bir ferdi korumak için bin kişiye idam gömleği giydirmekten kaçınmamalıdır.&#8221; Günün                                         birinde, annesini öldürdüğü iddiasıyla huzuruna çıkarılan bir gencin idamına karar                                         verir. Artık olaylar çok farklı gelişecek ve Reis Bey&#8217;in buz gibi iç dünyası müthiş                                         bir sarsıntiyle yerle bir olacaktır. (Yazıldığı tarih: 1960) PARMAKSIZ SALİH: (4                                         Perde)Eserde, &#8220;en canhıraş sebepleri ve neticeleriyle doktor ve ilacı olmayan hastalığı,                                         &#8216;kumarı&#8217; göstermek&#8221; istediğini söyleyen Necip Fazıl, Parmaksız Salih ile ilgili                                         olarak kendisine yöneltilen bir suale şu cevabı veriyor: &#8220;Eserde ifadelendirmek                                         istediğim tek dava, binbir tezad ve binbir zıt kader cereyanı içinde hakiki fışkırışını                                         bulamamış ve hatta kötülük baskısı altında uyuşmuş bir ruhun, en büyük saike kavuşur                                         kavuşmaz birden şahlanışı; ve tam 55 yıl bilmeden hasret çektiği ve daima istekli                                         yaşadığı ulvî aksiyona şiddetle atılışıdır.&#8221; Eser 1948-1949 kışında İstanbul şehir                                         tiyatrosunda temsil edilmiştir. (Yazıldığı tarih: 1948)</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: gainsboro;"><span id="DataList1_ctl17_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">BATI TEFEKKÜRÜ VE İSLÂM TASAVVUFU</span><br />
<img id="DataList1_ctl17_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/18.gif" alt="18 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl17_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">Bu eser, 1962 yılının Ramazan ayında üç gece teravihten sahur vaktine kadar konferans şeklinde verildikten 20 sene kadar sonra bizzat Necip Fazıl tarafından kitaplaştırılmış ve İdeolocya Örgüsü&#8217;ne bağlı olarak en başa alınması gereken verimlerinden biri olarak gösterilmiştir. İki ana bölümden oluşan kitapta, &#8220;Batı Tefekkürü&#8221; başlığı altında İlkçağ felsefecilerinden başlayarak günümüze kadar ulaşan Batı düşünce çizgisi kısa ve kalın hatlariyle ele alınmış ve hükme bağlanmıştır. İkinci bölümde ise İslam tasavvufu, en ince ve mahrem çizgileriyle anlatılmıştır. Batı Tefekkürü ve İslâm Tasavvufu yayınlandığı 1982 senesinde Türkiye Yazarlar Birliği&#8217;nin fikir ödülünü kazanmıştır.</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: #eeeeee;"><span id="DataList1_ctl18_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">BÂBIÂLİ</span><br />
<img id="DataList1_ctl18_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/19.gif" alt="19 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl18_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">Bu kitap, Necip Fazıl&#8217;ın Türk entellektüeller muhiti Babıaliyi,                                         bizzat merkezinde olarak şahıs şahıs bir kıymet hükmüne bağladığı, kendini ise acımasız                                         bir nefs muhasebesine tâbi tuttuğu otobiyografik eseridir. &#8220;O ve Ben&#8221;le birlikte                                         Necip Fazıl mevzuunda anahtar olmak hususiyetiyle de ayrı bir değer kazanan eserde,                                         &#8220;Bâbıâli, Tanzimat sonrası, her an oluş veya bir türlü olamayış buhranları içinde                                         kıvranan Türk cemiyetinin boğaz anaforu; şahıslarsa aynı damga altında gelip geçen                                         ve akıp giden dalgacıklar…&#8221; O ve Ben ile Bâbıâli, Necip Fazıl&#8217;ın &#8220;hayat hikayesi                                         bütününün, birbirinde tekrarlanmayan iki ayrı dilimi…&#8221;</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: gainsboro;"><span id="DataList1_ctl19_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">SOSYALİZM, KOMÜNİZM VE İNSANLIK</span><br />
<img id="DataList1_ctl19_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/20.gif" alt="20 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl19_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">Eserde, evvelâ yarım ve eksik bir sistem halindeki sosyalizm,                                         daha sonra da onun kıvamını tam bulmuş şekli olarak komünizm muhasebe edilir. Tabiat,                                         insan ve toplum arasındaki münasebet ile iş ve kıymet denkleşmesini ana ölçülere                                         kavuşturan metafizik planda bir &#8220;Giriş&#8221;ten sonra, eserin yazılış amacı yönünde insan                                         ve kâinat iptalcisi sosyalizm ve komünizm mezheplerinin fikrî analizi ve eleştirisi                                         yapılır.</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: #eeeeee;"><span id="DataList1_ctl20_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">HİTÂBELER</span><br />
<img id="DataList1_ctl20_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/21.gif" alt="21 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl20_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">Necip Fazıl Kısakürek&#8217;in, 1934 yılında D Grubu Resim sergisinde                                         yaptığı &#8220;Beklenen Sanatkar&#8221; adlı konuşmasından, 21 Mayıs 1983 Cumartesi günü (vefatından                                         3 gün önce) Basında 50. yılını dolduranların Şilt Törenine gönderilmek üzere yazdırdığı                                         satırlara kadar, her biri kesif ve keskin bir fikir ve aksiyon ruhu ifade eden,                                         muhtelif yerlerde verdiği kısa konferans ve hitabeler..</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: gainsboro;"><span id="DataList1_ctl21_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">PEYGAMBER HALKASI</span><br />
<img id="DataList1_ctl21_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/22.gif" alt="22 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl21_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">Sahabîyi, &#8220;Ümmetin temel yapısı; kalbini, duygu ve düşüncesini                                         peşin olarak O&#8217;na bağlayan ve sonra bu bağlanış etrafındaki hakikat dairesi üstünde                                         dilediği gibi akıl atını koşturan ve artık hiçbir akıl sıkıntısı çekmeyen büyük                                         insan örneği&#8221; olarak tarif eden Necip Fazıl, bu eserinde, &#8220;Sahabi keyfiyetinden                                         bir pırıltı verebilmek gayesini gütmüş&#8221; ve alınlarında Sahabîlik nurunu taşıyan                                         ebediyyet kahramanlarından bir kısmını örnekleştirmiştir.</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: #eeeeee;"><span id="DataList1_ctl22_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">İBRAHİM ETHEM</span><br />
<img id="DataList1_ctl22_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/23.gif" alt="23 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl22_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">İBRAHİM ETHEM: (5 Perde)Belh sultanıyken tacını tahtını terkedip dervişlik yoluna düşen, Veliler kervanının şanlı öncülerinden İbrahim Ethem Hazretlerinin hayatından sahneler… (Yazıldığı tarih: 1978) ABDÜLHAMİD HAN:(5 perde) Piyes, Büyük Osmanlı Padişahı Abdülhamid Han&#8217;a ait tepetaklak edilmiş tarihî hakikatlerin, &#8220;Ulu Hakan&#8221; eseriyle taş taş yerine oturtularak bir tez, bir manifest halinde bina edilmesinden sonra, bir ölçüde sahneye yansıtılmasıdır. (Tamamlandığı tarih: 5 Haziran, Çarşamba 1968) SİYAH PELERİNLİ ADAM: Necip Fazıl, oynanmasından ziyade okunması için kaleme aldığı bu eserini, &#8220;tek perdede bir hikaye&#8221; şeklinde takdim eder. Eser ilk defa 1943 Büyük Doğu&#8217;larında tefrika edilmiştir.</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: gainsboro;"><span id="DataList1_ctl23_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">HESAPLAŞMA</span><br />
<img id="DataList1_ctl23_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/24.gif" alt="24 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl23_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">Necip Fazıl, mücâdele tarihinin bilançosunu kalabalıklar önünde                                         &#8220;Hesaplaşma&#8221; konferansiyle çıkarırken, &#8220;Tarihte Yobaz ve Yobazlık&#8221; isimli konferansında,                                         en ulvî hakikatleri kendi basit anlayışı içinde hapseden, donduran ve &#8220;ahmakça inanışla                                         aptalca reddediş&#8221; arasında gezen Yobazın ruhi portresini çizer, vasıfları üzerinde                                         durur ve tarihi örneklerini verir. &#8220;Türkiye ve Komünizm&#8221; ise, bir antitez olarak                                         gördüğü Marksizmin fikri tahlili yanında, komünizmin Türkiye macerasına dikkatleri                                         çeker.</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: #eeeeee;"><span id="DataList1_ctl24_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">ESSELÂM</span><br />
