“Deprem GerçeÄŸi ve Çanakkale’ konulu panele Rektör Prof. Dr. Sedat Laçiner’in sözleri damga vurdu. Türk toplumunun her felaketle ıslah olduÄŸunu savunan Prof. Dr. Laçiner, “KeÅŸke her yıl deprem olsa da biz öğrene öğrene bu iÅŸin idealini almış olsak” dedi.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Çanakkale Meslek Yüksekokulu ve Akademi Çanakkale DerneÄŸi’nin birlikte düzenlediÄŸi “Deprem GerçeÄŸi ve Çanakkale’ konulu panele Rektör Prof. Dr. Sedat Laçiner de katıldı.
TerzioÄŸlu YerleÅŸkesi Troia Kültür Merkezi’ndeki paneli, Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna, Çanakkale BoÄŸaz ve Garnizon Komutanı TuÄŸamiral Hasan DoÄŸan, Belediye BaÅŸkan Vekili OÄŸuz Teoman ile çok sayıda bürokrat, akademisyen ve öğrenci izledi.
Panelde Prof. Dr. Hasan Orhun Köksal, Prof. Dr. Rahmi Nurhan Çelik, Doç. Dr. OÄŸuz GündoÄŸdu, İnÅŸaat Yüksek Mühendisi Namık Güver, Jeoloji Mühendisi Cem Demir konuÅŸmacı olarak yer aldı. Ancak, panele konuÅŸmacıların deÄŸil, ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner’in sözleri damgasını vurdu. Panelin açılında kürsüye çıkan Prof. Dr. Laçiner’in söyledikleri salonda deprem etkisi yarattı.
‘KeÅŸke her yıl deprem olsa’
ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Laçiner, açılış konuÅŸmasında Türk olmakla gurur duyduÄŸunu ancak, Türkler’in bazı konularda ciddi eksikleri olduÄŸunu düşündüğünü söyledi.
Bu eksiklerden en önemlisinin bilimden istifa etme olduÄŸuna dikkat çeken Prof. Dr. Laçiner şöyle konuÅŸtu: “Türk halkı pek çok ÅŸeyi deneme, yanılma yöntemiyle öğreniyor. Ciddi kayıplar vermeden, ciddi maliyetleri ödemeden bazı ÅŸeyleri öğrenemiyor. Bunların başında da deprem geliyor. Başımıza gelmeden önlem almayan bir topluluÄŸuz ne yazık ki. Disiplin ve önlem alma konusunda bazı sorunlarımız var.
Rahmetli İsmet İnönü’den bir anekdotla belki bunu izah etmek daha kolay. Diyor ki İnönü ‘Türk’e deseniz ki ÅŸurada bir kör kuyu var. Derin, dibi kayalarla dolu. At kendini oradan aÅŸağıya ülke kurtulacak. Türk evladı hiç düşünmez, kendisini o kuyuya atar. Kayalarda parçalanacağını bile bile ülkesini kurtarır.
Ama aynı Türk’e deyin ki. Ülkenin kurtulmasını istiyorsan, o kuyuya her gün bir çakıl taşı atacaksın. 3, 5 gün sonra o iÅŸi yapmayı bırakır.’ Bu çok kötü bir hastalık ve bedelini çok ağır ödüyoruz. Deprem konusunda İzmit ve Van’da gördük. Ne yazık ki Van’dan sonraki düzelmelere baktığımız zaman bile ideal bir tabloyu göremiyoruz.
Demek ki bir İzmit, bir Van depremine daha ihtiyaç var gibi geliyor. Yani her felaketle ıslah olan bir toplum. O zaman da ne diyorsunuz ‘KeÅŸke her yıl deprem olsa da biz öğrene öğrene bu iÅŸin idealini almış olsak. Yani Japonya gibi bir ülke olsaymış Türkiye, demek ki çok daha hızlı öğrenecekmiÅŸiz”
‘Moral bozalım diye bunları anlatmıyorum’
Çanakkale’nin deprem riski gerçeÄŸine de deÄŸinen Prof. Dr. Laçiner konuÅŸmasını şöyle tamamladı: “Hiç kimse kendisini kandırmasın. Çanakkale deprem konusunda en kötü illerden birisi. Burayı elbirliÄŸiyle, hep birlikte yaptık. Berbat bir kent ortaya çıktı. Sokakları dar, binaları, temelleri zayıf, inÅŸaat kalitesi çok düşük. Kentin büyük bir kısmı deprem olduÄŸu zaman yıkılabilecek bir halde. Bazı mahalleler ciddi bir depremde aranıp da bulunabilir mi? Ondan bile şüphem var. Moral bozalım diye bunları anlatmıyorum. Bir gerçek ile yüzleÅŸmemiz lazım. Bir yerde bu gidiÅŸata “Dur’ dememiz lazım. Bunun da bedelsiz olma ihtimali yok. Ya ekonomik bedel ödeyeceÄŸiz, ya da evlatlarımızla, canlarımızla bu bedeli ödeyeceÄŸiz. Oturup düşünmemiz lazım. Acaba bir kent mi inÅŸa ettik, yoksa tabut mu inÅŸa ettik? Bir ona dönüp bakmamız lazım.”





