![]() |
|
|||||||
| Esrarengiz - Sıradışı Olaylar Sıradışı Olaylar, Parapsikolojik, esrarengiz, sıradışı olaylar.. Reenkarnasyon anıları ve daha fazlası içerde. |
| Tags: 1987, ankara, baska, berrin turkoglu, esrarengiz, gizemli, nevin gur, olum, parapsikoloji, siradisi, yasam, yasamin baska bolumu |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Arama | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
![]() Üyelik tarihi: Jan 2008
Nerden: Odam :)
Yaş: 17
Mesajlar: 1.040
Tecrübe Puanı: 10 ![]() |
ÖLÜM YAŞAMIN BİR BAŞKA BÖLÜMÜDÜR....
Tarih: 02.05.1987 Yer: Ankara Olayı Yaşayan: Nevin Gür - Ben ölümden sonra hayatın olduğuna inanıyorum. Çünkü böyle olduğunu biliyorum. Bu inan o deneyden sonra başladı. Böyle olduğunu bilmek ise bana çok şey kazandırdı.
Liseyi bitirdiğim yıl ailemle yaz tatiline çıkmıştık. Akdeniz kıyılarındaki çeşitli sayfiye yerlerinde 2-3 gününde Silifke'de kamp kurmuştuk. Arkadaşlarımın anlattığı Kız Kalesi'ni görmek, beni çok mutlu etmişti. Sabahın erken saatlerinde kaleye doğru yüzmek için hazırlık yapıyordum. Midemde hafif bir ağrı, biraz da bulantı vardı. Denizde rahatlayacağımı düşünerek yüzmeye başladım. Kısa bir süre sonra midemde şiddetli kramplar başladı. Geri dönmek istedim. Kıyıdan çok uzaklaşmıştım. Bütün gücümü toplayarak kıyıdaki insanlara el sallayıp bağırmaya başladım. Son hatırladığım şey buydu.... Ondan sonrası ise koyu bir karanlık... Kendime geldiğimde benliğimin ya da bilinçli halimin havada asılı gibi durduğunu, bedenimin ise yatakta olduğunu fark ettim. Ben bedenimden ayrılmıştım ve çok korkuyordum.... Yatakta yatan bedenimin görüntüsü ise öylesine kötüydü ki... Doktorları izlemeye başladım. Büyük sayılabilen bir makineden aldıkları iki metal plakayı göğsüme koyduklarında, bedenimin hava sıçradığını görüyordum. Bunu üç kere yaptılar. Yapılan şeyler bana çok anlamsız gelmişti ya da sıkılmıştım, bilemiyorum. Olayın benimle ilgili olması beni hiç enterese etmiyordu. Çok huzur veren bir hafifliğim vardı. Oradan uzaklaşmak istedim ve o anda bunu başardım. Yükseliyordum... Tavanı nasıl aştım bilemiyorum ama çok aydınlık bir ışığa doğru yükseliyordum. Hemen sonra yalnız olmadığımı fark ettim. Kim olduklarını göremiyordum. Sanki bana içimi, benliğimi ısıtan, parlatan bir tür fosforlu ışık yolluyorlardı. Bu güzel ışık akımından hemen sonra, geçmişteki hayatımı seyretmeye başladım. Öylesine hoş bir andı ki.... Unutmuş olduğum çocukluk anılarım tüm detaylarıyla gösteriliyordu. Anlatılmak istenen şey; sanki dünyada yaptığımız her şeyin burada kayıtlı olduğuydu. Ya da ben öyle düşündüm, bilemeyeceğim.... Bu yaşıma kadar öğrendiğim, bildiğim şeylerin (ölmek ve ölümle ilgili) yanlış olduğunu algıladım. Ölüm benim düşündüğümden çok daha farklı bir şeydi.... " Eğer ölüm buysa, mutlak son ne ? Yoksa ölümle yok olmak sadece bedenin yok olmasından mı ibaret ? " İşte bütün bunları düşünürken nerden geldiğini anlayamadığım bir ses: - " Sorduğun sorunun cevabı gördüklerinde saklı. Geri dönmen gerektiği için sana şu anda söyleyebileceğimiz tek şey şu; Ölüm yaşamın başka bir bölümüdür ! .... " Bu sözleri duyduktan sonra etrafıma bakmak istedim ama başaramadım. Kendimi sis ya da dumanın içindeymiş gibi algılıyordum. Geri dönme vaktim geldiği söylendi. Oysa ben kalmak ve öğrenmek istediğim sorulara yanıt almak istiyordum. Her şeyin yolunda olduğundan o kadar emindim ki.... Bana bir yerlerden hızla akan ve beni adeta yıkayan öylesine güzel huzur dolu bir ortamdaydım ki, geri dönmeyi düşünmek bile istemiyordum. O anda içinde bulunduğum gri sis dalgalarının içinden sıyrılıp, inanılmaz güzellikteki renklerin ve ışığın içinde buldum kendimi..... Dünyadaki hiçbir şeyi örnek alarak gösteremeyeceğim bir ışık ve renk bulutuydu... Bu güzel manzaranın arkasındaki boşlukta annem gösterildi bana. Gerçekten büyük bir acı içinde çırpınıyordu. Ayaklarında ayakkabı yoktu ve ayaklarının altından kanlar akıyordu. Onu hastaneye doğru koşarken gördüm. Tekrar bana yönelen bir soruyla annemin görüntüsü kayboldu: - Hala gerçekten burada kalmak istiyor musun ? Yoksa yarıda bıraktığın görevlerini yapmak ve zamanı gelince buraya dönmek mi istiyorsun ? " Tesir altında kalmamamı sağlayan bir ses tonuydu bu.... Karar benim kararım olacaktı.... Burada kalmayı kabul edersem, tamamladığım hayatım yüzünden benim ve bağlı bulunduğum kişilerinde görevlerini engelleyeceğimi anladım. Onlarla birlikte ilerleyerek planın bu büyük bir parçasını bitirmek ve zamanı gelince buraya tekrar dönmek şansımın olduğunu anladığımda aşağıda doğru kaymaya başladım.... Gözlerimi açtığımda oksijen balonunun içindeydim. Yani yoğun bakım ünitesinde.... Oksijen balonunun arkasından etrafı seyretmeye çalıştım. Doktorlar ve hemşireler dikkatle bana bağlı makineleri izliyorlardı. Gözlerimi açtığım gören doktorlardan biri ellini havaya kaldırarak zafer işareti yaptı... Herkes çok mutluydu. Yavaşça annemin içeri aldılar. Annemin sargı beziyle sarılı ayaklarına baktım ! Gülümsedim ve uyumak için gözlerimi kapattım.... |
|
|
|