<img id="DataList1_ctl24_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/25.gif" alt="25 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl24_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">&#8220;Bu eser, bir mevlid mi?.. Hayır! Sadece O&#8217;na olan eritici                                         aşkımın ve gevşemez bağlılığımın vecd destanı. &#8221; N.F.K. &#8220;Kıyamete kadar gelecek                                         mukaddesatçı Türk gençliğine ithaf&#8221; edilmiş olan ve sonuna &#8220;Vasiyet&#8221; bölümü de eklenmiş                                         bulunan, Peygamberler Peygamberinin mukaddes hayatının 63 Levhada manzum olarak                                         anlatıldığı eser, 1960-61 hapsinde yazılmaya başlanmış, son şekline ise 1972 Ramazanında                                         kavuşmuştur. 1973 senesinde kurulan b.d. yayınlarının 1. Kitabı olarak ilk defa                                         o yıl yayınlanmıştır.</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: gainsboro;"><span id="DataList1_ctl25_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">DÜNYA BİR İNKILÂP BEKLİYOR</span><br />
<img id="DataList1_ctl25_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/26.gif" alt="26 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl25_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">&#8220;Evet, İslâm, 16. Asır sonlarına doğru temsil kadrosunda zaafa uğramıştır. Ama daha sözünü söylemiş değil. Son sözünü temsil kadrosunda ve yeni telakkiler önünde henüz söylememiştir. Bu son sözü söyletecek nesli yoğurmaya çalışıyoruz.&#8221; N.F.K. Her konferans, bu çabanın eseri halinde, konu başlığının işaret ettiği meselelerde sosyal bir şuur zemini oluşturma teşebbüsüdür.</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: #eeeeee;"><span id="DataList1_ctl26_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">HAC</span><br />
<img id="DataList1_ctl26_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/27.gif" alt="27 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl26_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">1973 yılında Hac mükellefiyetini yerine getirmek üzere Kutsal                                         topraklara yüz süren Necip Fazıl&#8217;ın, o mübarek iklimin çizgi, renk ve sesleriyle                                         örülü seyahat intibâları… Ayrıca, kitabın &#8220;Veliler Diyarı&#8221; bölümünde, Van&#8217;ın Arvas                                         köyünde medfun Seyyid Fehim Hazretlerini; &#8220;Vatanımı Buldum&#8221; bölümünde ise, kabri,                                         Hakkari&#8217;nin Şemdinli kazasında bulunan Seyyid Taha Hazretlerini ziyaret yolculuklarının                                         hikayesi var. . (Yazıldığı tarih; 1967)</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: gainsboro;"><span id="DataList1_ctl27_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">TARİH BOYUNCA BÜYÜK MAZLUMLAR</span><br />
<img id="DataList1_ctl27_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/28.gif" alt="28 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl27_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">&#8220;Mazlum, her dinde, her inanış tarzında bulunabilir. Hatta hiçbir şeye inanmayan insanda, insan şöyle dursun, hayvanda bile… Mazlum, kendi haline göre değil, zulmediciye nisbetle sıfatlanandır&#8221; N.F.K. İşte, &#8220;Tarih Boyunca Büyük Mazlumlar&#8221;, bu ölçüye uyan, her millet ve her cinsten mazlumun bir araya toplandığı, dünya edebiyat tarihinde örneği pek bulunmayan eser… Büyük Yunan Filozofu Sokrates&#8217;ten başlayarak, İsa dininin mazlumları, İslâmın ilk kurbanları, Peygamber torunu iki şehit Hazreti Hasan ve Hüseyin, Haccac&#8217;ın zulümleri, İmam-ı Azam ve diğer mezhep imamları, Mansur, Jan Dark, Cem Sultan, San Bartelomi Kurbanları, Genç Osman, Jan Kalas, Büyük Fransız İhtilali kurbanları, Dreyfus ve İttihat Terakki cinayetleri… Hak olan inanış sahibi mazlumların aynı zamanda Şehit ve öz nefsleriyle erişilmez bir makam sahibi olduğunun altını hassasiyetle çizen Necip Fazıl, &#8220;esere ait bütün kıymet hükümlerini, her türlü değer ölçüsünün, bekçisiz ve koruyucusuz, uçup gittiği manevî bir yangın yeri arsasında rüzgara salıveriyorum&#8221; dediği Takdim yazısında, bu hüzünlü satırların devamını şöyle getirir: &#8220;Tarihî zulüm ve mazlumluk dâvasına büyük bir giriş diye kabul edebileceğiniz bu eserin, aynı çapta bir de çıkış noktası olmalıydı. Belki bir gün o da olur. Ama bazı zaman ve mekanlarda öyle sokaklar görülmüştür ki, girseniz de, tam içine dalacağınız evin önüne gelince geriye dönmek zorunda kalırsınız. Ve mazlum, bahsettikleriniz midir, siz misiniz, ayırt edemezsiniz.&#8221;</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: #eeeeee;"><span id="DataList1_ctl28_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">TÜRKİYENİN MANZARASI</span><br />
<img id="DataList1_ctl28_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/29.gif" alt="29 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl28_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">İlk defa 1973&#8242;de, Cumhuriyetin 50. Yılı münasebetiyle yayınlanan                                         kitap, müthiş bir bakış açısı genişliği ve vizyon derinliğiyle adetâ günümüz için                                         yazılmıştır. 1839 Tanzimat hareketiyle başlayan Türkü ruh kökünden koparma hamleleri                                         ve Batılılaşma gayretlerinin ekonomik, sosyal, siyasî, ilmî, ahlakî ve dinî yönlerden                                         ülkeyi ne hale getirdiğinin kuşbakışı resmi ve acı tahlili…</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: gainsboro;"><span id="DataList1_ctl29_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">ÇERÇEVE 1</span><br />
<img id="DataList1_ctl29_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/30.gif" alt="30 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl29_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">Necip Fazıl Kısakürek&#8217;in fıkra yazarlığı 1939 senesinde Haber                                         gezetesinde başlamış, &#8220;Son Telgraf&#8221; gazetesinde devam etmiş ve çeşitli gazetelerde                                         son yıllarına kadar süregelmiştir. &#8220;Çerçeve&#8221; başlığı altında kaleme alınan yazıların                                         5 ayrı kitapta derlendiği bu serinin ilk eserinde, Necip Fazıl, özellikle 1. Dünya                                         Harbi öncesi yazdıklariyle büyük şöhret bulmuş ve Bâbıâli&#8217;de &#8220;her söylediği çıkan                                         adam&#8221; diye anılmaya başlanmıştır.</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: #eeeeee;"><span id="DataList1_ctl30_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">NUR HARMANI</span><br />
<img id="DataList1_ctl30_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/31.gif" alt="31 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl30_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">Binlerce Hadîs içinden bir demet halinde, Peygamberler Peygamberinin                                         topyekûn eşya ve hâdiseleri aydınlatan mübarek sözleri&#8230; &#8220;Hakikat&#8221; ve &#8220;Ahlâk&#8221; ana                                         başlıkları altında 254&#8242;er Hadîs&#8217;in derlendiği kitabın son bölümünde &#8220;Manzum 101                                         Hadîs&#8221; yer almaktadır.</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: gainsboro;"><span id="DataList1_ctl31_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">İMAN VE İSLÂM ATLASI SENFONİ</span><br />
<img id="DataList1_ctl31_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/32.gif" alt="32 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl31_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">Son dönemlere ait alışılmış din kitaplarının çok dışında bir anlayış ve anlatışla kaleme alınmış, şekille ruhu, amelle hikmeti birbirine emdirmek gayesi etrafında, en emin ilmihâlle en şaşmaz tefekkürü birleştirme iddiasında büyük eser. 1960-61 hapsinde yazmaya başlayıp &#8220;20 yıl müddetle şeklini bulamadan bir rüşeym (protoplazma) halinde&#8221; içinde yaşattığı bu eseri 1981 senesinde tekrar ele alır. Eseri ve eserle yapmak istediği şeyi şöyle anlatır: &#8220;Bütün sanat, fikir, vecd, hassasiyet ve imân melekelerimi birleştirerek yepyeni bir hâdise mahiyetinde ortaya atmak ateşiyle yandığım &#8220;İman ve İslâm Atlası&#8221;&#8230; O zamanlar bir yığın malzeme toplamış olmama rağmen, bunları tablolaştıramamış ve aşkımın gerektirdiği nizam ve ifâdeye kavuşturamamıştım Zira, göz açıp kapayıncaya kadar hapis müddetim bitmiş ve haberini başıboş köpeklerden aldığım dış hayatın, bana kapısı açılmıştı. Buyur bakalım, o kadar özlediğin köpeklerin dünyasına!.. Bir sayfiye yerindeki evime çekildim, Marsilya sokakları kadar yabancısı olduğum şehre mevsimler boyu hemen hiç inmedim, hattâ bahçeme bile çıkamaz oldum; ve bir güne on günlük çalışmalarla &#8220;İman ve İslâm Atlası&#8221;nı kalıba dökebildim. Bu defa evimde geçen bilmem kaçıncı hapsim&#8230; &#8220;İman ve İslâm Atlası&#8221;, her biri aynı kaynaktan tas dolduran kitaplara nispet, doğrudan doğruya ve en az vasıta kullanarak o kaynağa diz üstü abanma ve suyuna avuç açma vâkıasıdır; ve bundan sonra Hak ne nasip eder, bilemem, bütün eserlerimi tamamlayıcı mahiyettedir. &#8220;Tarife&#8221; yazmak yerine gayeyi öziyle ruhlara sindirmek, reçete yerine mânâda ilacın kendisini tattırmak&#8230; Buna çalıştım. Ve bu aziz dâvayı papağan ağızlardan kurtarmak&#8230; İskeletsiz vücud olmaz ya; bir de iskelet üzerine vücudu ve uzuvları kul çapında yerleştirebilmek var&#8230; Peteği dosdoğru çizdikten sonra onu en halis balla doldurmak&#8230; Asırlardır hakkiyle yapılabildiğini sanmadığım bu cehd üzerinde başarı derecemi, tam 45 yıldır Büyük Doğu teknesinde hamurunu yuğurmaya çalıştığım yeni iman ve islâm nesli tayin edecektir. O olmasaydı oluşun olmayacak olduğu, Kâinatın Efendisine salât ve selâm olsun!.. Allah, Sevgilisinin ümmetine 15. İslâm Asrının birinci yılından ileriye, yeni bir anlayış, duyuş, görüş ve oluş nasip etsin&#8230; &#8220;</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: #eeeeee;"><span id="DataList1_ctl32_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">MÜDAFAALARIM</span><br />
<img id="DataList1_ctl32_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/33.gif" alt="33 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl32_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">Necip Fazıl Kısakürek&#8217;in mahkeme arşivlerinde çürüyüp yokolmuş                                         pek çok savunmasının dışında, 1946&#8242;da Sümerbank dâvasından başlayarak, özellikle                                         ünlü &#8220;Malatya suikasti dâvası&#8221;nın yer aldığı; onun mücadele tarihine ışık tutan,                                         &#8220;zor günler&#8221;deki üslûbunu, üstün mantık ve diyalektiğini örneklendiren kitaptaki                                         savunma konusu diğer dâvalar şunlardır: Türklüğe Hakaret Dâvası (1947); Rejimi Kötüleme                                         Dâvası (1947); Şapka Dâvası (1950); Hükümetin Manevî Şahsiyetini Tahkir Dâvası (1965);                                         b.d. Fikir Kulübü Dâvası (1967); 5816 sayılı kanuna muhalefet Dâvası (1968); Devletin                                         temel nizamını din ölçüleriyle değiştirmeyi kast suçunu düzenleyen 163&#8242;üncü maddeyi                                         ihlâl Davası (1969); İdeolocya Örgüsü Dâvası (1970)&#8230; Kitapta, Malatya Hadisesinden                                         hemen sonra yayınladığı &#8220;Maskenizi Yırtıyorum&#8221; adlı broşürü, 1,5 yıl mahkûmiyetle                                         neticelenen ve vefatı sebebiyle infaz edilemeyen Vahidüddin Dâvası&#8217;na dair bilgi                                         ve belgeleri ve çeşitli dâvaların basına yansımalarını gösteren gazete küpürlerini                                         de bulmak mümkün.</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: gainsboro;"><span id="DataList1_ctl33_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">VELİLER ORDUSUNDAN 333 (Halkadan Pırıltılar)</span><br />
<img id="DataList1_ctl33_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/34.gif" alt="34 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl33_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">Evliyâ menkıbeleri… Ebu Hâşim Sofi&#8217;den başlıyarak, herhangi                                         bir silsile ve tarih endişesine kapılmadan, kol kol, karmakarışık ve umumî şekilde                                         yüzbinlerce namsız ve nişansız velî arasından 333&#8242;ünün; &#8220;aklın patladığı ve hesabın                                         kül olduğu sınırdan ilerideki âlemde meclis kuranlar&#8221;ın hikayesi… Kitabın son bölümünde,                                         &#8220;Kadın Erenler&#8221;den bir kısmı şu ölçü altında levhalaştırılmakta: &#8220;Kadın, velîlik                                         şartlarına büründüğü zaman, fazl bakımından erkeği geçer.&#8221; 1945 Büyük Doğu dergilerinde                                         tefrika edilen ve &#8220;Halkadan Pırıltılar&#8221; ismi altında defalarca basılan, fakat bir                                         türlü layıkiyle bütünleştirilemeyen eser, nihayet 1976 yılında bizzat kendisi tarafından                                         son şekline kavuşturulmuştur.</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: #eeeeee;"><span id="DataList1_ctl34_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">BENİM GÖZÜMDE MENDERES</span><br />
<img id="DataList1_ctl34_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/35.gif" alt="35 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl34_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">Demokrat Parti, daha kurulduğu andan itibaren Necip Fazıl için bir muvazaa partisi olmaktan öte bir anlama sahip değildir. Adnan Menderes ise hep bir ümit mevzuu olarak kalmış, fakat bir türlü kendisinden beklenen &#8220;hep&#8221;çi ve &#8220;gözükara&#8221; tavrı takınamamıştır. Necip Fazıl bu eserinde, Adnan Menderes vasıtasiyle bir nevi kendi siyasi hal tercümesini kaleme almıştır. Adnan Menderes ile Demokrat Partiyi de kendi ruh aynasında biçimlendiği şekliyle anlatmıştır. Gerçeğe tam bağlı subjektif bir metod kullandığı eseri hakkındaki şu uyarısı önemlidir: &#8220;Eserime alaka duyacak olanlar, orada önce beni, davamı, sonra Adnan beyi, partisini ve etrafını bulacak ve bütün bunların iç hakikatlerini bende tecelli etmiş şekilleriyle göreceklerdir.&#8221;</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: gainsboro;"><span id="DataList1_ctl35_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ</span><br />
<img id="DataList1_ctl35_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/36.gif" alt="36 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl35_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">Bu eser, benim bütün varlığım, vücut hikmetim, her şeyim&#8230;                                         Ben, arının peteğini hendeseleştirmeye memur bulunması gibi, bu eseri örgüleştirmek                                         için yaratıldım. Şiirlerim de, piyeslerim de, hikâyelerim de, ilim ve fikir yazılarım                                         da sadece bu eserin belirttiği bina etrafında bir takım &#8220;müştemilât&#8221;dan başka bir                                         şey değil&#8230; Güzelim Türkçenin &#8220;katık&#8221; tâbiri ne kadar yerinde. Gerçek gıda &#8220;nân-ı                                         aziz&#8221; dediğimiz ekmektedir ve gerisi, ona katılmaktan kinaye &#8220;katık&#8221;tan ibaret&#8230;                                         İçinde yüzde elliden fazla (hidro-karbone) cevher bulunduran ekmek, pastaların üstündeki                                         her türlü krema ve (fantezi) oyunlarına sırt çevirmiş, kuru ve yavan, fakat besleyici                                         ve kurtarıcı fikre ne güzel remz!.. İşte, ezel kadar eski ve ebed kadar yeni, topyekûn                                         insanlık çapındaki dâvanın bu eserini tamamlarken, onu, gıdasını Büyük Doğu ekmeğine                                         borçlu bildiğim Anadolu gençliğine ithaf ederim.&#8221; N.F.K. / 1968</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: #eeeeee;"><span id="DataList1_ctl36_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">MÜMİN KÂFİR</span><br />
<img id="DataList1_ctl36_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/37.gif" alt="37 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl36_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">MÜMİN &#8211; KÂFİR: Diyalog tarzında kaleme alınan eserde, iman ve küfür kutuplarını temsilen Mümin ve Kâfir isimli iki hayali kişi, çeşitli konularda tartışır ve birbirilerine fikrî üstünlük kurmaya çalışır. Gerçekte ise Mümin, karşısında sadece soru sormaya, itiraza ve inkara memur Kâfir vasıtasiyle her inanmış insanın sahip olması gereken sâf iman ve fikir diyalektiğini temsil eden ve ortaya koyan ideal tipten bir örnektir. İnsan, İspat, Akıl, Peygamberler, Felsefe, Kutsal Kitaplar, Namaz. Oruç, Hac, Zekat, Merhamet, Zina, Sirkat (Hırsızlık), Ceza, Laisizma, Muhabbet-Nefret, eserdeki diyalog konularıdır. VECDİMİN PENCERESİNDEN: Sorarak, ölçerek ve şüphe ederek arayan aklın değil, doğrudan doğruya kavratan, kalb yoluyle açıkça gösteren vecd ışığı altında keyfiyetler âlemine bakış… BİR PIRILTI BİNBİR IŞIK: Çoğu Hazret-i Ömer&#8217;in hayatına ait binbir ibret levhası… İbretli sözler, menkıbeler ve ölçülerden bir demet.. Eserin ilk yayın tarihi Kasım 1986&#8242;dır.</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: gainsboro;"><span id="DataList1_ctl37_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">SENARYO ROMANLARIM</span><br />
<img id="DataList1_ctl37_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/38.gif" alt="38 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl37_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">Necip Fazıl&#8217;ın, birçoğu film haline getirilerek sinemalarda                                         gösterilmiş bütün senaryo romanları: Sen Bana Ölümü Yendirdin, Deprem (Çile), Kâtibim,                                         Villa Semer, Vatan Şairi Namık Kemal, Canım İstanbul,Ufuk Çizgisi, Son Tövbe, En                                         Kötü Patron…</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: #eeeeee;"><span id="DataList1_ctl38_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">ÇÖLE İNEN NUR</span><br />
<img id="DataList1_ctl38_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/39.gif" alt="39 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl38_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">&#8220;Eserimi&#8230; Her yıldızla her yıldız arası yollar ve yönler                                         kadar çok ve dolaşık&#8230; Dünya yolları ve yönlerinden&#8230; Biricik ulaştırıcı yolu                                         ve eriştirici yönü bana gösteren&#8230; Otuz yaşımdan sonraki hayatıma temel atan&#8230;                                         &#8220;Altun Halka&#8217;nın asrındaki en büyük kutbu&#8230; Efendim, irşad edicim, can kurtarıcım&#8230;                                         Esseyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri&#8217;nin yüce ruhaniyetine ithaf ediyorum&#8230;&#8221; 26                                         Mayıs 1972 / N.F.K. Allah Resulünün mübarek hayatları… Eserin yazılışı bir hayli                                         maceralıdır. İlk olarak 1950 tarihinde kaleme alınmış, 1952 Büyük Doğu&#8217;larında &#8220;Allahın                                         Sevgilisi&#8221; ismiyle pek kısa bir bölümü tefrika edilmiş, 1956&#8242;da bu kez &#8220;O&#8221; başlığıyla                                         yayınlanmaya başlamış, fakat yarım kalmış ve arada birkaç eksik kalan teşebbüsten                                         sonra, 1969&#8242;da nihai şekline ve ismine kavuşmuştur. Çöle İnen Nur, Siyer kitaplarının                                         alışılmış anlatımlarından farklı bir üslubu yansıtıyor. Eserin takdiminde bu farklılık                                         şöyle ifadelendirilmektedir: &#8220;Tefsir, Hadîs, siyer ve nakil olarak en emin kaynaklardan                                         devşirili ve kaynaklarını tek tek göstermek tasasından uzak bu eser, &#8220;Başlangıç&#8221;                                         yazısında da belirtildiği gibi, sadece iman sahiplerine hitap edici, hiçbir aklî                                         teftiş, tespit ve ispat gayretine düşmeyici, mutlak &#8220;doğru&#8221; üzerine hissî ve teessürî                                         bir çatı kurucu ve eğer bir kıymeti varsa onu bu noktada toplayıcı bir denemedir;                                         ve akla verdiği pay, onu bazı noktalarda yine akılla iptal etmekten ibarettir. Bu                                         bir ilim değil, sanat eseridir ve ilmin içini ve dışını tahkik selâhiyetinde olmadığı                                         mukaddes kapıya, ancak, inanmış ve teslim olmuş sanat tavriyle sokulmaktan başka                                         çare yoktur. &#8221; / N.F.K.</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: gainsboro;"><span id="DataList1_ctl39_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">SON DEVRİN DİN MAZLUMLARI</span><br />
<img id="DataList1_ctl39_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/40.gif" alt="40 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl39_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">&#8220;Bu eser, &#8216;Tarih Boyunca Büyük Mazlumlar&#8217;dan sonra beklenmesi                                         ve ona eklenmesi gereken bir bahsi çerçeveliyor. İmân ve ideal uğrunda umumi mazlumluk                                         davasının çok yakından, öz hayatımızdan, yakın tarihimizden ele alınması ve hususi                                         planda gösterilmesi… Bu yakın tarih ve hususi plân, İttihad ve Terakki ile başlayan,                                         Cumhuriyetle yerleştiğini gördüğümüz İslâm nefretinin zeminini çizer ve o zemin                                         üzerinde en kuduz zulüm kılıciyle düşürülen mazlum başların hikâyelerini anlatır.&#8221;                                         / N.F.K.</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: #eeeeee;"><span id="DataList1_ctl40_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">ÖFKE VE HİCİV</span><br />
<img id="DataList1_ctl40_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/41.gif" alt="41 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl40_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">Eser, Necip Fazıl Kısakürek&#8217;in 1947 yılından başlayarak çeşitli                                         gazete ve dergilerde &#8220;Ozan&#8221; veya &#8220;Ozanbaşı&#8221; imzasiyle yayınladığı, satirik mahiyetteki                                         günlük şaka ve fantezileriyle, nazım formu içinde anlık tespit ve öfkelerini noktalayan                                         manzumelerinden derlenmiştir. Öfke ve Hiciv&#8217;in ilk yayın tarihi, Temmuz 1988&#8242;dir</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: gainsboro;"><span id="DataList1_ctl41_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">SABIR TAŞI</span><br />
<img id="DataList1_ctl41_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/42.gif" alt="42 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl41_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">SABIR TAŞI: (3 Perde) Olayın &#8220;ezeldeki mazi ve ebeddeki istikbalde&#8221; geçtiği ifade edilen piyes, ana hatlarını eski bir Türk masalından alır. 1940&#8242;da yazılan eser, 1947 senesinde açılan bir yarışmada C. H. P sanat mükafatını kazanmıştır. Ancak Juri&#8217;nin birincilik kararı, Parti ileri gelenleri tarafından iptâl edilerek piyes yarışma dışı ilân edilmiş ve olaydaki komedi(!) günün gezetelerine aksetmiştir AHŞAP KONAK: (3 Perde) Necip Fazıl&#8217;ın 1960 İhtilalinden sonra girdiği hapishanede yazdığı ikinci piyes olan Ahşap Konak, giderek yozlaşan ve ahlakî değerlerinden uzaklaşan bir toplumu, çekirdeğinden gösteren bir temsildir. Ahşap Konak, her katında üç neslin ayrı ayrı fakat birarada ve aralarındaki korkunç anlayış ve yaşayış uçurumu içinde yaşadığı bir mekânı temsil ederken, zaman boyutunda, 1950 sonrası Türk cemiyetinin tezatlar içindeki içler acısı halini sembolize etmektedir. (Tamamlandığı tarih: Eylül 1960, Balmumcu Garnizonu) .</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: #eeeeee;"><span id="DataList1_ctl42_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">ULU HAKAN II. ABDÜLHAMÎD</span><br />
<img id="DataList1_ctl42_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/43.gif" alt="43 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl42_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">Bir biyografi yazarı olarak da dikkati çekmesi gereken Necip                                         Fazıl&#8217;ın, güttüğü toplum dâvasında Türk tarihi ve sahte inkılâplar bilmecesinin                                         &#8220;anahtar şahsiyeti&#8221; gördüğü Abdülhamid Han&#8217;ın hayatı, bu eserde bir tez, bir manifest,                                         bir dava çerçevesi halinde ortaya çıkartılmaktadır. Keşif mutlak ve orijinal olarak                                         Necip Fazıl&#8217;ındır ve bir aralık sahibini hapse kadar sürüklemiştir. &#8220;Marifet, büyük                                         kısmı kursaktan doğma uydurmalarla Abdülhamid&#8217;i konuşturmakta değil, Abdülhamid                                         hakkında konuşabilmek ve bir sentez örebilmektedir&#8221; diyen Necip Fazıl&#8217;a göre: &#8220;36                                         Türk hükümdarı arasında belki en büyüğü ve tarihî hakkı muazzam bir zat mevzuunda                                         yahudi, dönme, mason, kozmopolit ve emperyalizma ajanlariyle el ele, İttihat ve                                         Terakki eşkiyasının imal ettiği ve Cumhuriyet rejimi boyunca devamına şahit olduğumuz                                         yalancı tarihe paydos!.. Dünyada her şeyin sahtesi görülmüş, fakat ilim ve tarihin                                         devamlı yalancısına rastlanmamıştır!&#8221;</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: gainsboro;"><span id="DataList1_ctl43_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">BAŞBUĞ VELÎLERDEN 33 (Altun Silsile)</span><br />
<img id="DataList1_ctl43_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/44.gif" alt="44 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl43_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">&#8220;Velîler Ordusu&#8221; kitabında hayatı anlatılan 333 Velînin içine,                                         &#8220;Bir&#8221; sayısını Allah Resulüne verdikten sonra mukaddes emaneti O&#8217;ndan alıp günümüze                                         kadar getiren, O&#8217;nunla beraber 33 büyük ferd, esere bilhassa alınmamıştı. İşte,                                         Necip Fazıl&#8217;ın kaleminden oraya alınmayan ve hususî bir kolu, &#8220;Silsile-i Zeheb-Altun                                         Halka&#8221;yı oluşturan 33 mâna kahramanının kelâma bürünebildiği kadarıyla mukaddes                                         hayatları&#8230;</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: #eeeeee;"><span id="DataList1_ctl44_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">ÇERÇEVE 2</span><br />
<img id="DataList1_ctl44_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/45.gif" alt="45 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl44_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">Bu serinin ikinci kitabında, 1943 ile 1954 yılları arasında devre devre yayınlanan Büyük Doğu mecmualarında, &#8220;Çerçeve&#8221; ana başlığı altında yazılan fıkralar yer almaktadır. Yazıların en önemli özelliği, ele aldığı mevzuların aktüalitesini kaybetmeden günümüze kadar kendini koruyabilmiş, gayet dinamik kıymet hükümleri taşıyor olmasıdır.</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: gainsboro;"><span id="DataList1_ctl45_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">KONUŞMALAR</span><br />
<img id="DataList1_ctl45_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/46.gif" alt="46 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl45_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">Eser, çok genç yaşında üne kavuşmuş Necip Fazıl&#8217;ın 1931-1983 yılları arasında, çeşitli dergilerde, gazetelerde yahut televizyonda kendisiyle yapılan ropörtaj, anket ve sohbetlerin kronolojik bir sıra dahilinde bir araya getirilmesiyle derlenmiştir. Konuşma&#8217;lar, şiirden spora, tiyatrodan siyasete kadar hemen her mevzuda görüşüne başvurulan Necip Fazıl&#8217;ın, diğer eserlerinin fikir yumağını çözmeye ve onun fikir mizâcını anlamaya yarayacak ipuçları vermesi bakımından çok önemlidir.</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: #eeeeee;"><span id="DataList1_ctl46_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">RÂBITA-İ ŞERİFE</span><br />
<img id="DataList1_ctl46_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/47.gif" alt="47 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl46_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">&#8220;Önüne gelenin din eseri çıkardığı ve Kutsî eşyayı işportalaştırdığı bu perişanlık devrinde, hemen hiç kimsece riayet edilmeyen muazzam bir din ölçüsüne uyarak, içindeki âyet ve hadîsleri ve mübârek kelâmları asıllariyle vermediğim, böylece onları ticaret vesilesi olmaktan ve asla uyuşamayacağı ifade çerçevelerine sokulmuş bulunmaktan korumaya çalıştığım bu eser, vecd kaynağımızdan hayat iksiri değerinde bir damlacıktır ve Büyük Doğu ideâlinin tâcıdır.&#8221; / N.F.K. Necip Fazıl&#8217;ın, &#8220;her kelimesi üzerinde beynini kanatıcı ve kalemini yakıcı bir saygı, kaygı ve titizlikle&#8221; üzerine eğildiği, Abdülhakîm Arvasî&#8217;ye ait Rabıta-i Şerife, isminden de anlaşılacağı üzere, çok özel bir bahsi, &#8220;Râbıta&#8221;nın nasıl yapılacağını, usûl ve âdâbını çerçeveliyor. Kitabın ikinci bölümünde ise, Efendi Hazretlerinin ders, takrir ve mektuplarından çeşitli mevzular, Vahdet-i Vücud bahsinin geniş bir mütalâası ve &#8220;Ruh Risalesi&#8221; var.</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: gainsboro;"><span id="DataList1_ctl47_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">DOĞRU YOLUN SAPIK KOLLARI</span><br />
<img id="DataList1_ctl47_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/48.gif" alt="48 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl47_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">Kendisinden sonra ümmetinin 73 fırka olacağını, bu fırkalardan                                         da sadece birinin nura yöneleceğini haber veren Allah Resulü&#8217;nün vefatlarından sonra                                         ilk alâmetleri Hazret-i Osman zamanında görülmeye başlayan sapık itikad ve davranışlar,                                         dallardaki bütün ihtilâflı manzarasına rağmen aynı illetli kökte birleşirler: Kuru                                         akıl ve şeytanî hayal… Ümmetin temel yapısı olan Sahabi diyor ki: &#8220;O&#8217;nu dinlerken                                         öyle olurdu ki, âdetâ başımızın üstünde, kirpiğimizi kımıldatsak uçup gidecek ışıktan                                         bir kuş varmış gibi mıhlanır kalırdık.&#8221; Sahabînin temsil ettiği vecd ve teslimiyetin                                         zamanla kabuk tutmaya başlamasiyle, meydan yerini, gönül ateşi yerine tüten akıl                                         dumanının kaplaması kaçınılmazdı; öyle de oldu ve ardından, ilk olarak siyasi bir                                         ihtilâf halinde başgösteren ve daima yahudinin güttüğü ayrılık ve aykırılıklar itikadî                                         sapıklıklara yol verdi. Kitapta, &#8220;Sünnet ve Cemaat Ehli&#8221; anlayışı dışında kalan                                         batıl ve sapık kollar, ilk örneklerinden itibaren tarihî bir geliş halinde teşrih                                         edilir ve günümüze bağlanırken, gaye şöylece ifadesini bulur: Dâva, İslâmı olduğu                                         gibi bulmak, dinin ulvî ve mücerred hakikatini meydana çıkarmaktır; uydurmak ve                                         kendi hakikat vehmine feda etmek değil…</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: #eeeeee;"><span id="DataList1_ctl48_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">BAŞMAKÂLELERİM 1</span><br />
<img id="DataList1_ctl48_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/49.gif" alt="49 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl48_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">1950&#8242;nin başlarından itibaren Necip Fazıl&#8217;ın bilhassa Büyük                                         Doğu dergi ve gazetelerinde o gün veya o haftanın gündemini teşkil eden konular                                         ve baş meseleler etrafında kaleme aldığı makâleler… Bu dizinin ilk kitabında, 1952-54                                         tarihleri arasında yazılmış başmakâleler derlenmiştir.</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: gainsboro;"><span id="DataList1_ctl49_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">TASAVVUF BAHÇELERİ</span><br />
<img id="DataList1_ctl49_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/50.gif" alt="50 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl49_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">&#8220;İrşad edicim, Kurtarıcım ve Efendim Abdülhakîm Arvasî Hazretleri&#8217;ne ait, dışından öğretici mahiyette bu son asrın en büyük din eserini, en titiz sadakat, en derin dikkat ve en keskin haşyetle sadeleştirirken, kendimden ekleyeceğim biricik ölçü, Büyük Veli&#8217;nin muazzez ruhaniyetine sığınmak ve affını dilemektir.&#8221; / N.F.K. Kitapta, tarifinden başlayarak, Tasavvufun gayesi, konusu ve terimleri; Nakşî Yolunun Hususiyetleri ve ayrıca Sufî, Mutasavvıf, Melamî ve Fakir gibi tabirler izah edilmektedir.</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: #eeeeee;"><span id="DataList1_ctl50_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">ÇERÇEVE 3</span><br />
<img id="DataList1_ctl50_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/51.gif" alt="51 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl50_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">&#8220;Çerçeve&#8221; serisinin üçüncü kitabı. Hep aynı ölçüyle, Necip                                         Fazıl&#8217;ın daha ilk yazısında belirttiği, &#8220;eşya ve hadiselerin ruhunu vezneden bir                                         miyar&#8221;la hadiseleri çerçevelediği ünlü köşesi için kaleme aldığı yazılar&#8230; Bu Kitap&#8217;ta,                                         1956&#8242;da Büyük Doğu, 1964&#8242;de Bugün ve 1965&#8242;de Yeni İstanbul gazetelerinde yayınlanmış                                         Çerçeve&#8217;ler yer almaktadır.</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: gainsboro;"><span id="DataList1_ctl51_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">NAMIK KEMÂL</span><br />
<img id="DataList1_ctl51_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/52.gif" alt="52 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl51_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">Tanzimatın ilânı ve Namık Kemâl&#8217;in doğumunun 100&#8242;üncü yıldönümü                                         münasebetiyle Maarif Vekâleti tarafından 1939&#8242;da kendisine yapılan teklif üzerine                                         yazdığı bu eser, hem Necip Fazıl&#8217;ın ilk biyografisi, hem de &#8220;Ulu Hakan Abdülhamîd&#8221;                                         isimli eseriyle ortaya attığı tezlerin hazırlığı niteliğindedir. Eserde, şahsı,                                         eseri ve tesiriyle ele alınan Namık Kemâl hakkındaki toplayıcı hüküm, O&#8217;nun kucaklamaya                                         çalıştığı sanat şubelerinde şahsî bir zevk ve idrak belirtmediği, sadece tebliğci                                         bir cemiyet adamı olduğu noktasındadır.</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: #eeeeee;"><span id="DataList1_ctl52_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">HÜCUM VE POLEMİK</span><br />
<img id="DataList1_ctl52_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/53.gif" alt="53 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl52_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">Necip Fazıl, içini doldurduğu fikir ve sanat şubeleriyle eğer                                         çok köşeli bir yıldıza benzetilecek olursa, bu yıldızın en sivri ve göze batan köşesi,                                         şüphesiz ki, onun polemikçi kimliğidir. O büyük bir polemikçidir; ve aslında bu                                         büyüklüğün en iyi farkında olanlar da, onun fikir düşmanlarıdır. &#8220;Hücum ve Polemik&#8221;,                                         fikir öfkesini, kıymet hükümlerinin hamle ve irade kaynağı bilen Necip Fazıl&#8217;ın,                                         Bâbıâlide geçen 50 senelik ömrü müddetince bir an geri adım atmadığı ve sendelemediği                                         kavgasının belgeleri olarak derlenmiş ve kitaplaştırılmıştır.</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: gainsboro;"><span id="DataList1_ctl53_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">RAPOR 1/3</span><br />
<img id="DataList1_ctl53_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/54.gif" alt="54 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl53_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">1971&#8242;de Sıkıyönetimin ilaniyle 15&#8242;inci devresini kapatan Büyük Doğu dergisini dört-beş sene sonra tekrar çıkarmaya karar verer Necip Fazıl, daha hazırlık safhasında, genel bir akâmet, iktidarsızlık, fesat ve çürüme ortamiyle karşılaşınca; &#8220;Büyük Doğu çıkamaz! Ancak (Rapor 1-2-3..) diye yeni bir tarz düşünülebilir!&#8221; hükmüne varır. Raporlar, aylık yazılar şeklinde 1976 &#8211; 1980 yılları arasında 13 sayı çıkmıştır. Bu serinin birinci kitabında, ilk üç Rapor, ikinci kitabında 4&#8242;üncü, 5&#8242;inci, 6&#8242;ncı Rapor, üçüncü kitabında 7&#8242;nci, 8 &#8216;inci, 9&#8242;uncu Rapor ve dördüncü kitabında da, 10&#8242;uncu 11&#8242;inci, 12&#8242;nci ve 13&#8242;üncü Rapor birarada yayınlanmıştır.</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: #eeeeee;"><span id="DataList1_ctl54_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">RAPOR 4/6</span><br />
<img id="DataList1_ctl54_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/55.gif" alt="55 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl54_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">(Bkz. 54) Rapor 1 &#8211; 3</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: gainsboro;"><span id="DataList1_ctl55_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">RAPOR 7/9</span><br />
<img id="DataList1_ctl55_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/56.gif" alt="56 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl55_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">(Bkz. 54) Rapor 1 &#8211; 3</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: #eeeeee;"><span id="DataList1_ctl56_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">RAPOR 10/13</span><br />
<img id="DataList1_ctl56_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/57.gif" alt="57 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl56_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">(Bkz. 54) Rapor 1 &#8211; 3</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: gainsboro;"><span id="DataList1_ctl57_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">YENİÇERİ</span><br />
<img id="DataList1_ctl57_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/58.gif" alt="58 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl57_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">Yeniçeri&#8217;yi dünyanın ilk teşkilatlı ve meslekî ordusu olarak                                         gören ve gösteren Necip Fazıl&#8217;a göre, Yeniçeri, kuruluşundan sonraki ilk iki asır                                         içinde ideal askerdir ve devletinin gayesine ve ahlakına bağlıdır. Tanzimata kadar                                         sürecek olan sonraki üç asır içindeyse bizzat devlet süikastçısı bir âsidir. Yeniçerinin                                         bu çöküşü, ruhî ve sosyal bir müessire, iman vecd ve aşkının gönüllerden uçup gitmesine                                         bağlıdır ve Yeniçeri, bu korkunç ve hazin tecelliyi göstermekte sadece bir vesiledir.                                         Bu eser, müellifinin bizzat belirttiği gibi, tarihî rezalet ve fecaatlerin bir hikâyesi                                         olarak kaleme alınmış olmaktan ziyade, Yeniçerinin işe nereden başlayıp, işi nerede                                         bitirdiğini göstermek ve bunun ruhî ve sosyal müessirlerini çerçevelemek gayesiyle                                         yazılmıştır.</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: #eeeeee;"><span id="DataList1_ctl58_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">REŞAHAT</span><br />
<img id="DataList1_ctl58_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/59.gif" alt="59 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl58_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">Tasavvufî hikmetleri ve evliyâ menkıbelerini anlatan temel                                         eserlerin önde gelenlerinden biri olan, Mevlana Safiyüddin Hazretlerine ait Reşahat                                         isimli eserin, &#8220;Necip Fazıl üslûbu&#8221; ile sadeleştirmesi ve özleştirilmesi… Eserde                                         Silsile-i Zehebe bağlı velîlerin menkıbeleri yanında, Abdülhalik Gücdevanî Hazretlerinin                                         sistemleştirdiği Yolun Temel Ölçüleri ve Hoca Ubeydullah Ahrar Hazretlerinin hayatı                                         anlatılmaktadır.</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: gainsboro;"><span id="DataList1_ctl59_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">BAŞMAKÂLELERİM 2</span><br />
<img id="DataList1_ctl59_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/60.gif" alt="60 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl59_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">Başmakâle dizisinin ikinci kitabı, 1956&#8242;da günlük ve 1959&#8242;da                                         haftalık olarak yayınlanan Büyük Doğu dergilerinde yayınlanmış bütün makâlelerinin                                         biraraya getirilmesiyle oluşmakta. Kaleme alındığı tarihî dönem ve özellikle Necip                                         Fazıl &#8211; Menderes ilişkisi düşünüldüğünde makâleler ayrı bir önem kazanmaktadır.                                         Hele ki, 1959 senesinin son aylarında yazılan ve birçok insan tarafından ibretle                                         okunup saklanan &#8220;1960 Son Vade&#8221; başlıklı makâle, çok geçmeden gelen ve Menderes                                         hükümetinin bütün vâdelerini dolduran İhtilâlle birlikte daha iyi anlaşılabilmiştir.</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: #eeeeee;"><span id="DataList1_ctl60_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">MEKTÛBAT</span><br />
<img id="DataList1_ctl60_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/61.gif" alt="61 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl60_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">İmam-ı Rabbânî Hazretlerine ait Mektubat&#8217;ı, &#8220;Allah ve Resulünün                                         kitaplarından sonra dinin en büyük eseri&#8221; ifadesiyle takdim eden Necip Fazıl&#8217;ın                                         bu kıymetli eserden sadeleştirdiği mektup parçalarından bir demet… Vaktiyle Büyük                                         Doğu dergilerinde yayınlanmış mektuplar, 1&#8242;den 24&#8242;üncü mektuba kadar eksiksiz olarak                                         sadeleştirilmiş, daha sonrakiler ise konularına göre bir tercihe tabi tutulmuştur.</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: gainsboro;"><span id="DataList1_ctl61_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">BAŞMAKÂLELERİM 3</span><br />
<img id="DataList1_ctl61_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/62.gif" alt="62 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl61_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">1960 ihtilâlinde zindana 74 kilo olarak girip oradan 57 kilo                                         çıkan Necip Fazıl, ferdiyetine tam kapanmakla cemiyete tam açılmanın yol ayrımında,                                         dış şartların bütün olumsuzluğuna rağmen kendini bulur bulmaz, Yeni İstiklal gazetesinde                                         makalelerine başlamış, ardından da Büyük Doğu&#8217;yu tekrar çıkarmıştır. Başmakale dizisinin                                         bu üçüncü kitabı, O&#8217;nun 1960 sonrası kaleme aldığı makâleleri içermektedir.</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: #eeeeee;"><span id="DataList1_ctl62_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">ÇERÇEVE 4</span><br />
<img id="DataList1_ctl62_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/63.gif" alt="63 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl62_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">Çerçeve serisinin dördüncü kitabı. Bu Kitap&#8217;ta yer alan yazılar,                                         1966-1977 tarihleri arasında kaleme alınmıştır.</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: gainsboro;"><span id="DataList1_ctl63_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">GÖNÜL NİMETLERİ</span><br />
<img id="DataList1_ctl63_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/64.gif" alt="64 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl63_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">İmam Kastalanî&#8217;nin, Allah Resulü&#8217;nün hayatını anlatan &#8220;El-Mevahibü&#8217;l                                         Ledüniyye&#8221; eserini, Gönül Nimetleri ismiyle, Şair Bâki çevirisinden kendi üslubuna                                         dökerek günümüz diline aktaran Necip Fazıl, kitaba yazdığı takdimde, dikkatleri                                         şu noktaya çekmektedir: &#8220;Okuyucuların Kainatın Efendisine ait bu eseri, benzerleri                                         arasında en eminlerden biri tanımalarını diler ve bu mukaddes mevzu karşısında haşyetle                                         susmaktan ve eseri tatmaya çalışmak tavsiyesinden başka söz olmadığını bildiririz…&#8221;</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: #eeeeee;"><span id="DataList1_ctl64_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">EDEBİYAT MAHKEMELERİ</span><br />
<img id="DataList1_ctl64_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/65.gif" alt="65 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl64_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">EDEBİYAT MAHKEMELERİ: Bu başlık altında, 1945 Büyük Doğu dergilerinde neşredilmiş yazılarda, edebiyat dünyamızın ünlü isimlerinden Tevfik Fikret, Yahya Kemal, Mehmet Akif ve Nurullah Ataç, mizah üslûbuyla bir mahkeme mizanseni içinde kritik ediliyor. Ayrıca farklı zaman ve mekanlarda Necip Fazıl nezaretinde yapılan sohbet toplantılarında &#8220;Tevfik Fikret&#8221; ve ayrı bir bahis olarak &#8220;şiir&#8221; ele alınıyor. DOĞU EDEBİYATI: Doğu edebiyatına kısa ve genel bir girişten sonra, Arap Edebiyatı bölümünde &#8220;Muallakat-ı Seb&#8217;a&#8221; şairleri; Fars edebiyatı bölümünde ise Baba Tahirden başlayarak ilk şehnameciler ve Firdevsi, hayatı, edebi kıymeti ve eserlerinden örneklerle anlatılıyor, Mısır Edebiyatı bölümünde Papiruslar üzerine yazılmış Annana isimli bir kâhine ait en eski bir hikayenin tercümesi bulunuyor. Eserin son bölümünde ise Doğunun Büyükleri başlığı altında, Nizami, El-Maarri, Ömer Hayyam, İbn-i Fariz ve Sadi ele alınmış ve eserlerinden oldukça hacimli tercümeler yapılmıştır. DİL RAPORLARI: &#8220;Zavallı Türkçe&#8221; ve &#8220;Dil Laboratuarından&#8221; ana başlıkları altında bir taraftan lisana dair ölçüler verilirken, diğer taraftan, &#8220;teşhis&#8221;le birlikte, Türk dilinin içine sürüklendiği kaostan çıkması için çarelerin neler olabileceği üstünde duruluyor.</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: gainsboro;"><span id="DataList1_ctl65_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">ÇERÇEVE 5</span><br />
<img id="DataList1_ctl65_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/66.gif" alt="66 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl65_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">Çerçeve serisinin beşinci kitabı. Bu Kitap&#8217;ta, 10 Mart &#8211; 26 Aralık 1978 tarihleri arasında bir gazetede yayınlanmış fıkralar bir araya getirilmiştir.</span></td>
</tr>
<tr>
<td style="color: black; background-color: #eeeeee;"><span id="DataList1_ctl66_EserAdiLabel" style="font-weight: bold; font-size: medium; font-style: normal; font-family: Verdana;">HÂDİSELERİN MUHASEBESİ 1</span><br />
<img id="DataList1_ctl66_Image1" style="border-width: 0px;" src="http://www.ustadnfk.com/books/67.gif" alt="67 Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri"  title="Necip Fazıl Kısakürek   Bütün Eserleri" /><br />
<span id="DataList1_ctl66_EserAciklamasiLabel" style="font-weight: normal; font-style: italic; font-family: Verdana;">Eser, &#8220;gündelik politika tekerlemeciliği sanatkârın ulvî faaliyetine yakışmayan bir iş olduğu kadar, benim de işim değildir!&#8221; diyen Necip Fazıl&#8217;ın sosyal ve siyasî olaylar üzerindeki duyuş ve görüş vazifesiyle &#8220;Hâdiselerin Muhasebesi&#8221; başlığı altında ve (Be-De) imzası kullanarak kaleme aldığı yazılarının 1. cildidir. Bu serinin ilk kitabında, günümüzde ibretle okunması gereken 1943-1949 yılları arasındaki hâdiselerin muhasebesi yapılmaktadır.</span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zaruret.com/genel/necip-fazil-kisakurek-butun-eserleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;nin Nüfusu Ne Kadar ?</title>
		<link>http://www.zaruret.com/genel/turkiyenin-nufusu-ne-kadar.html</link>
		<comments>http://www.zaruret.com/genel/turkiyenin-nufusu-ne-kadar.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 10:44:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[70 milyon insan]]></category>
		<category><![CDATA[nüfus işleri genel müdürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[nüfus istatistikleri]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye nüfus artış hızı]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye nüfus sayımı]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye ve nüfus]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyenin nüfusu]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyenin nüfusu ne kadar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zaruret.com/?p=382</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye&#8217;nin nüfusu ne kadar?
Türkiye nüfusu 31 Aralık 2009 itibariyle 72 milyon 561 bin 312 kişi oldu.
Türkiye’nin nüfusu 2009 sonu itibariyle 72 milyon 561 bin 312 kişi olduğu belirlendi. Nüfusun 36 milyon 462 bin 470&#8242;ni erkekler, 36 milyon 98 bin 842&#8217;sini ise kadınlar oluşturdu. 2009 yılında Türkiye’nin yıllık nüfus artış hızı binde 14.5 olarak gerçekleşti.
TÜİK, 2009  <a href="http://www.zaruret.com/genel/turkiyenin-nufusu-ne-kadar.html" class="more-link">More &#62;</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye&#8217;nin nüfusu ne kadar?</strong><br />
Türkiye nüfusu 31 Aralık 2009 itibariyle 72 milyon 561 bin 312 kişi oldu.</p>
<p>Türkiye’nin nüfusu 2009 sonu itibariyle 72 milyon 561 bin 312 kişi olduğu belirlendi. Nüfusun 36 milyon 462 bin 470&#8242;ni erkekler, 36 milyon 98 bin 842&#8217;sini ise kadınlar oluşturdu. 2009 yılında Türkiye’nin yıllık nüfus artış hızı binde 14.5 olarak gerçekleşti.</p>
<p>TÜİK, 2009 Adrese Dayalı Nüfus Sayımı sonuçlarını açıkladı. Yerleşim yeri nüfusları, 2007 yılında kurulan ve İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü (NVİGM) tarafından güncellenen Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’nden (ADNKS) alınan nüfusla birlikte kurumsal yerlerde kalan nüfus dikkate alınarak hesaplandı. Kurumsal yerlerde (kışla, cezaevi, huzurevi, üniversite öğrenci yurtları gibi) kalanlar uluslararası tanım gereği ikamet adreslerinde değil, kurumsal yerlerin bulunduğu yerleşim yeri nüfusuna dahil edildi. Ayrıca il, ilçe, belediye, köy ve mahallelere göre nüfuslar belirlenirken, NVİGM tarafından, ilgili mevzuat ve idari kayıtlar uyarınca Ulusal Adres Veri Tabanı’nda (UAVT) yerleşim yerlerine yönelik olarak yapılan, idari bağlılık, tüzel kişilik ve isim değişiklikleri de dikkate alındı.</p>
<p><strong>-NÜFUSUN YÜZDE 50.3’ÜNÜ ERKEKLER OLUŞTURDU-</strong></p>
<p>Buna göre, 31 Aralık 2009 tarihi itibarıyla Türkiye nüfusu 72 milyon 561 bin 312 kişi oldu. 2008 yılında Türkiye’nin nüfusunun 71 milyon 517 bin 100 kişi olduğu belirlenmişti. 2009 yılında nüfusun yüzde 50.3’üne denk gelen 36 milyon<br />
462 bin 470’ini erkekler, yüzde 49.7’sine denk gelen 36 milyon 98 bin 842’sini ise kadınlar oluşturdu.</p>
<p><strong>-NÜFUS ARTIŞ HIZI BİNDE 14.5-</strong></p>
<p>Geçen yıl Türkiye’nin yıllık nüfus artış hızı binde 14.5 olarak gerçekleşti. 2009 yılında 81 ilden, 67’sinin nüfusu bir önceki yıla göre artarken, 14 ilin nüfusu azaldı. Nüfus artış hızı en düşük olan ilk üç il binde 40 ile Tunceli, binde 37 ile Ardahan ve binde 18.1 ile Kars oldu. Nüfus artış hızı en yüksek olan ilk üç il ise sırasıyla binde 49.4 ile Çankırı, binde 45 ile Bilecik ve binde 32.2 ile Isparta olduğu belirlendi.</p>
<p><strong>-NÜFUSUN YÜZDE 75.5’İ İL VE İLÇE MERKEZLERİNDE YAŞIYOR-</strong></p>
<p>Türkiye nüfusunun yüzde 75.5’i il ve ilçe merkezlerinde yaşadığı görüldü. Nüfusun 54 milyon 807 bin 219’u il ve ilçe merkezlerinde ikamet ederken, 17 milyon 754 bin 93’ü ise belde ve köylerde yaşadığı belirlendi. İl ve ilçe merkezlerinde yaşayan nüfus oranının en yüksek olduğu il yüzde 99 ile İstanbul, en düşük olduğu il ise yüzde 31.9 ile Ardahan oldu.</p>
<p><strong>-NÜFUSUN YÜZDE 17.8’İ İSTANBUL’DA İKAMET EDİYOR-</strong></p>
<p>Toplam nüfusun yüzde 17,8’ine denk gelen 12 milyon 915 bin 158 kişi İstanbul’da ikamet ettiği görüldü. Bunu sırasıyla yüzde 6.4 ile Ankara, yüzde 5.3 ile İzmir, yüzde 3.5 ile Bursa, yüzde 2.8 ile Adana takip etti. Ankara’da 4 milyon 650 bin 802, İzmir’de 3 milyon 868 bin 308, Bursa’da 2 milyon 550 bin 645 kişi, Adana’da ise 2 milyon 62 bin 226 kişinin yaşadığı belirlerdi.</p>
<p><strong>-NÜFUSUN YARISI 28,8 YAŞINDAN KÜÇÜK-</strong></p>
<p>Türkiye’de ortanca yaş grubunun 28,8 olduğu tespit edildi. Ortanca yaş erkeklerde 28,2 iken, kadınlarda 29,3 olduğu görüldü. İl ve ilçe merkezlerinde ikamet edenlerin ortanca yaşı 28,7, belde ve köylerde ikamet edenlerin ortanca yaşı ise 29,1 oldu.</p>
<p><strong>-NÜFUSUN YÜZDE 67’Sİ ÇALIŞMA ÇAĞINDA-</strong></p>
<p>15-64 yaş grubunda bulunan çalışma çağındaki nüfus, toplam nüfusun yüzde 67’sini oluşturdu. Nüfusun yüzde 26’sı 0-14 yaş grubunda, yüzde 7’si ise 65 ve daha yukarı yaş grubunda bulunduğu belirlendi.</p>
<p><strong>-KİLOMETREKAREYE 94 KİŞİ DÜŞTÜ-</strong></p>
<p>Nüfus yoğunluğu olarak ifade edilen “bir kilometrekareye düşen kişi sayısı” Türkiye genelinde 94 kişi olduğu tespit edildi. Bu sayı illerde 11 ile 2 bin 486 kişi arasında değişiklik gösterdi. İstanbul 2 bin 486 kişi ile nüfus yoğunluğunun en fazla olduğu il oldu. Bunu 421 kişi ile Kocaeli, 322 kişi ile İzmir, 249 kişi ile Hatay ve 245 kişi ile Bursa izledi. Nüfus yoğunluğunun en az olduğu il ise 11 kişi ile Tunceli olduğu görüldü. Yüzölçümü büyüklüğüne göre ilk sırada yer alan Konya’nın nüfus yoğunluğu 51, yüzölçümü en küçük olan Yalova’nın nüfus yoğunluğu ise 239 olduğu belirlendi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zaruret.com/genel/turkiyenin-nufusu-ne-kadar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gölgeler</title>
		<link>http://www.zaruret.com/genel/golgeler.html</link>
		<comments>http://www.zaruret.com/genel/golgeler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 Jan 2010 00:24:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Necip Fazıl Kısakürek]]></category>
		<category><![CDATA[gölgeler]]></category>
		<category><![CDATA[gölgeler beyti]]></category>
		<category><![CDATA[gölgeler şiiri]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl gölgeler]]></category>
		<category><![CDATA[semavi ülkeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zaruret.com/?p=259</guid>
		<description><![CDATA[Gölgeler
Gönlüm uçmak dilerken semavi ülkelere;
Ayağım takılıyor yerdeki gölgelere&#8230;
Necip Fazıl Kısakürek
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gölgeler</strong></p>
<p>Gönlüm uçmak dilerken semavi ülkelere;<br />
Ayağım takılıyor yerdeki gölgelere&#8230;</p>
<p><strong>Necip Fazıl Kısakürek</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zaruret.com/genel/golgeler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Slayt gösterisi nasıl yapılır?</title>
		<link>http://www.zaruret.com/genel/gerekli-bilgiler/slayt-gosterisi-nasil-yapilir.html</link>
		<comments>http://www.zaruret.com/genel/gerekli-bilgiler/slayt-gosterisi-nasil-yapilir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Jan 2010 15:27:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgi Mahzeni]]></category>
		<category><![CDATA[hazır slaytlar]]></category>
		<category><![CDATA[microsoft power point]]></category>
		<category><![CDATA[power point]]></category>
		<category><![CDATA[power point slayt]]></category>
		<category><![CDATA[slayt]]></category>
		<category><![CDATA[slayt çeşitleri]]></category>
		<category><![CDATA[slayt gösterileri]]></category>
		<category><![CDATA[slayt gösterisi]]></category>
		<category><![CDATA[slayt gösterisi nasıl yapılır]]></category>
		<category><![CDATA[slayt hazırlama]]></category>
		<category><![CDATA[slayt nasıl yapılır]]></category>
		<category><![CDATA[slayt yapma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zaruret.com/?p=251</guid>
		<description><![CDATA[Slayt gösterisi Microsoft&#8217; un yüklemesiyle gelen program olan Power Point ile yapılır.Power Point hakkında ilgili bir siteden ayrıtılı bilgi alsan daha iyi olur ama yüzeysel geçersek(zaten slayt yapmak basit bir olaydır). Power Point i açarsın ilk gelen sayfada sana yazı eklemen gerektiğini yazan bölümler var oralara yazı ekleyebilirsin.Bu slayta yukarıdaki pencerelerden özel animasyon ekleyebilirsin.Dediğim gibi  <a href="http://www.zaruret.com/genel/gerekli-bilgiler/slayt-gosterisi-nasil-yapilir.html" class="more-link">More &#62;</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Slayt gösterisi Microsoft&#8217; un yüklemesiyle gelen program olan Power Point ile yapılır.Power Point hakkında ilgili bir siteden ayrıtılı bilgi alsan daha iyi olur ama yüzeysel geçersek(zaten slayt yapmak basit bir olaydır). Power Point i açarsın ilk gelen sayfada sana yazı eklemen gerektiğini yazan bölümler var oralara yazı ekleyebilirsin.Bu slayta yukarıdaki pencerelerden özel animasyon ekleyebilirsin.Dediğim gibi görsel bir kaynak bulabilirsen oldukça işine yarayacaktır.Sonra bu projeni direkt sunu şeklinde kaydedersen power point dosyası halinde kaydeder.Ama power point gösterisi şeklinde kaydedersen tıklamayla açılan bir dosya elde edebilirsin&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zaruret.com/genel/gerekli-bilgiler/slayt-gosterisi-nasil-yapilir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
